27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 22°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Bıçak kemiğe dayanınca...

Ahmet Taşgetiren

Nihayet Cerablus harekatı. Adı “Fırat kalkanı” şeklinde konulan bir harekat. Evet, DAEŞ’i Cerablus’tan süpürmek var bu harekatın amacında ama Türkiye’yi asıl heyecanlandıran boyutunun “PYD’nin Fırat’ın Batı’sında koridor edinme hesabı”na yönelik darbe niteliği taşıdığı açık. 

Böyle bir harekatın ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın çok sancılı günlerin akabinde Türkiye’ye geldiği güne denk gelmesi ayrıca dikkat çekici.

PYD, bizim Amerika’ya bir türlü anlatamadığımız bir tehdit. PKK’yı terör örgütü görüp onun uzantısı halindeki PYD’ye “DAEŞ’le mücadele ediyor” gerekçesiyle koruma sağlayan bir “Müttefik, dost, stratejik ortak” oldu Amerika. Bizim Cumhurbaşkanlığı seviyesinde “Bu nasıl müttefiklik?” diye sorguladığımız bir müttefik oldu. “Güney sınırlarımızda, içerdeki terörü besleyecek bir yapıyı nasıl korursunuz?” diye hesaba çektiğimiz müttefik.

Söz verdiler, “Fırat’ın Batı’sında kalmayacaklar” dediler ama içimiz rahat etmedi. Çünkü PYD ilerliyor, Menbiç’e el koymaya kalkıyor, Cerablus’u ele geçirip Afrin’e bir adımlık mesafe kalması yolunda hamle yapıyordu.

Amerika ayak sürüyordu deyim yerindeyse. Serzenişlerimiz karşılık vermiyordu.

Bu arada Rusya ile yaşanan gerilim sebebiyle Suriye’de adım atamıyorduk.

Avrupa Amerika ile paralel bir şekilde “Erdoğan karşıtlığı”nı Türkiye karşıtlığına dönüştürmüş durumda, Türkiye’nin bütün hassasiyetlerini gözardı ediyordu.

Türkiye bir hamle yaptı, Rusya ile gerilimi sonlandırdı.

İran ile diyalogu artırdı.

Bu, Suriye’deki iki ana aktörle ilişkileri durultmak anlamına geliyordu.

Bu arada 15 Temmuz oldu, Amerika adeta bir akıl tutulması yaşadı ve muhtemelen içinden “Acaba darbe başarılı olur mu?” sorusu- ümidi geçti. Yarım ağız geçmiş olsunlar geldi, gelmedi. Üstelik darbenin 1 numarası Amerika’daydı. Bir tür koruma konumundaydı.

Türkiye’nin öfkesi daha da arttı.  

Öyle ki yine Cumhurbaşkanlığı seviyesinde meydanlarda “Ya Türkiye ya FETÖ!” sesi yankılandı.

Ve işte ABD Başkan Yardımcısı Türkiye’ye geldi.

Biden yolda iken başladı Fırat Kalkanı harekatı. Saat 04.00’te.

ABD’nin haberi var mıydı bu harekattan?

Vardı kuşkusuz, çünkü Biden’dan önce Amerikalı askeri yetkililer gelmişti ve Cerablus harekatının “Koalisyon güçleri” ile birlikte DAEŞ’e karşı yürüyen bir harekat olduğu açıklanmaktaydı.

Ama Türkiye kendi güvenlik öncelikleri sebebiyle farklı bir boyut katmakta bu harekata...

DAEŞ’le mücadeleye evet, ama artı, bana yönelik diğer tehdidin de bertaraf edilmesi.

Bu PYD tehdidi. PYD’yi vuruyoruz, vuracağız.

Soru şu: Amerika ne diyecek?

Amerika bir şey demiyor. Stratejik aklı varsa demeyecek. Üstelik harekat Biden burada iken gerçekleşiyor ve zımni onay gözleniyor. Hatta havadan destek sağlanıyor. Belki de bir özür beyanı...

Amerika, Türkiye ile ilişkilerin riske girdiğini gördü mü? Suriye’de Türkiye, Rusya, İran, Amerika’nın perspektiflerinin yakınlaştığı yeni bir dönem mi başlıyor?

Türkiye o kadar yüksek sesle tepkilerini dile getirdi ki, Amerika’nın hala kırılmayı görmemesi ya stratejik körlük ya da Erdoğan şahsında Türkiye’yi gözden çıkarma anlamına gelecekti.

Bunu yapar mı? Yapmaz diye düşünmek akıl gereği. Ama bazen Amerika-Batı reflekslerine baktığımızda akıl gereği bile geri planda kalabiliyor.

Cerablus’ta Amerika kendini tashih refleksi ile belki, Türkiye’nin emri vakisi”ne razı olacak gibi gözüküyor.

Ama Washington ile ilişkide “FETÖ” olayı, daha az bir gerilim kaynağı gibi görünmüyor.

ABD Gülen’i ya verecek, ya verecek.

Vermemesi, darbe karşısındaki akıl tutulmasının, yarım ağız tavrın, Mısır refleksinin uzantısı olarak okunacak.  

Biden 15 Temmuz gecesi bombalanan Meclis’i gezdi.

Ankara’daki hassasiyeti dinledi.

ABD’li kadrolara, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ın “Darbeciler beni Fethullah Gülen’le görüştürmek istediler” şeklindeki ifadeleri dahil, Gülen - Darbe irtibatına dair klasörler dolusu bilgi verildi.

Amerika oturup bir değerlendirme yapacak. “Ya FETÖ ya Türkiye” sorusunu kendi kendine soracak. İşi kolay mı, galiba değil. Bir başkan adayının seçim çalışmasının finansı dahil, yüzlerce okul ile bu yapı Amerika’nın bağrında geziniyor. Nasıl arınacak, şimdi Amerikan aklının performansını gözleyeceğiz.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.