Halil Mert

Halil Mert

SİLAHLI KUVVETLER VE KURUMSAL TEDBİRLER

SİLAHLI KUVVETLER VE KURUMSAL TEDBİRLER

Ölçü, gerek toplum hayatında, gerek özel ya da kamusal alanda çok önemlidir. Nasıl belirlenecek peki ölçü? Halka bakılacak. Halk nasıl bakıyor, nasıl yaşıyor, değerlendirme kıstasları ve bunların kaynağı nedir?

Eskiler derdi ya; “Çivisi çıktı her şeyin!” diye.. Yani ölçü kalmadı, manevi toplumsal mutabakat için –soyut- hiçbir ölçünün kontrol mekanizması ve kaynaklık eden amilleri yok artık. Vatan, Millet, Din ve Devlet gibi iman, edep, töre ve terbiyemizin kaynakları yok artık. Nasıl olsun ki? Dindarlık adına, Kuran-ı kerim’in dahi okunmadığı, cemaat, tarikat toplantısında mürid, “Hz. Muhammed çok iyi adammış ama keşke bu asırda yaşasaydı da bizim şeyhe mürid olsaydı…” dediğinde bile kendisine sadece tebessüm ediliyorsa sizce de büyük bir Milli ve İslami problem yok mu? Düşünün diğer İslam Ülkeleri bizden daha da kötü durumda.. Hep Sünni kesimden örnek veriyoruz. Alevi toplum da farklı değil. Orada da dedelerin İslam’dan, kaynaklardan yoksun rivayet ve hikâyeleri ile yürüyor birçok şey. Özet, güzel dinimiz tüm kesimlerde maalesef rivayet dini haline getirilmiş. Yahudi Kabbalizmi ve Tevrat okumayıp Talmut okudukları gibi…

 

Şuna artık karar vermeliyiz. Devlet hepimize lazım. Darbe, devleti yeniden yapılandırmak için fırsat. Laikler, Muhafazakarlar, Dindarlar, Solcular, Sağcılar.. Temel parametreleri Milletimizin değerleri olan yeni bir anayasa ve devlet yapısı oluşturulmalı. Milli değerlerimiz sizin Solcu, Sağcı, İslamcı, Milliyetçi olmanıza engel değil. Sadece bölücü olmanıza engel..

 

Yıllarca uygulanan başörtüsü yasağı, fertlerin İslami hayatına getirilen kısıtlamalar, Milletimizin inançlarının sürekli aşağılanması aslında darbe sürecinin ve FETÖ darbesinin asıl sebebidir.

Demirel’e oy veren cemaatler de bu duruşlarının sebebi ile sosyolojik anlamda ve Milli Güvenlik yönü ile sorgulanmalıdır. Akabinde, Mesut Yılmaz’a dahi din ve şeriat diye oy verenler…

 

Eşinin başörtüsüne bakıp TSK’nden imanlı subaylar atılırken FETÖ mensupları tedbir dedikleri münafıklıkla eşlerinin başını açtı, içki içti, laik, çağdaş, modern göründüler.. Bunu sadece TSK’nde değil, Emniyet, Adliye ve Mülkiye’de de yaptılar. Düşünün AKPARTİ İktidarında bile HSYK’ndaki FETÖ’cüler cumaya gitmiyorlardı. Tedbir… Tüm bu ihanetleri ısrarla göremeyen, tepki gösteremeyen bizler, hükümet ve devlet ricali… İslami guruplar, en başta da Nurcular…

Palazlanınca, aldattıkları, istisnalar hariç gözlerini boyadıkları dindar, muhafazakâr ve Milliyetçi kadrolarında desteği ile Ergenekon, Balyoz vs. sürecinde korku saldılar, kendilerinden olmayan herkesi tasfiye ettiler. İş adamları ve siyasilere şantaj yaptılar, tehdit ettiler… Sadece Adli olarak değil, vergi daireleri de ele alınmalı bu manada..

 

Şimdilerde sözde Atatürkçüler çıkıyor hep hakkımız yendi diye.. Hayır!.. Onlardan olmayan herkesi tasfiye ettiler..

 

Böyle gitmemesi için neler yapılmalı?

Yerli ve Milli bir Anayasa..

Toplum değerlerine saygılı ve temel alan yasal düzenlemeler ve Devlet Yapısı..

Ancak mevcut haliyle dahi, kurumlara Hükümet Komiserliği, ya da Kurumsal Savcılık gibi, Kurumdışı Bağımsız Denetçi ya da Müfettiş kadrosu tahsis edilebilir. Özellikle TSK’nde Alay ve üst Komuta kademeleri ile idari yapılara. Tabii aynısı Emniyet Teşkilatlarına ve Mülki Makamlara.. Adliyede sivil asker ayrımı kalkmalıdır. Emir alan savcı ve hâkim olur mu? Bu arada Askeri hakim ve savcıları da dikkatlere arz ediyorum.

Askeri birliklerin nizamiyelerinde emniyet tedbiri kapsamında polis görevlendirilmelidir. Ziyaretçi kayıtları eşkayıt sistemi ile hem ilgili komutanlık hem de polis tarafından tutulmalıdır.

Askeri birlikler ne sebeple birlik dışına çıkarsa çıksın mülki amire bilgi vermelidir. Bunlara tatbikatların yanında kadro tatbikatları da dâhildir.

