19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 17°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 106.926 -0.06
  • Altın: 151,429 -0.02
  • Dolar: 3,6718 -0.12
  • Euro: 4,3287 0.21

Ersin Yurdakul cinayetini FETÖ’cü Gökçe Fırat’a sorun!

Ahmet Kekeç

Merakımı mucip olmuştur: “Kendilerine solcu süsü vermiş bir dergiden toplaşan elemanlar, provokatif ve kışkırtıcı yayınlarına rağmen niçin yasal takibata uğramazlar?” diye... 

Konu hakkında defalarca 
yazdım.

Neredeyse “darbe iması”nı bile “Ergenekon” torbasına atıp çok ağır iddianameler hazırlayan FETÖ savcıları bu yazıları es geçti.

Kudretli savcı Zekeriya Öz, aldığı onlarca ihbar mektubuna rağmen (muhbirlerin beyanı internet mecralarında mevcuttur) bu dergiyi korudu, soruşturma açma gereği duymadı.

Derginin ismini hatırlatayım hemen: “Türk Solu...”

Ne diyordu bu dergi? “Kürt mutfağından yemeyin, kebap lahmacun tüketmeyin, Kürt bakkaldan alışveriş yapmayın, Kürt müziğini dinlemeyin.”

Bu sözler bir soruşturmaya konu edilmedi.

Edildiyse de, bir sonuç alınmadı.

Çünkü dergi “yargı erki” tarafından korunuyordu. Daha doğrusu, korunuyormuş... Bunu bugün anlıyoruz.

Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alınıp aylarca hapiste tutulan eski İstanbul Üniversitesi rektörü Kemal Alemdaroğlu, rektörler yürüyüşünde açılan bir pankart nedeniyle tutuklandığını ve sanık yapıldığını anlatmıştı. 

Pankartı hatırlayalım: “Ordu göreve...”

Başta Kemal Alemdaroğlu olmak üzere, bu pankartın altında ve civarında boy gösteren ne kadar rektör, dekan, öğretim üyesi varsa tutuklandı, aylarca, hatta yıllarca Silivri Cezaevi’nde tutuldu.

Pankart, yürüyüşçü rektörlere ait değildi oysa. O yürüyüşe sızmış sivil bir gurup tarafından açılmıştı. Yani, kendilerine “solcu” süsü veren bir grup “Türk Solu” dergisi mensubu, rektörlerin nümayişine sızmış, “destek” sadedinde o pankartı açmış ve objektiflerin fotoğraf almasını sağlamıştı.

Zaten bütün mesele, o “fotoğrafı” elde etmekti.

Fotoğraf basına düşer düşmez, Ergenekon soruşturması yön değiştirdi ve akademisyenlere uzandı.

Derken, bir soru atıldı ortaya:

Pankartın altında ve civarında boy gösteren akademisyenler Ergenekon sanığı yapılmışlardı da, o pankartı taşıyan kişiler niçin soruşturmadan muaf tutulmuşlardı?

Bu yeni “durum” üzerine Polis hemen bir soruşturma başlattı. O pankartı taşıyanların “Türk Solu” dergisi mensupları olduğunu, grubun başını da Ali Özsoy diye birinin çektiğini tespit etti.

Konu, Ergenekon soruşturmasının patronu Zekeriya Öz’e intikal ettirildi.

Hemen bir soruşturma açıldı, sanıkların ifadesi alındı.

Sonuç?

Soruşturmaya yer olmadığına karar verildi ve dosya kapandı.

Düşünebiliyor musunuz? Kemal Alemdaroğlu ve refakatindeki akademisyenlere “Niçin o pankartın altında yürüyorsunuz?” diye soruluyor, o pankart nedeniyle haklarında tutuklama kararı çıkarılıyor, ama o pankartı açan “Türk Solu” dergisi mensupları soruşturmadan muaf tutuluyor. Ali Özsoy efendi de elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam ediyor.

Bu grup, 17/25 Aralık yargı darbesi girişiminde de sahne aldı. Provokatif yayınlar yaptı. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ı “yağlı urgan”la tehdit etti. “Asılacak adamsın ulan” diye başlıklar attı.

Hatta gurubun lideri Gökçe Fırat Çulhaoğlu, kameraların karşısına geçip, elinde yağlı urgan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben, “Asılmak mı istersin, yargılanmak mı istersin?” diye rezil konuşmalar yaptı. Marifetmiş gibi, bir de bu görüntüleri internette yayınladı.

Bu derginin yazarları arasında bulunan Kemalist ressam Bedri Baykam, vaktiyle, “Bu adamların solculukla, Atatürkçülükle bir alakası yok” diyerek, dergiden ayrıldığını duyurmuştu. 

Baykam’ı diğer “sol” müntesipler izledi.

Dergi, bir “FETÖ organizasyonu”ydu çünkü. Gökçe Fırat Çulhaoğlu da, bir “cemaat abisi”ydi ve FETÖ istihbaratıyla içli dışlıydı.

Bir dönem Perinçek gurubuyla hareket eden Çulhaoğlu, “ajan” olduğu tespit edilince, gruptan dışlandı, aralarında Bedri Baykam gibi saf Kemalistlerin de bulunduğu “Türk Solu” dergisine intisap etti. Bu derginin genel yayın yönetmeni Ersin Yurdakul’un gizemli intiharından sonra da derginin başına geçti ve FETÖ lehinde yayınlar yapmaya başladı...

Ekrem Dumanlı’yla aralarında su sızmayan Çulhaoğlu şu an 
gözaltında. 

FETÖ’cü olmakla suçlanıyor.

Polis bazı soruların cevabını ondan alacak.

Bu cümleden olarak, intihar süsü verilmiş Ersin Yurdakul cinayetinin nedenini ve cinayete kimin azmettirdiğini de ondan öğrenmeye çalışacak!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.