25 Mart 2017 Cumartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 19°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Gönül Sofrası

Abdulkadir Özkan

Milli Gazete Ankara Bürosu’nun geleneksel hale getirdiği sabah kahvaltısının dünkü misafiri muhterem Recai Kutan idi. Buluşma ve sohbet için kahvaltının bahaneden ibaret olduğunu özellikle vurguladıktan sonra, bunca yıl yakından tanıdığımı sandığım Recai Kutan Ağabeyi diyebilirim ki ilk defa derinlemesine tanımış ve gönül dünyasını keşfetmiş oldum. Sohbet öylense samimi bir havada geçti ki, bizim gönül dünyasının penceresinden seyretmemize izin verdi. Özellikle günümüzde yeniden gündeme gelen Arif Nihat Asya’nın şiirlerinin tamamını hiç takılmadan söyledi ki, belki yüzlerce kez dinlediğimiz ya da okuduğumuz şiirlerin özüne nüfuz etmiş olduk. Muhterem Recai Kutan Ağabeyi dinlerken geçmişin şiir dolu sohbetlerini hatırladım. Bu hatırlayış bana ister istemez güzel şiirlerin yazılması için o şiirleri hakkını vererek okuyan, sadece okuyan değil ezbere okuyanların bulunmasına ihtiyaç olduğunu düşündürdü.

Elbette buluşmamız sadece şiir okumaktan ibaret değildi. Geçmişe dönük ve bizim neslin kültür yapısının oluşmasında katkısı olan isimleri saygıyla anmamıza vesile oldu. Necip Fazıl Kısakürek’ten Nurettin Topçu’ya, Osman Yüksel Serdengeçti’den Gökhan Evliyaoğlu’na, Tevfik İleri’den Arif Nihat Asya’ya, Peyami Safa’dan Ali Fuat Başgil’e, Remzi Oğuz Arık’tan Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu’na pek çok kıymetli edebiyat ve bilim adamı sohbetin konusu oldu. Recai Kutan Ağabey ile aramızda sanıyorum 10 yaş fark olsa da geçmişte aynı kaynak ve isimlerden yararlandığımızı görmek beni daha da heyecanlandırdı. Adı geçen ve üzerinde konuştuğumuz isimlerin hemen hepsini geçmişte takip etmiş olmakla birlikte Recai Ağabeyin hemen hepsini yakından tanımış olması sohbeti daha da zenginleştiriyor, hatıralar devreye giriyordu.

Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, gazetemizin ilk yıllarında birinci sayfadan günlük olarak dörtlükleri çıkan bir ağabeyimizdi. Esas mesleği doktorluktu ama yayınlanmış iki şiir kitabı bulunuyordu.

Bu noktada özellikle Arif Nihat Asya’nın şiirlerinin yanında aktardığı hatıraları beni 50-55 yıl öncelere götürdü. Çünkü lise yıllarımda ve daha sonraki yıllarda yukarıda adlarını sıraladığım isimler ilgi alanım içinde olmuş, hepsini fikren beslenmiştim. Bir kaçı ile özel hatıraya sahiptim. Kısacası geçmişe yolculuk ettikçe, isimler sıralandıkça, geçmişe özlem duyduğumu hissettim. Bizleri etkileyen, düşünce dünyamızda katkısı olan, iz bırakan şair ve düşünürler ile ilim adamlarının gidenlerinin yerinin doldurulamayışı sebebiyle bu alanda bir çoraklığın oluştuğu duygusuna kapıldım. Elbette gidenin yerinin dolmamasının sebepleri arasında şairlerin şiirlerini uzun yıllar hafızalarında muhafaza eden ve sohbet meclislerinde çok mükemmel şekilde okuyanların azalmasının da bu çoraklaşmada tesiri olabilir. Çünkü marifet iltifata tabidir. Bizler az da olsa hepsinin bilgi dünyasından payımızı almıştık ama gençlerimiz ne yapacak Onlar hangi sohbet meclislerinde o dünyalara yolculuk edecek sorusu kafamda canlandı. Bırakın sohbet halkasını televizyon kanallarının bile dilimizi düzgün kullanmaya dikkat etmediklerini hatırlamak ister istemez insanı üzüyor. Bugün TRT olmasa Türkçeyi nispeten düzgün kullanan bir kanalın kalmadığı, Türk Sanat ve Türk Halk Müziği’nin ise unutulmaya terk edildiği, televizyon kanalları ve radyoların büyük bölümünün popüler müziğe teslim olunduğu sohbetin konusu oldu.

Sohbetimiz bir dizi yazı haline getirilebilecek malzeme verdi ama bizim yerimiz sınırlı olduğu için Recai Ağabeyin Remzi Oğuz Arık’tan söz ederken bir zamanlar Batı’ya duyulan hayranlığın hangi boyutlara ulaştığını net bir şekilde ortaya koyan bir cümlesini aktardı. Bugün de aynen geçerli olan o cümleyi aktararak yazıma son vermek istiyorum:

“Biz gençlerimizi Anadolu kültürünü Avrupa’ya taşısınlar diye gönderiyoruz onlar Avrupa kültürünü Anadolu’ya taşıyorlar.”

Gönül soframızın oluşmasını sağlayan Mustafa Yılmaz ve muhterem Recai Kutan Ağabeye  geçmişe yolculuk yapmama vesile olduğu için teşekkürlerimi sunuyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.