16 Aralık 2017 Cumartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:07İkindi 15:23Akşam 17:45Yatsı 19:11
    • 12°C Adana
    • 4°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • -9°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 156,133 -0.30
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Düşman saldırılarına karşı topyekûn savaş veriliyor

Abdulkadir Özkan

Türkiye’nin yıllardan beri düşman saldırılarına karşı mücadele verdiğini söylemek yanlış olmaz. Her ne kadar yapılan genellikle teröre karşı mücadele olarak nitelendirilmiş olsa da, terör örgütlerinin tek başlarına hareket etmedikleri, Haçlı ittifakının desteğini arkasına almış terör gruplarına karşı mücadele veriyordu. Bu nitelendirme terör örgütlerinin arkasındaki ülkeleri gözden kaçırdı. Artık herkes biliyor ki, ABD ve AB ülkeleri bölgemiz ve ülkemize yönelik planlarını terör örgütlerini devreye sokarak onların eliyle uygulamaya koyuyorlar. Bunda da başarılı olduklarını söylemek yanlış olmaz. Söz gelimi Irak önce Haçlı ittifakı eliyle işgal edildi ve arkasından parçalandı. Parçalanma ile birlikte ortaya çıkan otorite boşluğu karşıt grupların çatışmasına ve terör örgütlerine zemin hazırladı. Böylece Haçlı ittifakının karşında Irak olarak bir dayanma noktası kalmadı. Sırada Suriye vardı, orada da bir anda iç çatışmalar oluşturuldu ve 5 yıldır bu karmaşa devam ediyor. Diyebiliriz ki, bugün Haçlı ittifakına karşı Suriye adında bir direnme noktası da kalmamıştır. Bunun yanında Libya ve Mısır’ın teslim alınmış olduğu da dikkate alınırsa bölgede Haçlı ittifakına karşı direnecek İran ve Türkiye kalıyor. Haçlılar şimdilik İran’ın üzerine fazlaca gitmiyorlar. İran’ı bir çatışma alanı haline getiremeyince ambargo yoluyla diz çöktürmek istediler. Buna İran direndi ama sonunda Haçlı ittifakının şartlarının önemli bir bölümünü kabul etmek zorunda kaldı. Türkiye ise 30 yılı aşkın bir süreden beri terörle mücadele etmek zorunda bırakıldı. Ne var ki, Haçlı ittifakı bununla da yetinmedi ve gelişmelerden memnun olmadı ki, Suriye’nin karıştırılmasının arkasından yeni terör örgütlerini devreye soktular. Bu yeni terör örgütleri Irak ve Suriye’de kendilerine alanlar açarken Türkiye’ye yönelik Haçlı ittifakının planları da devreye sokuldu. Yani, Haçlıları Suriye’nin parçalanması tatmin etmedi. Onlar için bölgede en etkili güç Türkiye idi ve buranın parçalanması, bu yapılamazsa iyice güçten düşürülmesi gerekiyordu. Böyle olunca Suriye’de alan açtıkları terör örgütleri ülkemize yönelik saldırılara başladılar. Bir bakıma PKK, PYD ve IŞİD diye destekçi bulmuş oldu. Bunların hepsinin de Haçlı ittifakının koruma ve kollaması altında oldukları düşünülürse Türkiye’nin verdiği mücadeleyi “topyekûn savaş” olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır. Bu noktada Misak dergisinin Eylül 2016 tarihli nüshasından Hüsna Aktaş’ın “Düşman Saldırısına Uğrayan Türkiye’nin Son Kararı: Topyekûn Savaş” başlıklı yazısından kısa bir bölüm aktarmak istiyorum:

“Darbe teşebbüsünün ardından ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ anlayışını iman esası haline getiren terör örgütleri; ABD derin devletine verdikleri söze sadık kalmış, gelişmeleri sessizce takip etmişlerdir. Uzun yıllar İlluminati çetesinin ‘kontrol edilebilir kaos’ projesine hizmet eden iç ve dış düşmanlar darbe teşebbüsünün ardından topyekûn saldırıya geçmişlerdir. PKK seri bir şekilde Van, Bitlis, Diyarbakır ve Elazığ’da bombalı eylemler gerçekleştirmiş, ondan geri kalmak istemeyen DEAŞ terör örgütü de Gaziantep’te 12 yaşındaki canlı bombayı patlatmış ve çoğu çocuk 54 kişinin ölümünü (maalesef) tekbir getirerek(!) kutlamıştır. DAEŞ’in Gaziantep’te sergilediği bu vahşet ve YPG’nin Münbiç’ten sonra Cerablus’u işgal etmeye hazırlanması, Türkiye’yi Fırat Kalkanı operasyonu’nu yapmaya mecbur bırakmıştır. Böylece topyekûn savaş başlamıştır.”

Topyekûn savaş görünürde terör örgütlerine karşı veriliyor olsa da bunun Haçlı ittifakına karşı olduğunu görmek gerekiyor. Bunun için de verilen mücadelenin topyekûn savaş olarak nitelendirilmesi yanlış olmayacaktır. Böyle bir noktada millet olarak kenetlenmeye, kucaklaşmaya ihtiyaç olduğunu tekrarlamaya bile gerek yok. Bir takım fikir ayrılıklarımızı en azından şimdilik bir kenara bırakarak içeride ve dışarıda terör örgütlerine yönelik mücadele veren askerlerimizin arkasında kale gibi durmak gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.