22 Mayıs 2017 Pazartesi26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:42Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:29Yatsı 22:11
    • 17°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 11°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,450 -0.05
  • Dolar: 3,5616 -0.74
  • Euro: 4,0009 -0.40

FETÖ temizliğinde yeni stratjilere ihtiyaç var

Mehmet Ocaktan

Normal zamanlarda devleti yönetenler yeni siyasi iktidarlar projeler üretirler, yeni stratejiler geliştirirler. Sivil siyasal iktidarların başarısı bu projelerle doğru orantılıdır ve iktidarlara karşı toplumsal teveccüh de bu başarının en önemli göstergesidir. Yeni proje ve stratejiler üreterek toplumun taleplerini ve beklentilerini karşılayamayan iktidarların ömrü ise kısa olur. Kısacası demokratik toplumlarda iktidarların ömrünü başarı ya da başarısızlıklar belirler.

Darbe dönemlerini bir tarafa bıraktığımızda, Türkiye’nin siyasi tarihindeki iktidar değişimlerinin de genel olarak bu kriterlere göre gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Son on beş yılda kesintisiz bir şekilde iktidarı elinde bulunduran AK Parti hükümeti Cumhuriyet tarihinin başarı grafiği tartışmasız en yüksek iktidarı olmuştur. Çok partili dönemde hiçbir iktidara nasip olmayan arka arkaya dört dönemlik iktidar yıllarında AK Parti, Türkiye’nin ekonomik kalkınması ve demokratik standartların yükseltilmesi anlamında sayısız projeleri hayata geçirmiş, Türkiye’nin gelecek hayallerini büyüten stratejiler geliştirmiştir. Nitekim çerçevesi ekonomik ve demokratik hamlelerle çizilen 2023 hedefleri de bu geniş ufuklu vizyonun bir ürünüdür.

***

Eğer AK Parti bütün bir Türkiye’yi kuşatan böylesine ekonomik ve demokratik başarıların altına imza atamasaydı, bu kadar uzun bir iktidar fırsatını da yakalayamazdı. Ancak her alanda Türkiye’nin hedeflerini büyüten AK Parti iktidarı bu on beş yıllık sürede sayısız krizlerle boğuşmak zorunda kalmıştır. AK Parti’yi kapatma davasından Ergenekon ve Balyoz süreçlerine, 17-25 Aralık darbe girişiminden 15 Temmuz’daki Haşhaşi ihanet çetesinin kanlı darbe girişimine kadar bütün sancılı dönemler Türkiye’nin yürüyüşünü yavaşlatan çok önemli faktörlerdir. Dolayısıyla bu tür kriz süreçlerinin daha az hasarla atlatılabilmesi için çok daha yüksek volümlü stratejilere ihtiyaç olduğu muhakkak.

Mesela 15 Temmuz’daki FETÖ felaketi... Kabul etmek gerekir ki 15 Temmuz’da dünyada bir örneği daha bulunmayan, tarihteki hiçbir darbe literatüründe bile yeri olmayan ve kendi halkını tanklarla ezen üniformalı teröristlerin vahşi darbe girişimini yaşadık. Şimdi bu beladan kurtulmak için geniş çaplı bir temizlik harekatı yapılıyor. Bu çapta bir beladan kurtulmanın başka bir yolu da yok zaten. İşte tam bu noktada sakin bir akla ve yüksek stratejilere ihtiyaç var.

***

Mesela on yıl sonra nasıl bir sosyolojik sonuç ortaya çıkacak, şimdiden bunu düşünmek ve planlarını yapmak zorundayız. Eğitimden bürokrasiye kadar her alanda ne tür planlar ve projeler üretmeliyiz ki on yıl sonra yeni belalarla karşı karşıya kalmayalım. Açıkçası 15 Temmuz’u doğuran sebepleri ve sonuçları geniş bir perspektiften değerlendiren devlet aklına ihtiyaç var. Evet bugün FETÖ teröristleriyle yargısal ve idari anlamda sürdürülen kararlı mücadele hayati bir önem taşıyor. Ama bu yeterli değil, toplumsal sonuçları bakımından yarına ilişkin olarak yapacaklarımız da bugünkü mücadele kadar önemli. Unutmayalım, 1980’li yılların başında PKK’lıların sayısı topu topu yaklaşık 200 kişiydi. 1984’te Diyarbakır cezaevinde yapılan insanlık dışı muameleler ve sonrasında devlet aklının bu konudaki iflası, bugün karşımıza dünyanın en büyük terör örgütünü çıkardı.

Belki de ilk etapta sosyologların, eğitimcilerin, dini otoritelerin, siyaset bilimcilerin, aydınların kafa kafaya verip Türkiye’nin önünü açacak yeni projeler ve stratejiler üretmesi bir başlangıç olabilir. Bu konuda devletin başı olarak CumhurbaşkanıTayyip Erdoğan’ın yapacağı öncülük, son derece kuşatıcı ve kapsayıcı olacaktır. Zira bu tür projelerin hem daha derinlikli bir üretime dönüşebilmesi hem de pratik sonuçlar üretebilmesi için daha vizyoner ve üstten bir bakışa ihtiyaç var. Dolayısıyla Erdoğan’ın liderlik vizyonu ve siyasal tecrübesi tam da bu noktada bir teminat niteliği taşıyacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.