D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Muhacirler Ülkesi Türkiye! - I

Muhacirler Ülkesi Türkiye! - I

Muhacir kelimesini hayatımıza karıştıran, dokularımıza işleten bir tarihimiz var: Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular Mahzun hudutların ötesinden akan sular... Yahya Kemal, bir muhacir olarak Açık Deniz şiirini yazdı. Onun hissiyatını anlamamak bir mensubiyet kırılması olabilir. 

Bu kelime18. asırdan itibaren başka din mensupları tarafından istila edilen Osmanlı topraklarından Türkiye’ye göç eden Müslüman ahali için kullanıldı. 18. ve 19. asırlarda Rus istilasına maruz kalan Kırım ve Kafkas coğrafyasından göçen Müslümanlar, yine aynı dönemde, Rumeli’deki Osmanlı vilayetlerinde kıtalden kurtulan Müslüman ahali ana vatana hicret etmiş ve memleketimizin muhtelif yerlerinde iskân edilmiştir. Şimdi kim yerli, kim muhacir pek bilmeyiz... Yakın zamanlarda Balkan memleketlerinde barınamayarak, Türkiye’ye gelmeye devam eden kitlelere muhacir yerine, göçmen denilmesi o dinî muhtevayı dışlamaktan başka nedir?  Şu dağın ardında mâcır sesi var Varın bakın çantasında nesi var Bir kuru ekmekle bir mor fesi var Vatanın uğruna giden yavrular  Kamus-ı Türkî’de “muhacir” şöyle açıklanıyor: “1.Ailece yerleşmek üzere diyar-ı âhire (başka ülkeye) giden adam; Dobruca, Kırım, Bosna muhacirleri; muhacirin; Amerika’daki Avrupa muhacirini (muhacirleri). 2. Fahr-i kâinat (sellem) efendimizle birlikte veya müteakiben (ardından) Mekke-i Mükerreme’yi terkle Medine’yi Münevvere’ye göç eden sahabe-i kiram: Muhacirin ve ensar.  Peki mülteci ile muhacir aynı şey olabilir mi? Onu da Şemseddin Sami’nin sözlüğünden okuyalım: “İlca’dan iftial”. İltica eden, bir yere veya bir âdeme kaçıp himaye talep eden: Mültecilerin iadesi musalaha (barış) şeraitinden (şartlarından) idi.  Mülteci olması için “mülteca”, “ilticagâh”, yani sığınılacak yer de olmalı... Osmanlı ülkesi emin bir sığınma yeriydi... Osmanlı asırlarca Müslümanları muhacir olarak kabul etti, diğerlerini mülteci olarak... Bilhassa İsveç, Polonya, Macaristan ahalisi başları sıkıştığında Osmanlı’ya iltica ettiler. Elbette içlerinde o halkların kralları, yöneticileri ve meşhur şahsiyetleri de vardı. İsveç Kralı Demirbaş Şarl, Macar hürriyet savaşının öncülerinden Ferenc Rákóczi (Rakoçi), Lajos Kossuth (Koşut) ve Polonya’nın millî şairi Adam Mickiewicz (Mekyeviç) gibi… 

 

İsveç Kralı 12. Şarl’ın 18. asırda Poltava’da Rus ordusuna yenildikten sonra Osmanlı’ya sığındığı biliniyor. Onun mülteciliği o kadar uzun sürdü ki, yeniçeriler Şarl’ı “demirbaş”a kaydettiler! Şarl, intikamını Osmanlıları Ruslara karşı tahrik ederek almak emelindeydi. Nitekim Baltacı Mehmed Paşa Rusya’ya sefer açtı. Purut zaferinden sonra Ruslarla yapılan anlaşma sonucu Şarl ve askerleri 1 Şubat 1713’te Edirne’deki devlet misafirhanesi Demirtaş Kasrı’na yerleştirildi. Bir süre sonra ülkesine dönmek üzere ayrıldı ve Norveç’le savaşırken başından vurularak hayatını kaybetti…  II. Ferenc Rákóczi Macar istiklâlinin önderi, 1704-1711 arası Erdel prensi idi. Onun Tekirdağ’da evi, çeşmesi ve hatta caddesi var! Macar Lajos Kossuth (Koşut) da 18. yüzyıl yadigârlarımızdan. Onun Kütahya’da ikâmet ettiği ev şimdi müze olarak ziyarete açık. 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi