16 Ocak 2017 Pazartesi18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:49Güneş 08:20Öğle 13:21İkindi 15:46Akşam 18:09Yatsı 19:34
    • 10°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,122 2.63
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

İlkeler İnsanlar Şarlatanlar

Cemal Nar

İslâm, peygamberler dışında bütün insanların söz ve davranışlarının hata ve sevaba açık olduğunu bildirir. Peygamberler örnek rehberler ve uyulan liderler olduğu için günahtan korunmuşlardır. “İsmet” sıfatının gereği budur. Bu sıfatları olmasaydı, hataları da örnek alınarak ölçü kabul edilebilirdi. Bu yüzden masum ve mahfuzdurlar. Küçük ve basit hatalar (zelle) yapsalar da hemen Allah Teâlâ tarafından uyarılarak düzeltilirler.

Diğer insanların böyle bir özelliği yoktur. İster alim, ister müçtehit, ister şeyhülislam, ister şeyh, ister mürşit, ister mürit olsun fark etmez, söz ve davranışlarında hata ve sevaba açıktırlar. Günah işlemeleri mümkündür. Gerçi bunlar, ilimleri ve maneviyatları sebebiyle biiznillah sıradan bir insan gibi ulu orta günah işlemezler. Hatta bulundukları temiz ortam bile onları koruduğundan “mahfuz” sayılırlar. Ama yine de ilke olarak kabul etmeliyiz ki, hata yapabilirler. “Ben hata yapmam” demek, hatanın ta kendisidir.

Bu sebeple İslâm'da şahıslar değil, ilkeler ve ölçüler öne çıkarılmıştır. İşte bunun için Hz. Peygamber Efendimiz veda hutbesinde: "Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıklığa düşmezsiniz: Birisi Allah'ın Kitabı ve diğeri de Rasûlünün sünneti” buyururmuştur.( Mâlik, Muvatta', "Kader", 3, Tirmizî, "Menâkıb", 21; Ahmed b. Hanbel, Miisned, I, 51; III, 59.)

Bana birisinin bir sözünü sordular “olur mu?” diye. Demiş ki: “Ben o hale geldim ki, istesem de günah işleyemiyorum”.

Dedim ki: “Yalan söylüyor. Öyle olsaydı hayatı imtihan olmazdı.”

Evet, hayat, iyilik mi, kötülük mü yapılacağının bir imtihan alanıdır.  İyilik ve kötülüğün ölçüsü İslam’dır. Kendi irademizle iyiliği seçecek, kötülükten kaçacağız. Ne kadar başarırsak sevinecek ve şükredeceğiz. Ne kadar başaramazsak, korkacak ve tövbe ederek yeniden iyiliklere döneceğiz. Takva, sürekli dikkattir.

Eskiler boşa mı “beynel havfi ve’r reca” diyorlar? Ne ye’se düşürecek derecede aşırı korku gerek, ne de laubali edecek kadar aşırı ümit. “Battı balık yan gider” dedirtecek ve “zaten bitmişim, öyleyse her haltı yiyeyim” duygusunu besleyecek kadar “korku” da işe yaramaz. Her günahı işleyip “Allah kerim” dedirtecek kadar af ve merhamet ile aldatacak “ümit” de insanı aldatır. Beşiğe belenmiş bebe gibi, bir korku, bir umit arasında gidip gelmektir asıl faydalı olan. İşte “beynel havfi ve’r reca” budur.

Çağımızda Sevgili Peygamberimiz Efendimizin (sav) sünnetini bilmeden sufilik yapan, sonra da ahirette kendisini şeyhinin kurtaracağına inanan, “Halika isyan olan yerde mahluka itaat olmaz” hadisinden habersiz, bir mason gibi, yukarıdan gelen her emre, akıl ve şeriat ölçüsüne vurmadan itaat eden müritler ne kadar zarardaysa, sünneti inkar eden, “sünnet varsa da sadece Kur’an’dakileri konu alandır. Yoksa Peygamberin teşri, kanun koyma yetkisi, Allah adına dolaylı da olsa yoktur” diyen, böylece bilerek İslam’ı işlevsiz bırakıp devreden çıkaran, mezhep imamlarını itaat edilecek otorite tanımadıkları ve mezhepleri kabul etmedikleri halde kendi hocalarına itaat eden ve her görüşüne tartışmasız bağlı kalanlar, ortaya bilerek veya bilmeyerek bir sürü mezhep çıkaranlar, aslında birbirlerini inkar ederken, topyekun ümmete zarar verdiklerini ne zaman görecekler?

Ey oturdukları yerden akşama kadar “indirilmiş din / uydurulmuş din” diyerek geçmiş mübarek alimlerimize ve zalim sistem din öğretimini yasakladığı için cahil kalmış, okuma gereğini kavrayamamış Müslümanlara hakaret ederek kötüleyenler, şu mübarek ağızlarınızı azıcık da olsa, bu zalim Batıcılara, laikçilere, din düşmanlarına çevirseniz, bir iki program da onları kötülemek için yapsanız olmaz mı?

Yeter artık ey şarlatanlar ümmete hakaretiniz! Yeter artık geçmişimizi aşağılamanız! Yeter kafirlere yaranmak için soytarılık yapmanız!

Farkında olmayabilirsiniz, ama buradan bildiriyorum işte; artık kabak tadı verdiniz!

 

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.