25 Mart 2017 Cumartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 14°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Kendinizi Kandırmayın

Fuat Türker

Kendisine karşı samimi olmaması ve çeşitli mazeretlerle kendini kandırması, insanın hem dünyada hem de ahirette zorluk ve sıkıntı içinde yaşamasına neden olur. Bu samimiyetsiz hayat, her zaman doğruyu gösteren vicdanın sesini dinlemeden ve onun doğrularını göz ardı ederek sürer gider.

İnsan, kendisini kötülüklerden sakındıran ve iyiliği emreden vicdanının sesini dinlemiyorsa, kötülüğü emreden nefsine kulak veriyor demektir.

"Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır." (Şems Suresi, 7-10)

Kur’an ayetlerinden, vicdanın, Allah’ın kullarına olan ilhamı olduğunu görürüz. Vicdan, her an için insanı Allah'ın razı olacağı davranışlara yönelten ve hep doğruyu fısıldayan muhteşem bir nimettir.

Allah’tan bir rahmet olarak, insanın kendi kendine doğruyu bulabilmesini sağlar vicdan. Bu nedenle ona kulak veren her insan, yaşamı boyunca, başka bir uyarıcı olmasa dahi, -Allah’ın izniyle- en doğru kararları alabilir. Ancak burada önemli olan, kişinin kendisine karşı samimi ve dürüst olması, anlamsız bahanelerle kendini kandırmamasıdır. İnsan telkin yoluyla ve vicdanını susturmak, onu rahatlatmak, suçluluk duygusunu bastırmak için çeşitli mazeretler ileri sürerek yaptığı tevillerle, olayları dilediği gibi yorumlayabilir ve kendini buna inandırmaya çalışabilir. Bu davranışlar ise Kur’an ahlakına uygun değildir.

Kur’an’ın ifadesiyle ayrıca insanlardan öyleleri de vardır ki: ‘Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik’ derler; oysa inanmış değillerdir.” Sadece Allah`a değil ahiret gününe de iman ettiğini söyleyen bu insanlar, Allah`ı da iman edenleri de aldattıklarını zannederler ancak onlar yalnızca kendilerini aldatırlar ve şuurunda da değildirler. Öyle büyük şuursuzluktur ki bu, insanın kendini aldatması çok zor olduğu halde kendi yalanlarına, sahtekârlıklarına kendileri de inanırlar.

Bu, normal bir ruh hali değildir. Kur’an bu karakterdeki insanları, kalpleri hastalıklı olarak tanımlar. Hatta Allah onların hastalıklarını daha da artırır.

İnsan Allah yolunda yaşamalı, malını, canını Allah’a hibe etmeli. Bunu yapmadığında, kendisi için ayırdığında, Allah elinden alır. Sağlığını, mutluluğunu, huzur ve güvenini kaybeder insan. Ancak Allah için yaşarsa, O da yollarını açar.

Samimiyetsiz, Kur’an ahlakından uzak düşünce ve tavırlar, insanı büyük bir vicdan azabına sürükler. Ve kişi en mükemmel, en konforlu ve dünya hayatında yaşanabilecek en güzel şartlarda yaşıyor dahi olsa, hiçbir zaman bu vicdani sıkıntıdan kurtulamaz.

İnsan kendini kandırarak ne gerçekleri değiştirebilir, ne de sorumluluklarından kaçabilir. Kişinin dünya hayatında gerçeklerden kaçması yalnızca kendi aleyhinedir. Çeşitli bahaneler ileri sürerek, vicdanını örterek kendini aldatmaya çalışan kişi, yaşadığı her an büyük kayıp içindedir. Ahirette de, yaptıklarının karşılığı olarak geriye dönüşü mümkün olmayacak derin bir pişmanlık yaşar.

Samimi mümin, dünyaya geliş amacının bilincindedir. Allah’a kulluk etmek ve O’na ibadet etmek için yaratılmıştır. Başka bir amacı var mıdır? Ya da dünyevi çıkar ve amaçlar mümin için geçerli midir?.. Mümin için, tüm bu soruların cevabı “hayır”dır. O halde tevil yapmak oldukça hatalı bir davranış olur. Bu, o kişinin Allah’tan başka varlıkların rızasını arıyor olması anlamına gelir. Çünkü Allah sinelerin özünde olanı bilmektedir. Tevil yaparak, hem kendisini hem de çevresindeki kişileri kandıran insan,

sunduğu mazeretlerin Allah Katında da kabul görebileceğine inanıyor demektir. Mümine düşen, bu tavırlardan kesinlikle kaçınmak, hem kendisine hem de Allah’a karşı dürüst ve samimi olmaktır.

Allah, bizim için her şeyin kolayını ve güzelini yaratır. Zorlaştıran da çirkinleştiren de biziz; vicdanımız yerine nefsimize uyarak. İnsan samimiyeti kazandığında vicdanının kapısı sonuna kadar açılır. Sonrasında artık nefsinden çok vicdanının sesini işitir… Kapıyı hep açık tutmalı çünkü vicdan, samimi imanın da anahtarıdır.

"Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir. Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile." (Kıyamet Suresi, 14-15)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.