23 Mayıs 2017 Salı26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,302 -0.16
  • Dolar: 3,5616 -0.74
  • Euro: 4,0009 -0.40

Eğitim uzlaşı alanı olsun

Ahmet Taşgetiren

Başlıktaki ifade YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’a ait. Cumartesi günü kendisi ile yaptığımız uzun sohbetin haberi dünkü Star’da geniş biçimde yer aldı.

Kuşkusuz yüksek öğretimle ilgili birçok hayati konuya temas etti. Ben, “eğitimi uzlaşı alanı haline getirme” ifadesine biraz daha yakından bakılmasını istedim.

Belli ki Türkiye’nin önünde dev bir eğitim sorunu var ve onun önemli bir parçası yüksek öğretim alanında odaklaşıyor. Çünkü eğitimin nihai verimi orada alınıyor. Ancak sorun orada başlamıyor. Mesela üniversitede kalite sorunu dediğinizde ister istemez, liselerde kalite sorununa, oradan, ilköğretimde kalite sorununa, oradan da ailede eğitim ortamına geliyorsunuz.

Ancak nüfus yapımıza bakıldığında oradan büyük bir ümit de üretebiliyorsunuz.

Başkan Saraç, üniversitede eğitim gören genç sayısının 7 milyon olduğunu belirtti. Buna ilk - orta - lise öğrenci sayısını eklediğinizde Türkiye nüfusunun üçte birinin (25 milyon) Türkiye’nin geleceğini inşaya hazırlandığını görebilirsiniz. Bu, dünya ülkeleri arasında müthiş bir farklılığı ve zenginlik potansiyelini gösteriyor.

Ancak sorunlar var.

Başkan Saraç diyor ki, “Ana dilini konuşamayan, anlayamayan bir nesil yetişiyor. Tıp eğitiminde sorun var, halk sağlığı tehlikede, hukuk eğitiminde sorun var, devlet sağlığı tehlikede.”

“Kaliteye yoğunlaşma”nın altını çiziyor. “Üniversiteye girerken kalite arayışı, çıkarken kalite arayışı. Ve akademik alanda tırmanışa katkı.”

Ve eğitim tırmanışını aileden başlatmak.

Ve Başkan “yüksek öğretimi bir uzlaşı alanı haline getirmek” dedi ama ben onun daha da genelleştirilmesi gerektiğini ifade ediyor, “Tüm eğitim alanı uzlaşı alanı haline gelmeli”  diyorum.

Eğitim başından beri Türkiye’nin kavga alanı oldu, bugün de kavga alanı.

Bu yüzden de hep birileri ülkenin insan potansiyelinin bir kısmının üstünü çizmeye yöneldi.

Hatırlanır, 28 Şubat’lı günlerde bir generale atfen operasyonlarda birkaç milyon insanın gözden çıkarıldığına dair iddialar dolaşırdı.

Halbuki, eğitim sürecindeki 25 milyon çocuğumuza - gencimize, ülkenin ortak insan sermayesi olarak bakmak gerekiyor.  

İktidarda 14 yıldan beri aynı kadro görev yapıyor. Şu ana bakıldığında bu kadro daha bir süre ülkeyi yönetme sorumluluğunu üzerinde taşıyacak gibi görünüyor.

Bu kadro, öndeki liderliği ile kendisini, 2023’ün, 2053’ün, 2071’in Türkiye’sini inşa etme misyonu içinde görüyor.

Bunun proje planında ekonomik, siyasi boyutu kuşkusuz olacak, ama gerçekte tüm alanların ana dinamiği, “insan sermayesi”ne bağlı.

O zaman 2023’ün, 2053’ün, 2071’in Türkiyesi’nin “insan kalitesi” üzerine çalışılmış olması gerekiyor.

YÖK Başkanı, yüksek öğretimi yeniden yapılandırmadan söz ederken, “ülkenin diyelim bundan on yıl, yirmi yıl sonra hangi alanda hangi yetişmiş insana ihtiyacı olduğunun belirlenmesi” gerektiğini söyledi, bunun için bir “Yeniden yapılandırma kurulu” oluşturulmasını teklif etti.

Hangi insan, hangi aileden çıkacak? Şu anda eğitim kademelerindeki 25 milyondan hangi çocuk - genç, yarınlarda Türkiye ekonomisini, siyasetini, dış politikasını, eğitim dünyasını, kültür iklimini, medeniyet projesini tanzim edecek? Kim yarınların Nobel adayı olacak?

Kimi ihmal edebilirsiniz, kimi yok farz edebilirsiniz?

Diyor ki YÖK başkanı, “Eğitim aileden başlar.” Çok haklı. Beşikten mezara kadar eğitim. Bu bizim ana kültür dokumuzdur.

O zaman bugünün Türkiye liderliği, her aile ile çocuklarının geleceği için iletişim kurmak durumunda. Bir bakıma, her ailenin anne - baba sorumluluğunda bir üyesi olmak, her aile ile iletişim içinde bulunmak durumunda.

Uzlaşı alanı.

Siyasi - ideolojik farklılaşmalar, eğitimde uzlaşmayı da zorlaştırıyor.

Bir ara Sayın Cumhurbaşkanı’na, “Eğitimde liderlik çağrısı” yaptım. Ben o düşüncemde ısrarlıyım. Türkiye’nin 25 milyon çocuğu - genci için, bütün okulları kapsayacak bir eğitim seferberliği için, siyasi duruşların ötesinde bir liderlik... Bütün çocuklar Cumhurbaşkanı’nın çocuğu gibi... 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.