18 Ocak 2017 Çarşamba19 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 9°C Adana
    • -1°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 82.363 0.80
  • Altın: 147,033 -0.22
  • Dolar: 3,7764 -0.75
  • Euro: 4,0385 0.07

Sn. Süleyman Soylu’ya açık çağrı

İbrahim Kahveci

Babam (Süleyman Kahveci) ailede Rahmetli Adnan Kahveci ile siyasi konularda görüşen ender kişilerden biriydi. Rahmetli çok özel (bazı) sırlarını (kişisel) onunla paylaşırdı.

“Yıl 1990’dı”; Adnan bana “Süleyman biz yorulduk (ANAP), artık büyük reformlarda eksikliğimiz var, galiba bir dönem dinlenip eksiklikleri görmemiz gerekiyor” dedi.

Aradan çok süre geçmemişti. Bir gün Ankara’ya gittiğimde Adnan’ın sekreteri “Süleyman odaya girme Adnan çıldırmış gibi, bağırıp çağırıyor” demiş. Odaya girdiğimde “Adnan noldu?” dedim.  “Süleyman gitti ülke, bitti ülke, battık biz” dedi.

Olay şuymuş: 91 Seçimleri geldiğinde Demirel-Çiller ikilisinin seçim vaatlerini gördüğünde Türkiye’nin batacağını o günden görmüş rahmetli. Ve 10 yıl içinde Türkiye  battı.

Türkiye, 1991 seçimlerine 7 çalışana karşılık 1 emekli olan ülke olarak girdi. Demirel-Çiller ekibi bir seçim kazanma uğruna insanları 38-40 yaşında emekli ettiler. Bütün dengeler alt-üst oldu.

Demirel-Çiller ikilisinin bu ülkeye verdiği ekonomik zarar o kadar büyük oldu ki. “Kim ne verirse 5 lira fazlası benden”; “Herkese iki anahtar” gibi saçma sapan, ülkeyi batıracak vaatlerle tam 10 yıl kaybettik.

Ama en acısı her yıl 70-80 milyar lira açık veren sosyal güvenlik sistemimize oldu. Bugün hala o açık ile baş edemiyoruz.   Bugün ülkemizde yaşlı nüfus oranı yüzde 8,2 ama emekli sayısı 12 milyon sınırına geldi. 1991’de 7 çalışan 1 emekliye bakarken, bugün 1,8 çalışan 1 emekliye bakmak zorunda.

Bu kadar emekli olunca iki şey oldu:

1-Çalışırken aldığın maaşın eskiden emekli olunca yüzde 65’ini alıyorduk. Şimdi emeklilikte maaş oranı yüzde 35’e düştü. Yani emeklilik için çok çalışmak ve çok maaş almanın hükmü kalmadı. Tabii özel sektörde çalışanlar için... Memurlarda durum gayet iyi.

2- Çalışanın üzerine o kadar yük bindi ki, adeta bir maaş çalışan alırken bir maaşta devlete veriliyor. Vergi+SGK+İşsizlik fonu + vs kesintiler maaşın yüzde 70’ine ulaşıyor. Hele birde azıcık daha yüksek maaş alıyorsanız vergi dilimi düşük olduğundan kamu payı daha da artıyor.

Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Süleyman Soylu elbette bu sorunları biliyor. Ama kendisine açık mektup yazarak bilinen sorunların çözümü için bir hatırlatma daha yapmak isterim.

Memur-İşçi ayrımı kalkmalı

Bugün ülkemizde maalesef asgari emekli maaşının asgari çalışan maaşından daha yüksek olduğu uzun yıllar yaşadık. Düşük maaşlı çalışanlarda emeklilik bir kurtuluş yolu olarak görüldü. Oysa çalışmanın teşvik edilmesi gerekiyordu.

Ama durum kamuda böyle olmadı. Asgari kamu çalışanı asgari özel sektör çalışanından iki kattan daha fazla maaş aldı-alıyor. Bu ayrımın-adaletsizliğin kalkması gerekir.

Ama asıl büyük sorun emekli maaşında: Aynı sürede ve aynı maaş ile çalışan iki kişiden memur olan kişi emekli olunca özel sektör işçisinden iki kata yakın daha yüksek maaş alıyor. Sayın Bakanım bu ayrımı lütfen kaldırın.    

Çalışan üzerinden yapılan kesintiler de devlette çalışan için daha düşük. Öyle bir tablo var ki; özel sektörde çalışıyorsan “vurun abalıya” olmuş. Emekli olunca da maaş daha az...İstiyorsan zorla BES’li ol.

Ben finansal sistemimizin ne kadar ahlaksız olduğunu 2012 yılında “BES kimi BESleyecek” başlığında aktarmıştım. Bugün bakıyorum tüm korkularım gerçekleşmiş. Yol bozuksa en kaliteli araç ne işe yarar ki.

Bugün (15 yıldır) özel sektörde maaşlar eriyor. Bir de kesintileri artırarak kim BESlenecek? Kredi kartları, krediler düşük maaşın esiri yaptı insanları. Sorunumuz tasarruf değil, gelir. Çalışarak geliri artıracak politikalara ihtiyacımız var. Bir de devlet az maaştan çok almasa...  Keşke sorunları kökten çözecek iradenizi reformlara yansıtabilseniz.

15 TEMMUZ YARDIMLARI

Geçen hafta “bu şehitlere sizinde borcunuz var” diyerek iş dünyasına seslenmiştim. Başta TOBB ve Koç Grubundan öncü adım bekliyordum. Ama itiraf etmeliyim ki her iki kuruluşta Başbakanlığın açtığı hesaba 10’ar milyon TL yatırmışlar.

Alan el veren elden habersizce.

Bu borç parayla ödenmez ama geride kalanların yarasını sarma ve dayanışma açısından çok önemli.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.