17 Ocak 2017 Salı18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 6°C Adana
    • 2°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,398 2.82
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Ne olursa karnınızın ağrısı diner?

Ahmet Kekeç

Sürekli “düşmanlarımızı azaltalım, dostlarımızı çoğaltalım” diye yayınlar yapacaksın, “üst akıl”ı işaret eden Cumhurbaşkanı’nı itibarsızlaştırmak için “üst akıl diye bir şey yok, her melaneti şer cephesinde arayacağına, biraz da komşularınla barış yapmayı öğren!” diye (güya) yol gösteren yazılar yazacaksın... Ve haklı olacaksın...

Başbakan Binali Yıldırım “İsrail ve Rusya’yla ilişkileri düzelttik, inşallah Mısır ve Suriye’yle de düzelteceğiz” deyince, bu kez “Vaayy, demek ki Sisi bir demokrasi kahramanıymış” diye sinik ve rahatsız tepkiler vereceksin. Ve yine haklı olacaksın... (Kaldı ki, kimse “Sisi demokrasi kahramanıdır” demiyor, alçaklık etmeyin...)

Her durumda “haklı olmayı” biliyorsunuz, tamam da, düşmanlarımızın sayısını azaltalım mı, çoğaltalım mı?

Ne yapalım?

Düşmanlarımızın sayısını çoğalttığımızda, “Üst akıl dediniz, bütün dünyayı Türkiye’ye düşman ettiniz, siyasette seviye bırakmadınız” diye saldırıyorsunuz...

Düşmanlarımızın sayısını azalttığımızda, “Niye bu darbecilerle bir araya gelmeye can atıyorsunuz ki? Ne oldu ki? Ne değişti ki?” diye saldırıyorsunuz...

Haddizatında saldırmak için bahane arıyorsunuz ve bulmakta güçlük çekmiyorsunuz. Bir netlikten bakmadığınız ve sürekli pozisyon değiştirdiğiniz için, bahaneler önünüzde yığıldıkça yığılıyor.

Hakikaten ne olsun istiyorsunuz?

Ne olursa karnınızın ağrısı diner?

Kapalı kapılar arkasında hangi sözler verildi, hangi “iyileştirme programı”na dahil edildiniz, hangi “imtiyazlarla” donatılacağınız söylendi, bilmiyoruz ama, bilinen ve görünen şu:

Hükümet ne yaparsa yapsın, Cumhurbaşkanı hangi pozisyonu temellük ederse etsin, “dış barış” konusunda hangi adımlar atılırsa atılsın, belli ki “sistematik saldırılarınız” devam edecek.

Başbakan değişikliği üzerinizde “travma” oluşturmuş.

Bundan kurtulamıyorsunuz ve ikide bir “Davutoğlu’nun gitmesi halk iradesine darbedir” diye saçmalayıp duruyorsunuz.

Darbeyi Erdoğan mı yaptı?

Bunu mu demeye çalışıyorsunuz?

Bari çıkın, adabı dairesinde, “Bizim görüşümüz net olarak budur” deyin. Herkes bilsin nasıl baktığınızı... “Zikzak” yapmakla suçladığınız hükümetin durumuna düşmeyin... “Düşmanlarımızın sayısını azaltalım” diyorsanız, bu görüşünüzde sebat edin... “Hayır, Suriye ve Mısır’la düşmanlığımızı devam ettirmeliyiz, İsrail’e savaş açmalıyız, Rusya’ya dönüp bakmamalıyız” diyorsanız, bu görüşünüzde de sebat edin. Cumhurbaşkanı’na çakmak için fırsat ve bahane aramayın. Ayıp oluyor.

Hakikaten ayıp oluyor!

Heval Hasan’ın gözü aydın!

Mihraç Ural’ın öldürüldüğü söylendiğinde, Ayşe Hür hemşiremiz “eski dostu”nun sosyal medya hesabına “Nasılsınız?” diye bir mesaj bırakmıştı.

Mihraç Ural’dan uzun süre ses çıkmadı.

Sonra sosyal medya hesabına döndü ve “Ben buradayım” dedi.

Bahoz için de benzeri bir yoklama yapılıp yapılmayacağını sormuştum.

Hasan Cemal’in yazısını okuyunca içim parçalandı.

Bu işi o yapabilirdi; birlikte “Kandil gecelerine” aktığı ve kendisine “Heval Hasan” diye seslenmesine izin verdiği terörist arkadaşının sosyal medya hesabına dadanıp, durumunu teyit edebilirdi.

Bunu yapmadı.

Ege’nin serin sularında tatil yaparken aldığı “kötü haber” üzerine, “Kimimiz silahla, kimimiz kalemle mücadele ediyoruz” diyerek, kendi mücadelesiyle PKK’nın mücadelesini özdeşleştiren duygu dozu yüksek bir “ağlama yazısı” yazdı.

Bahoz Erdal, dün, El Cezire haber sitesinin muhabirini telefonla arayarak, “Ben yaşıyorum” demiş.

Bilemiyorum.

Hükümet, iddiaların üzerine balıklama atlamadı... Teyit bekliyor.

Bu satırların yazarı da, kaç gündür, “galiba öldürüldü” diyerek arada “ihtiyat payı” bırakıyor.

El Cezire’nin haberi doğruysa (aksi ispatlanamıyorsa), bu durumda bize, “Gözün aydın Hasan Cemal... Gözünüz aydın paraleller... Gözünüz aydın Hürriyet ve Cumhuriyet gazeteleri...” demek düşüyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.