16 Ocak 2017 Pazartesi18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:49Güneş 08:20Öğle 13:21İkindi 15:46Akşam 18:09Yatsı 19:34
    • 11°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 6°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,331 2.77
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Efendilerin Şarkıları – 3

Salih Cenap Baydar

İnsanlık tarihinde tanrılık iddiasında bulunan pek çok kral olmuştur. Şeytanın bugünkü ortakları, son asra damgasını vuran mühendislik metodlarının yardımı ve geçmişlerin tecrübelerinden istifâdeyle, en karanlık, en korkunç oyunlarla karşımıza çıkmaktadırlar. İletişim imkânlarının fazlalaşması da, tarihin gördüğü en dehşet verici zihin manüpülasyonların yapılabilmesini mümkün kılmıştır. İletişim imkânlarının bugün vardığı nokta Zamyatin ve Orwell’in tahminlerinin, projeksiyonlarının çok ötesindedir.

Şeytanın en büyük başarısının, insanları, aslında var olmadığına inandırmak olduğunu söylerler. Söylediklerimizi büyük bir komplo teorisi olarak algılamaya temayüllü çok insan çıkacaktır. Halbu ki mesela Orwell’in “arı dil” üzerine kurguladıklarını neredeyse birebir yaşamışlardır bu insanlar. Şuurlu olarak bir kavram kargaşası içine sürüklenmişlerdir. En yakın dostlarıyla bile sıhhatli bir iletişim kurmalarına imkan kalmayacak şekilde, ortak bir kelime-kavram dağarcığından mahrum bırakılmışlardır. Hisleriyle oynanmıştır. Dün nefret ettiklerini bugün sevmeye mecbur edilmişlerdir. Kısacası farkına varmadan, kendi şarkıları yerine ikame ettikleri efendilerin eski şarkılarını unutup, efendilerin yeni şarkılarını söylemeye başlamışlardır.

Efendilerin kölelerine karşı giriştikleri, artık tamâmen zihnî planda cereyan eden büyük “gayr-i nizâmî harbte” insanlar, “bilgi cephesi” muharebelerini büyük ölçüde kaybetmiş ve daha geride bulunan “his cephesine” çekilmişlerdir. Şu günlerde muharebeler işte bu “his cephesinde” yoğunlaşmaktadır.

Eskinin fikir tartışmaları artık kalmamıştır. Açık oturumlarda, siyâset meydanlarında, sempozyumlarda, radyolarda, televizyonlarda fikirlerini yarıştıranlar aniden buharlaşıp kaybolmuşlardır. Artık kitleler fikirlerinden değil hislerinden yakalanarak sevk ve idâre edilmeye başlanmıştır. Toplumu meşgûl eden meseleler, artık televizyon şovlarındaki kurgu hayatlara duyulan meraklarla, spor organizasyonlarında peşine düşülen marazî coşkular arasına sıkışmıştır. Bir zamanlar psikolojik harb birliklerin indoktrinasyon üslerine çevrilen televizyon haber bültenleri, artık sadece “üçüncü sayfa haberleri” diye anılan cinayet ve kaza haberlerine hasredilmişlerdir. Bu haberlerin düşünülecek tarafları yoktur.

Ekrandan dökülenler insanda sadece acıma, üzülme, merhamet yahut nefret hisleri uyandırır ve birkaç dakîka geçmeden unutulurlar. Karmaşık bilgi bombardımanı nasıl zihnî süreçleri berhavâ ettiyse, bu haberler de insanî hisleri yok etmek üzeredir. Yavrusunun kanlar içindeki cesedini ellerinde taşırken haykırarak ağlayan Filistin’li annenin görüntüleri, tıpkı diğer cinayet görüntüleri gibi herhangi bir düşünme, fikir yürütme süreci başlatmadan acı vererek geçip gitmeye başlar. Hisler her seferinde derinliğini biraz daha kaybeder ve nihâyet bir gün, benzer görüntüler çıktığında “eğlenceli görüntülerin olduğu” başka bir kanal açılıverir. İnsan, efendilerce arzulanan his seviyesine indirilmiştir: zevki arayan ve acıdan kaçan canlılar seviyesine. Tıpkı hayvanlar gibi! Böylece artık sevk ve idâresi bir hayvan sürüsününki gibi kolaylaşacaktır.

Bilgi ile tepki verme iktidarını çoktan kaybetmiş insanlar, artık -en temel (hayvânî) olanlar hariç tutulursa- hissî tepkiler de veremez hale getirilmişlerdir. Böylesi bir his zemini manüpülasyona son derece açıktır. Kamçının yahut ateşin ucunu göstermek bile sürüyü istenen istikamete sevk etmek için kâfi gelebilecektir.

Anti-ütopyacılar kurtuluş için çok az ümit verirler ama ümit için çalacağımız kapı tabi ki onların kapısı değil Hakk’nın kapısı olmalıdır.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.