30 Mart 2017 Perşembe3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 17°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 89.282 0.01
  • Altın: 145,428 -1.06
  • Dolar: 3,6363 -0.49
  • Euro: 3,8917 -0.97

“Darbenin arkasında Gülen var”

Abdulkadir Özkan

Başlığa aldığım cümle benim yorumum değil. ABD’nin 2008-2O10 yılları arasında Ankara’da Büyükelçilik görevi yapmış James Jeffrey’in değerlendirmesi. İktidar yanlısı bir gazeteye görüşlerini açıklamış olan Jeffrey, FETÖ’yü, ‘Meşru olmayan bir gizli güç’ olarak nitelendirdikten sonra, “Gülen örgütü darbenin arkasında, benim bu konuda şüphem yok” demiş. Bu sözler darbe girişiminin değerlendirmesi bakımından doğru olabilir ama eksiktir. 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında FETÖ’nün olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok. Böyle olunca eski Büyükelçinin, “Darbe girişiminin ardında Gülen var” demesi eksik olduğu kadar ABD’nin darbe girişimindeki rolünü gizlemeye yönelik bir değerlendirmeden ibarettir. Kanaatimce eski elçinin bu değerlendirmesini okuyan herkesin aklına ilk gelen soru, “Darbe girişiminin ardında Gülen var. Doğru ama Gülen’in arkasında kim ya da kimler var” sorusu gelir. 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında FETÖ’nün olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok. Böyle olunca eski büyükelçinin değerlendirmesi bir malumun ilanından ibaret kalıyor. Gelinen noktada zaten yeni değerlendirmelere ihtiyaç da yok. Bu noktada esas mesele darbe girişiminde bulanan FETÖ’nün arkasında kimlerin ya da hangi ülkelerin olduğudur. Çünkü FETÖ ve Gülen’in böyle bir darbe girişimi boyunu aşar. Çok yönlü bir program ve uygulamayı gerektiren bir iştir. Bu bakımdan bir yandan FETÖ elemanlarından içeride hesap sorulurken, örgütün bugünkü noktaya gelmesinde önemli paya sahip ülkeler ve istihbarat örgütlerinden de bunun hesabının sorulması, hesap sorulamıyorsa söz konusu ülkelerle ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi, gerekirse ilişkilerin asgariye indirilmesi lazımdır. Bu yapılmadığı sürece, “Darbenin arkasında ABD’’nin bulunduğunun tespit edilmesi ve bu hususun dillendirilmesi yeterli değildir. Ayrıca, darbenin arkasında ABD’nin bulunduğu yönündeki açıklamaların arkasından bu ülkeden yapılan açıklamalara inanılacak, bunun sonucu olarak ilişkiler eskisi gibi sürdürülecekse tespitin doğru olmasının bir anlamı kalmaz. Tespitin doğruluğu önemlidir ama o doğru tespit doğrultusunda ilişkilerin yeniden ele alınması çok daha önemlidir.

Bu tespitlerin ardından özellikle dikkat çekmek istediğim husus, ABD’den gelecek açıklamalara güven duyulup duyulamayacağıdır. İster eski ister şimdiki Büyükelçi ya da ABD’li diğer yetkililerin yaptıkları açıklamaların toplumumuzu gerçeğe yaklaştırmak için değil, esas sorumluları gizlemeye yönelik olduğunu görmek gerekiyor. ABD’den yapılan söz gelimi Suriye ile ilgili açıklamaların da tam bir yalan rüzgârından ibret olduğunu söyleyebiliriz. Mesela, bir yandan ABD’li yetkililer, “Menbiç, Arap kenti olmaya devam edecek” açıklaması yaparlarken öbür yandan ABD destekli PKK’nın Suriye kolu PYD’ninMenbiç’de etnik kıyım yaptığı, bu şehirdeki Arapları göçe zorladığı haberleri geliyor. Bu çelişkili haberler ABD’nin hemen her konuda yalana başvurduğunu gösteriyor. Kaldı ki, Türkiye ısrarlı bir şekilde PYD’nin de IŞİD ve PKK gibi bir terör örgütü olduğunu söylüyorken ABD bunun aksini savunuyor ve PYD’ye Suriye’de alan açıyor. Buna karşılık resmi açıklamalarda Suriye’nin parçalanmasına karşı olduklarını söylüyorlar. Irak’ın işgali öncesi sonrasında da bu ülkenin toprak bütünlüğünden yana olduklarını söylemişlerdi. Bugün ortada parçalanmamış bir Irak var mı Kısacası, ABD’den gelen açıklamalara inanmak mümkün değil. Böyle olunca da artık bu ülkeyi yönetenlerin ABD’nin müttefik olamayacağını görmeleri, yeni alternatiflerin araştırılmasına başlanması gerekiyor. Rusya ve İran ile ilişkilerin geliştirilmesi çabalarını bu açıdan değerlendirmek yanlış olmaz. Ancak, bu tür girişimler sadece ABD’ye geri adım attırmak için yapılıyor ise bunun mümkün olmayacağını görmek durumundayız. Tek çıkar yolun ise İslam Birliği olduğunu unutmamak gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.