26 Eylül 2017 Salı5 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:23Güneş 06:48Öğle 13:03İkindi 16:22Akşam 19:04Yatsı 20:23
    • 23°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 102.270 -1.78
  • Altın: 149,533 2.44
  • Dolar: 3,5485 1.65
  • Euro: 4,2033 0.79

P/H, İKK VE DÖRDÜNCÜ NESİL SAVAŞ

Halil Mert

Strateji uzmanları bir ülkenin Milli Gücünü hesaplarken, Maddi gücünüzü bir katsayı ile çarpıyorlar. Sonra da Milli gücünüzü buluyorlar. Ortak irade/Milli kararlılık katsayısı.. Maddi gücün içinde, nüfusunuz, askeri, ekonomik, siyasi gücünüz var. İhracatınız, üretiminiz var. Düşünün tüm bunlar toplanıyor. İsrail’in Milli gücünü bulmak için maddi gücü iki ile çarpılıyor. Sizin Milli gücünüzü bulmak için Maddi gücünüz ikiye bölünüyor.

Nedir bu Ortak irade/Milli kararlılık katsayısı?

Ülke insanının tüm manevi değerleri, bu değerlere ve birbirine bağlılığı, gelecekte birlikte yaşama azim ve kararlılığı, ülkedeki siyasi birlik ve kararlılık, katılımcılık, vatandaş memnuniyeti…. İnsanların ülkenin geleceğine, siyasilere duyduğu güven ve itimat… İşte tüm bu manevi değerler, anlayacağınız Çanakkale’de etten duvar olan iradeye biz Ortak irade/Milli kararlılık diyoruz.

Buradaki Milli Kararlılık Değerlerini nasıl geliştirecek ve büyüteceğiz? Bunu hangi kurumlar eliyle yapacağız? En önemli soru bu?

Toplumun Ortak İrade ve Kararlılık İfade etmesi için ortak değerlerin ortaya çıkartılması ve eğitim kurumları aracılığı ile de topluma benimsetilmesi gerekmektedir.

 

 Kazakistan Devlet Başkanı N. S. Nazarbayev (Nur Aga) “Tarihin Akışında” adlı kitabında diyor ki; “Bölgenin kaynaşması için zamanında Avrupa ülkelerinin sahip olduklarından çok güçlü önkoşullar mevcuttur. Dış tehditler, kültürel- tarihi kökler, din, toprak –coğrafi- birliği, medeniyet ve kültür birliği, Dünyaya aynı kapılardan çıkabilme ve açılabilme, ekolojik problemler vb. bu kaynaşma için gereken altyapıyı oluşturmaktadırlar. Avrupa Birliğinin mimarları böylesi kaynaşma önkoşullarını ancak hayal edebilirlerdi ancak Türkler bu koşullara kendiliklerinden sahiplerdir.”  Lütfen yukarıdaki unsurlara bir daha bakınız, okuyunuz. Dikkat ederseniz duygusal da değil, tamamen akılcı. Burada ayrılıkçı Kürtler’in itirazı sadece Dil olabilir. Bakın N. S. Nazarbayev dilden söz etmemiş bile… Dil anlamında da bölgedeki Müslüman Halklar kesiştikleri mahallerde birbirlerinin dillerini konuşabilmektedir. Ben Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türkler’in yaşadığı her yerde Kürt olduğu bilinci ile ortak değer oluşturmayı örneklemek istiyorum.

Ortak Değer Oluşturma anlamında ilave çabaya, ABD gibi değer yaratmaya ihtiyacımız yok. Sadece Eğitim Sistemimizin, geleceğe bakışımızın düzeltilmesi gerekmektedir. Çanakkale Harbi’ni yapanları düşünün. Onlar İstanbul’lu şehirli, Kosova’lı Arnavut, Balıkesir’li Tahtacı Yörük, Erbil’li Kürt, Tunceli’li Zaza, Halep’li Arap, kerkük’lü Türkmen, Artvinli Laz’dılar. Ama dedelerini tanıyorlardı, aynı ninnilerle büyüdüklerini biliyorlardı, düşmanlarının kim olduğunun daima bilincindeydiler. Bunları okullarda da öğrenmediler. Onlar iman sahibi ve ferasetliydiler. Bakmayın “Çarıklı Erkân-ı Harp” diye anıldıklarına. Çarıklı ve poturluydular ama şimdiki biz okullular gibi kafaları karışık, gönülleri bulanık, imanları mütereddit, vatana bağlılıkları menfaate dayalı değildi.

15 Temmuz İhanet ve İşgal Kalkışmasına karşı çıkanlar da yine aynı ecdadın evlatlarıydı. Hâsılı Müslüman ve Münevver Milletimiz her daim uyanık ve şuurla hareket etmektedir.

