Kemal Belgin

Kemal Belgin

Derbi ve ötesi!

Derbi ve ötesi!

Beşiktaş'la Galatasaray birer devrelik galibiyetler maçı 2-2 berabere bitirdiler. Aslında benim de beklediğim sonuç bu idi. Çünkü Galatasaray, Denizli’den sonra Hollandalı ile fizik güç kazanmış buna ek olarak da belli bir on birde tutunmuştu. Beşiktaş ise zaten iyi oynuyordu ve stadı dolduracak seyirci ile öne çıkacaktı.

Maç başlarken yakalandığım bir şaşkınlığın üstüne basarak teknik analize geçeyim. Kadrolar açıklandığında Beşiktaş’ta Talisca’nın olmayıp yerinde Oğuzhan’ın bulunuşuna hayret ettim. Talisca son bir iki maç hem nefis goller atmış, hem tekniği ile rakipten adam eksiltebilmiş, pas dağıtımında da etkili görünmüştü. Oysa Oğuzhan haftalardır sakattı. Bütün bu özel durumların yanı sıra Talisca Oğuzhan’a göre fizik mücadelesinde de öne çıkıyordu. Ama Şenol hoca böyle tercihte bulunmuştu. Riekerink ise neredeyse ezbere saymaya başlayabildiğimiz takımla sahada idi. Ve Galatasaray koca bir ilk yarı maçı domine etti. Zaman zaman hızlı, zaman zaman kontrollü çıktı oyuna... Beşiktaş ise iki ön liberosu Atiba ve Gökhan ile rakibin bu özelliği karşısında ne yapacağını bilemez dunumda idi. Quaresma gayretti ama Olcay çok pasifti. Cenk de bu durumdan olumsuz etkileniyordu tabii ki... Arkadan oyuna etkili  çıkan Gökhan Gönül ise hemen hemen sıfır aksiyonla oynuyordu. Zaten Bruma gibi süratli bir isim karşısında bölgesini terk etmesi de düşünülemezdi. Burada bir saptama yapayım. Acaba fiziği ile Beck, Bruma’yı yer miydi Şenol hoca düşünsün...

Galatasaray önce Eren’le, sonra da Bruma şovla durumu 2-0 yaptı. Tolga çarpıcı oynuyordu. Selçuk da Sneijder’le önde organizasyona girmişti ama, ne Bruma, ne de Yasin paylaşarak oynamayı bilmediklerinden Beşiktaş’ın dağınık, arızalı topluluğu fazlasıyla yıpratılamıyordu. 

Devre arası dönüşünde baktık ki Şenol hoca ayılmış, Talisca’yı Oğuzhan’ın yerine sahaya sürmüştü. Bununla da yetinmemiş, sıfır oynayan Olcay’ı alıp Abubakar’ı Cenk’e eşlik etsin diye oyuna atmıştı. Böylece Galatasaray artık, en azından Selçuk’u öyle zırt pırt oyuna sokamayacaktı. Galatasaray ise rakibinin çok ciddi biçimde tek kaleye dönmeye başladığını izledi. İşte Riekerink takıma fizik güç kazandırdı ama taktiksel bir yenilik görmedik derken bunu kastediyordum. Taa ki 77. dakikaya kadar. O da şaşırtıcı idi. Sabri çıkmış yerine Cavanda girmişti. Ve bu arada Beşiktaş dört dakika içinde maçı 2-2’ye getirdi. Sonra Yasin çıktı Josue girdi. Çok geç olmuştu. Acaba kenarda orta alana kontrollü oynayıp rakibin etkisi azaltacak bir başka oyuncu sokulamaz mıydı Örnek yılların tecrübesi Hamit gibi... Şenol hoca da 85. dakikada Cenk’i alıp, Adriano’yu sanki Josue büyük işler yapacak korkusu ile oyuna attı. Ve de neredeyse maçı ya o tarafın ya da bu tarafın 3-2’si ile bitecekti ama önce Fabricio tuttu, sonra da Quaresma egoizmi yüzünden kaçırdı... Maç bittiğinde  izleyici memnundu. Hele hele iki taraf da ikişer puan kaybettiklerinden Kadıköy’deki memnunluk daha da büyüktü.

Derbiden önce bir Başaksehirspor-Osmanlıspor maçı izledik, doyamadık desek yeridir. Ama Trabzonspor-Konyaspor maçı da resmen azap verdi. Adeta bir tarlada oynanan maç Yusuf’un piyangosu ile ev sahibi lehine bitti de, iki takım için de yarına umut taşımaktan yoksundu. Galiba Konyaspor bize bu sezon sadece seyircisi ile beğeni sunacak. Trabzonspor’da ise fal açımı hâlâ devam edecek gibi...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kemal Belgin Arşivi