28 Mart 2017 Salı29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 14°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 89.695 -0.76
  • Altın: 145,860 1.00
  • Dolar: 3,6136 0.05
  • Euro: 3,9258 0.61

Denklem ve paradigma değişiyor!

Yiğit Bulut

Türkiye’de özellikle ekonomik-siyasi denklemdeki son gelişmeleri sorgulayanlar, hala klasik sistem üzerinden sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışıyorlarsa ve hala eski alışkanlıklara göre çıkarımlar yapıyorlarsa, çıkarımlara varmaları çok zor ! Lineer gözlemler ve lineer sorgulamalar, sıçrama yapan GERÇEĞİMİZİ anlamanıza imkan vermez !

Sevgili dostlar, gelişmelerin odağında “değişenler” var ! Herşeyden önce sistem değişiyor ve YENİ DENKLEMİN merkezinde “SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI” gerçeği var...

Peki “lineer-doğrusal sebep-sonuç ilişkisi” kuranlar yaşananları neden analiz edemiyorlar ?

Sevgili dostlarım, gelişmeleri eski anlayış ve alışkanlık ile analiz edip de “sonuca” varamayanlar, değişen denklem ve gerçeği idrak edemedikleri için zorlanıyorlar...SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANLIĞI gerçeği idrak edilip denklemler buna göre sorgulanınca başta güç merkezleri dahil birçok tanımlama değişiyor...Bu tespitler eşliğinde varılan sonuç net; değişimi doğru gözlemleyip, taşları yerine oturtabilenler, doğru sebep-sonuç ilişkisini kurabilirler...

Peki konuya neden buradan girdim ve bu girişi neden yazdım ?

Nedeni çok açık; eski denklem ile “elde edilmesi imkansız” ekonomik başarıların da önü açıldı ve Türkiye yeni bir “ekonomil model’i”  sorgularken, denklemin ve modelin de “özü” değişiyor...

Sevgili dostlar, bu giriş sonrası gelelim yeni modeli daha doğrusu “üretim-vizyon” odaklı modeli tanımlamaya...

Nasıl bir Türkiye modeline geçiyoruz?

Bu sorgulama bugün satırlarımıza sığmaz ! Konuya bir sonraki yazıda kaldığımız yerden devam edeceğiz !

Sonuç : 1946-2003 arasında Türkiye ekonomisi asla “üretim-bilgi-vizyon temelli” olmadı. Montaj endüstrisine dayanan sanal üretim ve arkasında “dağ gibi faiz ile” halkın varlıklarını emen bir yapı sürekli çalıştı...Bizler “ülkenin birşey yaptığını” düşünürken, yapar gibi görünenler “faaliyet dışı kar” şapkası altında halkın 2 trilyon dolardan fazla bir varlığını “faiz+anapara” olarak emdiler. O dönemdeki Siyasi İrade’nin bu süreçte “o sınıfa aktardığı” varlık ve rant bu paranın dışında...

Son söz : 2008 sonrası, o dönemin Başbakan’ı olan Sayın Cumhurbaşlanımız Erdoğan’ın “IMF’siz devam kararı” ve ekonomideki yönetime damgasını vurmaya başlaması ile, Türk ekonomisi “Bilgi Temelli Modele” doğru hızla ilerlemeye başladı...Türkiye değişecek, değişiyor, büyüyecek, büyüyor ve en önemlisi üretiyor ama ÇOK DAHA FAZLA ÜRETECEK...Bir sonraki yazıda devam edeceğiz !

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.