30 Mayıs 2017 Salı4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:33Güneş 05:28Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:36Yatsı 22:22
    • 15°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 11°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 97.726 0.20
  • Altın: 145,622 -0.11
  • Dolar: 3,5781 -0.06
  • Euro: 4,0001 -0.04

Esas hesap sorulması gerekenler kuklacılar

Abdulkadir Özkan

Her gün sayıları artan şehit haberleri toplumu geriyor ve patlama noktasına getiriyor. Şehitlerimizin birinci derecede görünürdeki sorumluları terör örgütleridir. Çünkü kuklacılar kuklalarını sahneye sürüyor, kendilerini göstermemeye dikkat ediyorlar. Ancak, birbirinin benzeri olaylar ülkemizde ve İslam dünyasında öylesine artmaya başladı ki, artık kendilerini gizlemeye çalışsalar da terör örgütlerinin arkasındaki eller/kuklacılar açıkça görülüyor. Böyle olunca artık sorumluluk mevkiinde bulunanlar kuklalara akıllarını başlarına almaları gerektiğini hatırlatırken, kuklacılara da oynanan oyunun farkında olunduğunu yüksek sesle dile getiriyorlar. Bunun son örneğini Başbakan Yıldırım’ın Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde şehit ailelerine yaptığı ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, “Nasıl Suriye’de, Irak’ta bir ulusu, bir ülkeyi yok etmeye çalışıyorlarsa Türkiye’de de aynı oyunu oynamaya çalışıyorlar. Bu oyunun farkındayız” diyerek kuklacılara ayaklarını denk atmaları gerektiğini belirtiyordu. Ancak, kuklacıların bu tür açıklamalardan rahatsız olmadıkları, olsalar bile anlamazdan geldikleri görülüyor. Bir yandan, “Oyunun farkında olduğumuz” ifade edilirken o oyunun baş aktörleri ile birlikte hareket etmek, bölgemizdeki ateşi bu birliktelikle söndürmeye çalıştığımız sürece kuklacıların utanmasını beklemenin de anlamı yoktur. Bu noktada İçişleri Bakanı Soylu’nun, “ABD Büyükelçisi 15 Temmuz’u anlamamış” şeklindeki değerlendirmesi de gösteriyor ki, sömürgeciler için utanma diye bir duygu söz konusu değil. Onlar bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Gerçekten oyunun farkında isek, ülkemizi bölmeye,yok etmeye çalışanlar belli ise öncelikli olarak bunlara yönelik net bir şekilde karşı tavır ve eylem geliştirmek gerekiyor. Söz gelimi ilk hamlede ABD Büyükelçisi’nin istenmeyen adam ilan edilmesi, ülkemizi terk etmesi istenebilir. Hatta baş kuklacı ABD bundan da bir şey anlamayacak olursa İncirlik Üssü’nün kapatılması yoluna gidilebilir. Hiçbir yaptırım ortaya koymadan sadece ülkemizi parçalamaya çalışanların farkındayız demekle sonuç almanın mümkün olmadığını söylemeye bile gerek yok.

Bu noktada Akit gazetesinin dünkü sürmanşetinde hatırlattığı, “Menderes’i ABD ve uşakları asmıştı” gerçeğine dikkat çekmek istiyorum. Elbette, ABD sadece 27 Mayıs 1960 darbesinin arkasında değildi. Ülkemizdeki tüm doğrudan ve dolaylı darbelerin arkasında, hatta içinde bulundu. Artık bu gerçekler tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmış durumda. Böyle olunca ülkemize yönelik terör eylemleri sergileyen örgütlere yönelik mücadele sürdürülürken bu örgütlerin arkasındaki kulacılarla daha ciddi bir mücadele verilmesi gerekiyor. Bu yapılamadığı sürece şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada sivrisineklerle mücadele edip bataklık kurutulmadığı sürece mücadele ettiğimiz terör örgütlerinin adları değişerek devam edip gidecektir. Bataklığın sebebi ise sömürgeci güçlerdir. Yaşanan felaketler sadece ülkemizle de sınırlı değildir. İslam ülkelerinin hemen tümünde benzer bir strateji uygulanıyor. Darbeler ve iç karışıklılar bu stratejinin esasını oluşturuyor. Bu bakımdan batanlığın kurutulması ve İslam ülkelerini hedef alan saldırıların kökten çözüme kavuşturulabilmesi için ilk elde gerçekleştirilmesi gereken İslam Birliği’dir. Bu birlik sağlandığı takdirde güçlü olmayı hak sebebi sayan anlayışın mensupları en azından eskiden olduğu gibi fütursuzca hareket edemeyecek, pazarlık masasına eşit şartlarda oturmak zorunda kalacaklardır. Dünyanın zenginliklerinin tek başlarına üzerine oturmalarının kolay olmayacağını göreceklerdir. Yoksa sömürgecilerin adını ister ilan edelim ister etmeden dolaylı yoldan ikaz etmeye çalışalım zalimlerin bundan anlamaları söz konusu olmayacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.