Birliğimiz ve dirliğimiz için Milletimizin azamet ve gayreti, mazinin Kutlu Zamanları, Kutlu Mekânları dikkate alınarak yani yazılmamış, yüreklerden yüreklere köprü olmuş, maziden atiye bizleri taşıyacak Milli İdeolojimize uygun olarak resmi ideoloji şekillendirilmelidir.

Resmi İdeoloji her zaman yazılmaz. Kurumlarla da vatandaşa gerekli mesajlar verilir. Peki, mesajlar sadece içeriye mi verilir? Elbette, hem dosta, hem de düşmana yazılı resmi mesajların yanında yazılmamış mesajlar da verilir.

Bakın İngiltere ve ABD IŞİD ve PYD ile AB Ülkeleri PKK, DHKPC, TİKKO vb. ile ve maalesef ülkemizdeki bir kısım tarikat, cemaat ve mezhebi yapılanmaları kontrol ve yöneterek bize mesaj veriyorlar.

En son YPG, ABD Bayrakları astı binalarına ve işgal ettiği topraklara..

Hani Marksist ve solcuydunuz?

Nerede Türkiye’nin sosyalistleri, komünistleri?…

Nerede anti-emperyalist diye PKK’nın kıçını yalayan Türkiye Solcuları… PKK’nın diliyle konuşanlar..

AKPARTİ Hükümet olunca Kemalistlerle sokağa dökülen kızılcıklar… Apo’nun resmini Taksim’e asanlar!... Gezi Eylemcileri, neredesiniz? Af edersiniz, “Ordu Göreve!” pankartı açan Türk Solu da FETÖ’cü çıkmıştı değil mi?

 

Türkiye, Büyük ülke olmak zorunda. Başka türlü bu coğrafyada tutunamayız. Kıyamete kadar sürecek medeniyet ve davamız için başka çaremiz yoktur.

Şimdi; bizimle emperyalizm Dördüncü nesil bir savaş yapmaktadır. Nedir bu savaşın özellikleri;

Dördüncü Nesil Savaş, aşağıda listelenen unsurları içine alan çatışmalar olarak tanımlanabilir:

Karmaşık ve uzun dönemli,

Terörizmi kullanan,

Milli olmayan veya milli sınırları aşan hüviyette,

Düşman'ın dinini sulandıran, kültürüne doğrudan tecavüz eden ve yozlaştıran,

Bir hayli teferruatlı psikolojik savaş, bilhassa medyayı manipüle eden,

Politik, ekonomik, içtimai ve askeri bütün mevcut şebekeler kullanılır.

Bütün şebekelerin aktörlerini içine alan düşük yoğunluklu çatışmalarda cereyan eder. Bunu en kolay terör gurupları ile yapar.

Mücadele dışı unsurlar taktik ikilemlerde kullanılır.

Kendine müzahir dini yapılar oluşturulur.

Algı oluşturur ve yönetir.

Uluslar arası ilişkiler anlamında sözünde durmaz, kaypak politikalar izler, çoklu, karmaşık ilişkiler oluşturarak hasım tarafı dünya konjonktüründe yalnızlaştırıp güç durumda bırakır.

Yeni nesil gibi görünen bu savaş türünü biz zaten Medeniyet Topraklarımızda hep yaşamadık mı? Karşılığı sinsice ve benzer yöntemlerle verilmelidir. ASALA kimdi? Yerine PKK kimler tarafından kuruldu, şimdi kimlerin elinde?

Koruculuk Sistemi güçlendirilmelidir. Korucular düzenli birlikler ve ocaklar haline getirilmelidir. Özel Harp ve Komando eğitimi verilmelidir. Bölgede halkın sığınacağı devletin unsurları arttırılmalıdır. Özellikle kamuda, milletin ekmeği ile bölücülük yapan hiç kimse barındırılmamalıdır.

Özellikle ABD ve Avrupa ülkelerinde hainler ve Türkiye Düşmanları cirit atmaktadır. Çözümü var. Nasıl Yurdumuzda Milli İnsanlar şehid edildi? Yurt dışında bize müzahir liderler evlerinde katledildi. Putin kendi hainlerini Türkiye dâhil dışarıda tek tek nasıl öldürttü? Türkiye için bu çok mu zor? Hayır! Ya doğrudan gözükara yiğit Ordu, emniyet ve MİT mensuplarına yaptırırsınız. Ya da Türkiye ile ilişkisi olmayan terör timlerini destekler ve ya yönlendirir, onlara yaptırırsınız. PKK’nın Avrupa ve ABD’deki, FETÖ’nün ABD’ndeki faaliyetlerini böylece akamete uğratabilirsiniz. Bu faaliyetin asıl maksadı ise bu hainleri kullanan ülkelere verilecek mesajdır.

