26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 21°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Nihai hedef İslam Birliği olmalı

Abdulkadir Özkan

Batı’nın (ABD ve AB) samimiyetsizliği son darbe girişimi ile birlikte artık gizlenemez şekilde ortaya çıktı. Aslında Batı’nın gerçek yüzünü görebilmek için son darbe girişimine gerek yoktu. Her olayda samimiyetsizliklerini ve ikiyüzlülüklerini açıkça ortaya koyuyor, bu tavırlarını gizlemeye bile gerek duymuyorlardı. Söz gelimi yakın zamanda AB ile imzalanan mültecilerin geri iadesi anlaşması bugüne kadar tek taraflı olarak AB tarafından uygulanmadı. Daha doğrusu anlaşmada verdikleri sözü bir takım bahanelerle yerine getirmediler. Sadece Türkiye’nin verdiği sözleri yerine getirmesini dayatırken kendi sorumluluklarını bir kenara itiverdiler. Netice itibariyle ABD ve AB ile ilişkiler hep karşı tarafın istediği ve uygun gördüğü çizgide sürdü/sürüyor. Bu ise ister istemez Türkiye’yi yeni arayışlara itti, Batı’yı dengelemek açısından yeni ittifakları gündeme getirdi/getiriyor. Mesela, Türkiye kendini sağ olarak tarif eden partilerin iktidarları döneminde arada bir bazı sanayi tesisleri kurmak için harekete geçtiğinde Batılı dost ve müttefiklerinden(!) gerekli desteği görmedi. Sadece görmemekle de kalınmadı, sanayi atılımları engellendi. İster istemez Rusya’ya yönelme söz konusu oldu. Ancak, Batılı dostlar Türkiye ile Rusya’nın arasını açmak için değişik zamanlarda değişik senaryolar uygulamaya koydular. Özelliklede halkımız komünizm tehlikesi ile korkutularak Batı’nın kanatları altıdan çıkmamız engellendi. Böylece Türkiye’yi yönetenler ve halkımızın büyük bir bölümü Batı olarak nitelendirilen bloğun yanında olmaya mecbur hissetti. Ancak, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından tek kutuplu hale gelen dünyada ABD ve AB ülkeleri daha da fütursuz hareket etmeye, Türkiye’yi istediklerini yapmaya mecbur bir ülke konumuna sürüklemeye çalıştılar.

Bu zorlama ve dayatmaya karşı isyan gecikmedi. Yeni bir dünyanın kurulması ve Türkiye’nin yerini orada alması, hatta yeni dünyanın kurulması için Türkiye’nin harekete geçmesi istendi. Bu yönde rahmetli Erbakan Hocam D8’leri kurarak önemli bir adım attı ama partisi kapatılarak iktidardan uzaklaştırıldı. Kimler uzaklaştırdı diye sormanın abesle iştigal olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu gün açıkça görüldü ki 15 Temmuz darbecilerinin arkasında kimler var idiyse Erbakan Hoca’yı iktidardan uzaklaştıran, partisini kapatanların arkasında aynı güçler vardı. Bu bakımdan bugün gelinen noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya ziyareti ve Putin ile bir araya gelmesinin ülkemiz açısından hayırlı olmasını diliyorum. Hatta bunun Türkiye’nin Şangay Beşlisi’ne üye olması gibi bir sonuç vermesi de beklenebilir. Kısacası, Türkiye yeni bir denge içinde yer alabilir/almalıdır. Ancak, ülkemiz açısından böyle bir denge oluşturulması yararlı olmakla birlikte yeterli değildir. Ülkemizin yeni bir dünya kuruluşunda görev alması ve bunun adı da İslam Birliği olmalıdır. Temel atılmış, önemli bir gelişme zaten sağlanmıştır.

Çünkü inancımız, medeniyet değerlerimiz ve geçmişimiz bize İslam Birliği’ni kurma misyonu yüklüyor. Türkiye’nin Doğu Paktı içinde yer alması şartların bir zorlaması ise, asıl zorlama İslam dünyasının birlik oluşturmasıdır. Bu yapılmadığı sürece Batı’ya kızdığımızda Doğu’ya, yarın Doğu’ya kızdığımızda Batı’ya yönelmek asıl hedefe ulaşmamızı enleyecektir. Bu bakımdan asıl hedef unutulmadan bir takım denge oluşturacak ittifakların içine girilmesinin yanlış bir yanı yoktur. Ancak, girdiğimiz ittifaklar içinde sözü dinlenir, bir diğer ifadeyle belirleyici bir ülke olmanın yolu İslam Birliği’ni gerçekleştirmiş olmaktan geçiyor. O zaman sadece Türkiye değil tüm İslam ülkeleri sömürüden kurtulmuş, zenginliklerini kendi insanlarının emrine sunmuş olacaktır. Bunun için Türkiye’nin Doğu Paktı içinde yer alması bugün için gerekli olabilir ama nihai hedef değildir/olmamalıdır. Hedefe ulaşmış gibi algılanırsa ileride yeni hayal kırıklıkları gündeme gelebilir. Çünkü adı ne olursa olsun oluşturulmuş ittifakların belirleyicileri kendi çıkarlarını kollayacaklardır. Kısacası küfür tek millettir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.