21 Eylül 2017 Perşembe 23 Zilhicce 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:17Güneş 06:43Öğle 13:04İkindi 16:28Akşam 19:12Yatsı 20:32
    • 27°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 105.324 0.39
  • Altın: 146,596 -0.30
  • Dolar: 3,4727 -0.58
  • Euro: 4,1687 -0.32

Çocuklar, yetişkinler, hatıralar...

Haşmet Babaoğlu

Nasıl ballandırarak anlatırız çocukluk hatıralarımızı!
Bayramdı ya...
Kim bilir geçmişin sandığından neler çıkartıp eşe dosta anlatmışızdır...
Fakat bir dakika!
Çocukken bayramlar güzeldi ama çocukluğumuz öyle hep "bayram hali" falan değildi.
Çocuk nedir ki zaten!
Büyüklerin dünyasında küçücük, güçlülerin dünyasında çok güçsüz olduğunu çarçabuk kavrarsın. Sonra tek sığınağına; o güzel masumiyetine saklanırsın.
O yüzden biz yetişkinlerin "mutlu çocukluk anıları"na biraz mesafeyle yaklaşmak gerekir.
Geçmişte de çok sözünü ettim; bu bir tür yetişkin icadıdır.
Sayısız araştırma var bu konuda.
Genç yetişkinler çocukluklarına dair olumsuz hatıralarını yaşları ilerledikçe eğip büküyor, hatta değiştirip olumlu bir hikâyeye dönüştürüyorlar.
Yetişkin hayatımızın yüklerine, sıkıntılarına, çaresizliklerine katlanmanın yollarından biri de bu. Bir çocukluk cenneti yaratmak!
Oysa kimseyi inandıramıyorduk ama çocukken de az dertli değildik!

***
Hatıralar dedim de...
Onları da kesin bir gerçeklik olarak değil fakat tıpkı hayallerimiz gibi görmeli, o halleriyle hayatımızın bir parçası saymalıyız.
Yeni araştırmalar "sahte hatıralar"ın sandığımızdan daha çok yer tuttuğunu gösteriyor.
O da ne mi?
Gerçekten olmuş gibi hissediyoruz ama gerçek bir tecrübeye dayanmıyorlar.
Günümüzün gözde davranış bilimcilerinden Elizabeth Loftus bu alanda çalışıyor ve meslektaşlarını sürekli uyarıyor:
"Kişinin yaşadığından çok emin biçimde anlattığı hatıralardan, hele bir video kamera kaydı gibi aktarılanlardan özellikle şüphe duymakta fayda var. Asla yalan değiller; kesinlik duyguları çok yüksek fakat zihnin kendi kuytularından toplanıp kurgulanmış hikâyeler..."
Ah insan, ah!
Hikâyesiz yapamıyor; eksikliğini hissettiğinde kendi yazıyor.
***
Dönelim yine çocukluğumuza...
"Mutlu çocukluk" denilen şey yaşarken değil, hatırlarken ortaya çıkar diye anlatıyorum ya...
Bir de şu "çocuklar anlamaz" meselesi var, malum.
Anlarlar.
Hem de nasıl anlarlar.
Belki bizim kavramlarımız ve bilgimizle değil ama kendilerine özgü biçimde bizimdünyamızın bütün alavere dalaverelerini kavrarlar ve karamsarlığa kapılırlar.
Onca kötücüllüğün, onca nefret ve kavga gürültünün yükünü hissetmezler sanıyoruz amahissederler de derinden etkilenirler.
Tamam! Biz hüzünlü çocuklardık, çekingendik.
Şimdiki kuşaklar hüzünlü değil, huysuz; çekingen değil, arsız belki ama bunlar da onların biz yetişkinlerin dünyasına bir reaksiyonu belki de...
Bitmez tükenmez endişeler ve ipini koparmış arzular çağında çocukların nasıl olmasını beklerdik ki!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.