25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 29°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,514 0.58
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

Türkiye AB’ye muhtaç değil!..

Abdulkadir Özkan

YILLARDAN beri,  “AB kapısında beklemekten vazgeçelim, Türkiye AB’ne muhtaç değil” demekten dilimizde tüy bitti ama ne yazık ki derdimizi anlatamıyoruz. Aslında biz açık bir şekilde anlatıyoruz da, Rahmetli Erbakan Hocamızın Başbakanlık dönemi hariç dünden bugüne iktidar sahipleri anlamak istemediler. Derdimizin AB düşmanlığı olmadığını, AB ülkelerinin konumlarını çok net bir şekilde Avrupa Birleşik Devletleri yada Hristiyan Kulübü olarak belirlemiş olduklarına dikkat çekmek olduğunu da yeteri kadar anlatamadık galiba. Böyle olunca da Türkiye’yi aralarına almalarının ilk şartı  din değiştirmemiz olarak görülüyor. Din değiştirirsek de onları inandırabileceğimiz şüpheli aslında. Ülkemize yönelik sergiledikleri tavır bu gerçeği açık bir şekilde gösteriyor. Bunun son örneğini ise vize serbestisi vesilesiyle ortaya koydular.
Bilindiği gibi AB ülkeleri sınırlarını Suriyeli mültecilere karşı koruma altına alabilmek için Türkiye ile bir anlaşma imzalamak zorunda kaldılar.  Zorunda kaldılar diyorum çünkü, Türkiye onların kapısını çalıp bize yardımcı olun demedi. Sadece arada bir Türkiye olarak 3 milyonu aşkın Suriyeli mülteciye insani gerekçelerle kucak açtığımızı belirterek kendilerinin de bu insani olay karşısında duyarsız kalmamaları gerektiğini hatırlattık. Bu hatırlatmamız  karşısında bile kıllarını oynatmadılar, böyle bir insani görevlerinin olduğunu hatırlamadılar. Ne zaman ki, mülteciler AB kapılarına dayandı, bundan ülkelerini korumak için kapılarını kapatmakla da kalmayarak sınırlarda duvarlar ördüler,  tel örgüler çektiler. Ne var ki, bu durum dünya nazarında itibar kaybetmelerine yol açmaya başlayınca Türkiye ile mültecileri ülkemizde tutmak koşulu ile bir anlaşma teklif ettiler ve bu anlaşma imzalandı. Kısaca geri kabul anlaşması olarak nitelendirilen bu anlaşma AB ülkelerine iki sorumluluk yüklüyordu.  Bunlardan birisi Türkiye yasal düzenlemeye kavuşturamadığı 70 civarında konuyu Meclis’ten geçirerek ve yürürlüğü sokacaktı. Buna karşılık AB’de Türk vatandaşlarına vize uygulamasını kaldıracaktı. Birde anlaşmanın imzalanmasının ardından deniz yolu ile AB kapılarına dayanan mültecileri geri kabul edecekti.  Anlaşmanın AB’ne yüklediği sorumluluk ise ülkemizdeki Suriyelilere harcanmak üzere ilk planda 3 milyar, ikinci planda ise bir 3 milyar Avru destek verilecekti. Aradan geçen bunca zamana rağmen ne vize serbestisi uygulamaya geçti ne de söz verilen destek gündeme geldi. Yani, bırakın Türkiye’yi birliğe üye olarak almalarını kendilerini mülteci akınından korumak için attıkları imzaya bile sadık kalmadılar. Böylesine attıkları imzaya bir takım bahanelerle sadık kalmayanlarla aynı topluluk içinde bulunmak için ısrar etmenin alamı olabilir mi
Bu noktada Avrupa Parlamentosu(AP) Dış İlişkiler Komitesi’nin  Ukrayna, Gürcistan ve Kosova vatandaşlarına  vize muafiyeti getirilmesine onay verdiğini hatırlatmakta yarar var. Haklı olarak Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin aldığı bu karar medyamızda genellikle “AB’den vizede çifte standart” olarak yer aldı. Bana göre bu tavrı ‘samimiyetsizlik’ ya da ‘ikiyüzlülük’ olarak nitelendirmek de yanlış olmaz. Peki!. . Bu samimiyetsiz ve ikiyüzlü tavır sadece AB ülkeleri ile  mi sınırlıBu soruya ‘evet’ demek eksik bir değerlendirme olur. Aynı tavrı ABD ile ilişkilerimizde de görüyoruz. Bunun  örneklerini Irak ve Suriye’de yürütülen operasyonlarda da gördük. Çünkü, ABD ve ortakları Irak ve Suriye’de uyguladıkları operasyonlarda Türkiye’ye karşı hep ikiyüzlü davrandılar. Kapalı kapılar ardında söylediklerinin hep aksini yaptılar ve bu durumda ülkemiz aleyhine gelişmelere zemin hazırladı. Bu uygulamalar aslında Hristiyan dünyanın yüzyıllar öncesinden gelen Haçlı İttifakını bugünde sürdürdüklerini gösteriyor. Buna karşılık İslam dünyasının yapması gerekenin artık İslam Birliği’ni gerçekleştirmek olduğunun farkına varıp harekete geçmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ruhani,  Nazarbayev,  Buhari ve Meşal ile yaptığı son telefon görüşmelerinin bu hedefe ulaşmanın ilk adımını oluşturması mümkündür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.