22 Ekim 2017 Pazar1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:50Güneş 07:16Öğle 12:56İkindi 15:51Akşam 18:22Yatsı 19:42
    • 26°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 25°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

O nesil

Ahmet Taşgetiren

O nesil, “Semi’na ve ata’na - İşittik ve itaat ettik” diyen nesildi. O nesil Peygamber’in çağırdığı dava için canını ortaya koyan nesildi. 

Ama o nesil aynı zamanda bir savaş nizamı söz konusu olduğunda “Bu kararınız Allah’ın vahyine mi dayanıyor, yoksa kendi görüşünüze mi?” diye soran, “Kendi görüşüme” dendiğinde de, mesela “Bu savaş nizamını şöyle şöyle yapsak daha iyi olabilir” diyen nesildi. O nesil Hazreti Peygamber’in de “Kim oluyorsunuz da benim sözüm üzerine söz söylüyorsunuz” demediği nesildi.

O nesil Halife (devlet başkanı) yanlış yaptığında onu kılıçlarıyla düzelteceğini bizzat Halife’nin yüzüne karşı söyleyen ve Halife’nin de “Yanlış yaptığımda beni tashih edecek bir toplumu yönettiğim için Allah’a hamdediyorum” dediği nesildi.

O nesil, Halife, evlilikleri zorlaştırdığı gerekçesiyle kadınların mehrini sınırlamaya yöneldiğinde içinden, üstelik Mescid’de, üstelik Halife minberde konuşurken, “Sen hangi hakla Allah’ın Kur’an’da kantar kantar bile verilebileceğini bildirdiği bir hakkı sınırlamaya kalkıyorsun” itirazını yapacak “Kadınlar” çıkaran bir nesildi.

Hudeybiye anlaşmasının yapıldığı sıradaki gerilim, o neslin Hazreti Peygamber’le ilişkileri açısından bakıldığında bizim nesillerimizin dudaklarını uçuklatır? Biraz sonra kuzu kuzu Rasulullah’ın etrafında pelesenk olacak olan insanlar mesela yüreklerine ağır gelen kararlar altına imza atılırken “Sen Allah’ın Peygamberi değil misin?” diye sorarlar Rasulullah’a... Bugün bizim “Ağzım kurusun” diyerek bile söyleyemeyeceğimiz sözlerdir bunlar.  

Hazreti Peygamber’e aşk derecesinde bağlıdırlar, hayatlarının anlamını O’nun önderliğinde bulmuşlardır, ama içlerinden geleni söyleme terbiyesini de almışlardır.

O nesil, mesela bir savaşta komutanın İslam’ın ana ölçülerine uymayan kararına itiraz edebilen bir nesildir.

Sağlıklı yönetimler, halkın böylesine bir “murakabe” terbiyesini kuşandığı yönetimlerdir, diye düşünüyorum. Bu, yönetimlerin “Hata”dan korunması için bir imkandır, hatadan korunmayı önemseyen yönetimlere...

Hazreti Ömer’in “Yanlış yaptığımda beni tashih edecek bir toplumu yönettiğim için Allah’a hamdediyorum” sözünü yabana atmamak lazım. Bunu ancak icraatını “Amel defteri” gibi gören ve yarın “Hesabını vereceği”ni bilen insanlar söyler.

Ben bir dönem, bir yazarımızın İslam’la ilgili yaklaşımlarını eleştirdiğimde bana “Sen benim ahiretimi düşünüyorsun” karşılığını vermişti. Evet, yönetenler ve yönetilenler olarak birbirimizin aheritini düşünmek durumundayız. Dini duyarlılığı olmayan insanlar için bile diyelim seçimlerde “Hesabı verilebilecek bir icraat dosyası” oluşturmaktan söz edebiliriz. Buradaki hesaplar bitip yarın Allah’ın huzurunda verilecek hesap için de “Hayat dosyası” duyarlığına sahip olmak ayrı bir yürek terbiyesini gerektiriyor.

İngiltere şu sıralar Irak dosyasını tartışıyor. 2003’te Tony Blair yönetiminin verdiği karar, Sir John Chilcot başkanlığındaki bir heyet tarafından sorgulandı ve ortaya, 12 ciltlik, 2 milyon 600 bin kelimeden oluşmuş bir rapor çıkmış. Raporun hazırlanması 7 yıl sürmüş. Rapor özetle “Yanlış yapıldı” diyor. İngiltere için yanlış, Irak için yanlış. Ortadoğu için yanlış.

Bu, dünya hesabı. Bir de öte dünya hesabı var. Blair dönemin ABD Başkanına “Sonucu ne olursa olsun seninleyim” demiş. Adeta Şeytan’a “Sonucu ne olursa olsun seninleyim” demek gibi.

İslam toplumları, aslında, “Ahiret hassasiyeti” çok daha diri olması gereken toplumlar. O yüzden de, kendi kendini sorgulayabilen, hata karşısında duyarlı, birbirini arındıran, yönetenlerin hata yapmasına, bizzat onların “Ahiret dosyaları” açısından mani olmaya çalışan toplumlardır. Orada, bizatihi yönetenler, halkın denetimini kendileri için bir “Supab” gibi görürler.

Bugün “Demokratik terbiye” vs deniyor ya, bana göre onun en örnek alınası çerçevesi, “O neslin” Hazreti Peygamber’le ve Raşid Halifeler’le yaşadığı ortamda sergilendi. Bugün o nesli bir de böyle okumakta yarar var diye düşünüyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.