25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 28°C Adana
    • 29°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,514 0.58
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

Maarif Vakfı’nın büyük misyonu

Ahmet Taşgetiren

15 Temmuz’u intihar ve kamikaze olarak niteledim. Bu, öyle üç-beş kişinin intiharı değildi, bir hareketin kendi kendine yazdığı ölüm fermanı idi. Koca bir yapıyı, kriminal bir alana çekip, herkesi kirleten ve “suç” alanına çeken bir olaydı.

En başında yazdım, söyledim, bir kere daha tekrar edeyim, “mutfak bütçesinden para ayırıp öğrenci bursu veren kadınları bu savaş yükünün altına sokmayın, Boğaziçi Üniversitesi’ni derece ile bitiren ve karın tokluğuna Moğolistan’a öğretmenlik yapmaya giden genci bu savaşa sokmayın” dedim.

Sonra o kadınlara Çağlayan Adliyesi önünde gösteri yaptırdılar, teheccüde kaldırıp beddua seansına dahil ettiler, lise - üniversite öğrencilerini twit savaşına soktular.

Ve darbe girişimi.

Cinayetin en büyüğü.

“Dini bir yapı”yı “dindar siyasi kadro”yu devirmek için seferber ettiler. 240 şehit verildi. Binlerce insan yaralandı.

Amacım olanları tekrar etmek değil.

Bu sürecin ardından, o yapı ile ilgili her alanın terörle bağlantılı olarak muamele göreceği, her alanın tasfiye edileceği muhakkaktı.

Önce dersaneler terör yapılanmasının insan kaynağını oluşturduğu için tasfiye edildi, ardından kolej - üniversite gibi kurumlar, vs.vs.

O yapının uluslararası planda en parlak faaliyeti, Okullar ve Türkçe olimpiyatları idi. Devlet en tepe yöneticileri ile desteklemişti bu faaliyeti. Ziyaretler yapılmış, okulların açıldığı ülke devlet başkanlarına mektuplarla tavsiyelerde bulunulmuş, hatta devlet kaynaklarınca maddi katkı sağlanmıştı. Özal, Demirel, Çiller, Hikmet Çetin, Ecevit gibi birçok eski devlet adamı yanında Ak Parti kadroları da destek vermişti.

Bu desteklerin gerekçesi son derece masumdu.

Uluslararası planda Türkiye’nin sivil bir eğitim - kültür hamlesi söz konusu idi ve belki de sırf devlet eliyle bunu gerçekleştirmek mümkün değildi.

Bu okullarla ilgili benim de pozitif değerlendirmelerim oldu. On yıllar içinde bu okullar, dünya çapında bir “Türkiye lobisi”oluşturacaklardı. Bunu söyledim, yazdım. “Bu bir tür göle maya çalmaktı.”

15 Temmuz, bu yapının bu uluslararası oluşumunu da terörize etti, “Türkiye aleyhtarı”lobiciliğin uzantısı haline getirdi ve tabii olarak tasfiye konusu oldu. Bu okulların“Türkiye lobisi”olması beklenirken, “Türkiye aleyhtarlığı”na malzeme haline dönüştürülmesi, belki de okulları aşından - ekmeğinden ayırarak finanse eden il il Anadolu’nun “Himmet mağdurları”na yapılan en büyük haksızlıktır.

Evet, devlet, 15 Temmuz’a eklemlenen her alanı tecziye ediyor. Haklı.

Ama yine devletin, mesela uluslararası plandaki eğitim - kültür açılımını gündemden çıkarması söz konusu değil.

Ak Parti, başından beri Türkiye’de dünyanın farklı ülkelerinden, özellikle Asya, Balkanlar, Afrika’dan gelen “yabancı öğrenciler”e geniş eğitim imkanı sundu. Onları “Türkiye dostu” olarak bünyesinde eğitmeye çalıştı.

Ama “Türk okulları” diye ünlenen yapının tasfiyesinden sonra, onun yerine ikame edilecek bir eğitim hamlesi için ayrı bir çalışmaya ihtiyaç vardı.

İşte bunun için Maarif Vakfı adıyla yeni bir uluslararası eğitim hamlesi başlatılması kararı verildi. Vakıf ete-kemiğe büründü. Çalışmaya başladı.

En son Sayın Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etti vakıf mütevelli heyeti. Cumhurbaşkanı heyetin önüne “Onlar 173 ülkede okul açmışlar, sizler 193 ülkede açmalısınız” diye bütün dünyaya ulaşma hedefi
koydu.

Evet, bütün dünya... Bu küresel bir misyon demek. Gidilecek her ülkede o ülkenin çocuklarına “Türkiye neden burada?” sorusunun cevabı olacak bir mesaj taşınacak. İnce, hassas, belki eski yapıların negatif algılarını ortadan kaldıracak, ancak gönüllü ve gönül adamı eğitimcilerin yapabileceği bir iş. O ülkeleri de tatmin edecek, o ülkeye hizmeti önceleyen, ama Türkiye dostu kaliteli bir eğitim; benim düşündüğüm format bu. Türkiye bunu başarmalı. Bu, hem Türkiye’nin milli çıkarları için elzem, hem de, Türkiye’nin bu alanda yere kapaklanmasını bekleyen odakları sevindirmemek için...  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.