19 Ocak 2017 Perşembe20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:18Öğle 13:22İkindi 15:49Akşam 18:12Yatsı 19:37
    • 4°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • -2°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 7°C Antalya
    • -1°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 82.779 0.51
  • Altın: 146,779 -0.07
  • Dolar: 3,7701 -0.17
  • Euro: 4,0274 -0.27

Darbenin arkasında hangi ülkeler var

Abdulkadir Özkan

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmiş olmasına rağmen darbenin içinde, yanında ya da arkasında hangi ülkeler ve örgütlerin olduğu konusunda tartışmalar sürüyor. Tüm bu tartışmaların ve haberlerin kesin olarak ortaya koyduğu husus, darbenin önünde ve arkasında ABD’nin olduğudur. Buna yıllardan beri terör örgütlerine ülkelerinde barınma imkânı sağlayan Almanya ve Fransa gibi AB ülkelerini de ekleyebiliriz. Bu arada darbe gecesi ve sabahı İngiliz BBC ve Amerikan NBC televizyon kanallarının darbeyi desteklen yayınlarını da eklediğimizde  “Darbenin arkasında hangi ülkeler ve kimler var” sorusunun net karşılığı Batı oluyor. Darbeye giden yolda darbeci terör örgütünün Rusya’nın uçağını düşürmek suretiyle Türkiye’nin bu ülke ile ilişkilerini bozarak ABD ve AB ülkelerine adeta mecbur duruma düşürmeye çalıştıkları hatırlanacak olursa darbenin arkasında ya da yanında hangi ülkelerin olduğu hususunda daha fazla kafa yormaya gerek kalmaz.

Bu tespit yapıldıktan sonra, yani darbenin yanındakiler tespit edildikten sonra Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi yönünde atılan adımların ve çabaların artırılarak sürdürülmesi gerektiği hususunda sanıyorum ortak bir görüş ortaya çıkar. Her ne kadar ülkemizdeki bir takım Batı’nın arsız âşıkları kraldan fazla kralcılık yapacak, ABD adına Türkiye’nin Rusya ve İran ile ilişkilerini zayıflatacak bir kampanya yürütecekleri kesin olmakla birlikte son darbe girişiminin Batıcıların işini zorlaştırdığını söylemek mümkün. Çünkü Türkiye’nin bölgede belirleyici olabilmesi ABD ve AB ülkeleri ile ilişkilerini sıklaştırmasından geçmiyor. Batılı ülkelerle ilişkilerimiz geliştiği ölçüde ülkemiz bundan zarar görüyor. Bunu söylerken Batı’ya düşman olalım diyor değilim. Ancak, Afganistan, Irak ve Suriye’de yaşanları dikkate aldığımızda ABD ve koalisyon ortakları ile ilişkiler Türkiye’yi giderek dar bir alana hapsediyor. Bir diğer ifade ile ABD ve koalisyon ortaklarının bölgemizle ilgili planlarında Türkiye’nin konumu iyi bir yer değil. Artık; Irak ve Suriye gibi İran ve Türkiye’nin de ABD ve koalisyon ortakları tarafından ufaltılması, etkinliğinin azaltılması hedefleniyor. Bu gerçeği görmek durumundayız. Darbe girişiminin desteklenmesinin başka bir anlamı olabilir mi

Bu noktada iki haberi kısaca hatırlatmak istiyorum. İlkinde darbe girişiminden 10 gün önce Türkiye’ye gelerek Büyükada’ya kamp kuran CİA görevlisi  Henry Berkey’in ordudaki görevlileri 2014 yılından beri yakından takip ettiği, darbenin başarı ihtimaline ilişkin bir rapor bile hazırladığı belirtiliyor. Diğer haber ise Afganistan kaynaklı ve Afganistan’daki Türk Görev Gücü Komutanı ile Kabil Eğitim, Yardım ve Danışma Komutanı’nın Dubai’ye kaçmaya çalışırken yakalandığı ve bu iki generalin 15 Temmuz kalkışmasını organize eden ABD’li John F. Campbell ile çalıştıkları ileri sürülüyordu. Kısacası darbe ile ilgili hangi taşı kaldırsanız altından bir ABD’li çıkıyor. Bu arada AB Komisyonu Başkanı Juncker’in idam cezasının kaldırılması talepleri ile ilgili olarak Türkiye’yi tehdide varan bir üslupla açıklama yaptığı da hatırlandığında sanıyorum yukarıdan beri sıraladığımız hususlar netlik kazanacaktır.

Böyle bir ortamda Türkiye’nin Rusya ile bozulan ilişkileri düzeltmek için harekete geçmiş olması, buna Rusya’nın da olumlu karşılık vermesi iyi olmuştur. Ancak, bu köşede zaman zaman dile getirdiğimiz hususu bir kez daha hatırlatmakta yarar var. O da, ABD’nin alternatifi Rusya, Rusya’nın alternatifi ABD değildir. Rusya komşumuzdur ve iyi ilişkiler içinde olunması gerekir. Ayrıca dış ilişkileri ülkelerin çıkarları belirler. Yani; Rusya’nın da Türkiye’nin de faydası iki ülkenin ilişkilerinin iyi olmasındadır. Ancak, Suriye’de ABD; Rusya ile ortak hareket etmiş Türkiye kenarda bırakılmıştır. Yani, ABD Suriye’nin geleceğinin belirlenmesinde Rusya’nın söz sahibi olmasından rahatsızlık duymamış ama Türkiye’nin belirleyici olmasını istememiştir. Bu gerçeği dikkate alarak dünyanın paylaşılmasında ABD ve Rusya’nın birbirlerine destek olduklarını unutmak gerekiyor. Böyle olunca da yeni bir dünyanın kurulması İslam ülkelerinin birliğinin kurulmasından geçiyor. Yoksa Rusya ürkütüp ABD’ye, ABD ürkütünce Rusya’ya yanaşmakla belki günü kurtarıyoruz ama yer yüz ünde sömürgecilerin tahtını sarsacak kalıcı bir denge oluşturulamıyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.