Birliklerin yaptığı her türlü plan semineri, kadro tatbikatı, plan tatbikatı gibi lider görevlerine MSB’ndan Gözlemci ve raportör görevlendirilmelidir. Bu personel sivil de olabilir.

 

Geleneksel Askerlik, Askere alma Sistemi devam etmelidir. Profesyonel ordu elbette gereklidir. Ancak Ordu Millet olduğumuz da bir gerçektir. UNUTMAYIN, DARBEYİ ORDU MİLLET DURDURMUŞTUR.

Bu topraklarda olduğumuz, Müslüman bir toplum, Öncü bir Millet olduğumuz sürece Muhariplik ve Mücahidlik vasfımızı korumak zorundayız. Kaş yapayım derken göz de çıkartılmamalıdır.

Ayrıca, Yenikapı’da Genelkurmay Başkanı’nın konuşma yapması, Van’da vali ile Kolordu Komutanı’nın birlikte vatandaşı ve sokağı ziyaret etmesi çok değerlidir. Halkımız DEVLET ANA’nın şefkatini çok özlemiştir. Bu iltifat bizleri devlete de birbirimize de yaklaştıracaktır.

 

Toplum barışı, geleneksel muharip Millet yapımızın korunması temel gayretimiz olmalıdır.

MGK ve Hükümet Psikolojik Harp ve değerler anlamında vizyon çalışması yapmalıdır. Safavi Devleti bir Türk Devleti diyemeden, Cumhurbaşkanlığı forsunda gösteremeden tabi, Eyyübiler ve Memluklar da dâhil, ayrıca Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Haritalarımıza Dış Kürtleri (İran, Kafkasya, Afganistan, Irak, Suriye.. Dikkat edin Türk’ün olduğu her yerde Kürt olmasının anlamı nedir?) koyamadan bu coğrafyada misyonunuzu yerleştiremezsiniz.

Tarihiniz, Necip Türk Milleti ve Medeniyet Coğrafyanızı kucaklayamazsanız bilin ki bazen din, bazen milli değerler, bazen çağdaşlık vs. diye evlatlarınızın gönülleri ve beyinlerini birileri çalmaya ve çelmeye devam edecektir. FETÖ’nün Türk Okulları, Türkçe Olimpiyatları kime hoş gelmedi, kimin duygularını okşamadı? Bunları devlet yapmalıdır. Yapacak kurumları ve STK’nı elleri ile oluşturmalıdır. MİT, MEB, Dış İşleri, Diyanet ne yapar? Esasında Milli Güvenlikle ilgili tüm bu faaliyetleri koordine edecek olan MGK neden yeni baştan yapılandırılıp etkinleştirilmez?

 

Yapacak çok iş var. Fatih Kanunnamelerinden bu yana sadece ıslahat faaliyetleri ile idare ediyor ve günü kurtarıyoruz.  Yeni dönemde geçmişin kin ve düşmanlıklarını bir yana bırakarak devleti ve toplumu nasıl bir geleceğe taşıyacağımızın hesabını yapmalıyız. Geçmişin her türlü ölüleri üzerinden politika ve siyaset yapmayalım. Ders, sonuç ve ibret alarak geleceğe dönük plan, program ve düzenleme yapalım.

Milletimizin geleneksel İman esaslı muharipliğini köreltmeyelim. Eğitimimizi cemaat ve tarikat yapılarının elinde kontrolsüz olarak bırakmayalım. Düşünün, İslam kardeşliği, devlet ciddiyet ve mesuliyeti, Milli değerleri ve Ümmet bilincini öğreten kaç tarikat ve cemaat yapısı var? Kaç cemaat ya da tarikat lideri birbiri ile görüşüyor, düğününe cenazesine gidiyor? Bir araya gelip topluma, mürid ve takipçilerine örnek oluyor?

Ülkemiz de, topraklarımız da, hürriyet ve istikbalimiz de bize çok lazım. “Bayrak inmez, Ezan susmaz.. Şehidler ölmez, vatan bölünmez..” diye haykıran Milletimizin bu çağrısı adeta ilahi bir emir ve parola gibidir. Bu davete icabet etmek hepimiz için temel sorumluluktur. Uymayan Allah’a hesabını verir. Bu günden sonra da kimse Milletten özür dileyerek, Allah’tan af dileyip tövbe ederek kendini kurtaramaz.

 

Ne diyor Koca Bilge Atamız Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’te “Düşmanı yenen güçlü silahlar değil birlik beraberliktir. Düşman birlik karşısında yenilirse geri çekilir ama ordunuzun içine komutanlarını eleştiren askerlerini sokarak içeriden zayıflatır.”

Allah fitneden, her türlü riya ve gösterişten bizleri korusun.

Allah hepimize feraset, samimiyet, Dinimize, Vatanımıza, Millet ve Devletimize bağlılık ve sadakat nasip etsin.

Allah Ümmet bilinci içinde Güçlü ve Büyük Türkiye’yi kıyamete kadar etkin kılsın, zelil etmesin. Muvaffak ve Muzaffer etsin.

Zulüm, ellerimizde kırılsın.

Adalet, İman ve Ahlak omuzlarımızda yücelsin…

  

Not: Yazıcıoğlu Cinayeti başta olmak üzere, son 30 yılın tüm cinayet dosyaları, suikastların dosyaları yeniden açılmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halil Mert Arşivi