 

Diyorlar ya; “ABD’nde darbe olmaz, çünkü ABD’nde ABD Elçiliği yok!” ne kadar manidar değil mi? Ecdad, kurduğu teşkilatlarla fethe gitmeden önce o ülkenin halkını hem İslam’a, hem de Türk Milleti’ne ısındırıyordu. Dikkat edin, Balkanlar’da Osmanlı’yı yıkmak için pompalanan Milliyetçilik ve Türk Düşmanlığı maya tutmadı. YPG, ABD bayrağı assın, bakın Suriye’liler ABD askerlerini kovmaya başladı. Bu asıl zaferdir.

P/H (Psikolojik harp), İKK (İstihbarata karşı koyma) bir komutan için ne kadar değerli ise ülke için de aynı değerdedir. Cumhurbaşkanımız buna inanmıştır. Ordumuz darbe teşebbüsünün ardından hükümetle uyumludur. Kurumlar da özellikle Dışişleri ve diyanet aynı hassasiyet üzere davranmalıdır. Milli vakıf, yardım kuruluşu vb. kurumlar artırılmalıdır. Görünen hepsi benzer alanlarda faaliyet gösteriyor. Kurban yardımı gibi.. Hayır! Biri eğitimle ilgilenmeli, diğeri kadınlara yardım vb., bir diğeri bilimsel çalışmalar, diğer biri çevreyi koruma vs. Gevur böyle yapmıyor mu?

Darbe girişimi oldu. Gazetelere bakın. Mesela dindar görünümlü, büyük bir cemaatin bir zamanlar tamamına yakınını yönlendiren bir gazetenin manşeti; Avustralya Başbakanı demiş ki; “Müslümanlar ayrılmaz bir parçamızdır.” Allah aşkına, İngiltere başta olmak üzere tüm AB ülkelerinde “IŞİD dağılırsa biz vatandaşımız olan IŞİD Militanlarını ne yapacağız?” paniği yok mu? Devam alt başlık yine birinci sayfada; malum Almanya ve İngiltere Türkiye’de olacak muhtemel terör eylemlerine karşı temsilciliklerini kapattı. İngiltere Büyükelçisi demiş ki; “Büyükelçiliğin kapatılması makul!” Aynı gazete daha öncede “Suriye bataklığından çıkın!” türü bir manşet atmıştı. Hem de her yerinde S. Nursi’nin resim ve vecizeleri ile. Peki, hiç mi Hütbe-i Şâmiye okumadın? Hâsılı, halkın değerlerini değiştirmek için emperyalizmin kullanmadığı yöntem, kullanamayacağı adam yok denebilir. Dolayısı ile ak sütün içindeki ak kıl hakikaten zifiri karanlıkta bile görülmelidir. İşte asıl İKK böyle yapılır. Asıl P/H böyle yapılır.

 

Düşmanın silahı ile silahlanmakla ilgili güzel bir hikâye nakledeceğim. Buradaki iki İslam ve Türk Devleti’nin düşmanlığını da ayıplayarak; “Mısır’ın fethinden sonra esir Memlük (Devlet-i Türkiyye) Kumandanlarından Kayıtbay Yavuz Sultan Selim’in huzuruna getirilmişti.

“- Söyle bakalım Kayıtbay, cesaret ve kahramanlığın ne işe yaradı?”

“- Cesaret ve kahramanlığım hâlâ var ey Sultan! Yalnız, bize ne yaptıysa ordunuzdaki toplar yaptı!”

“- Anlamadım!..”

“- Berberilerden biri, Venedik’ten top getirerek bize satmak istemişti de, Peygamberimizin, “Ok ve kılıç kullanın!” şeklindeki emrine aykırıdır diye satın almamıştık. O satıcı bize, “Yaşayan görecektir ki, memleketiniz top yüzünden elinizden çıkacaktır.” demişti. Meğer doğruyu söylemiş!”

“- Din kaidelerine böylesine bağlı idiniz de, Allah’ın, “Düşmanın silahına aynı silahla karşılık veriniz.” emrine neden uymadınız? Bilmez misiniz ki, “Ok ve kılıç kullanın.” demek “Başka silah kullanmayın.” demek değildir. O zaman o silahlar varmış, şimdi de bu silahlar var!”

İslam’ın ve Milletimizin bunca düşmanını görelim, birbirimize düşman olmayalım ve Merhum N. Fazıl gibi;

“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;

Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..” diyelim.

Hürmet ve Muhabbetle.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.