14 Aralık 2017 Perşembe26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:41Güneş 08:14Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 14°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 109.666 1.40
  • Altın: 156,625 1.78
  • Dolar: 3,8910 1.53
  • Euro: 4,5831 1.68

İslam ülkelerine yönelik Üçüncü Dünya Savaşı!..

Abdulkadir Özkan

Suriye’de neler oluyor diye bakıldığında karşımıza çok taraflı bir görüntü çıkıyor. Çünkü şuanda Suriye’de PYD, PKK, IŞİD terör örgütleri ve ABD ile Rusya ve Esad sahada görünüyor. Buna karşılık ülkemizi bir takım terör saldırılarından korumak amacıyla Suriye’de başlatılan Fırat Kalkanı Operasyonu sebebiyle Türkiye de devreye girmiş oldu. Aslında İncirlik Üssü’nü ABD ve koalisyon ortaklarına açmış olmakla Türkiye de gelişmelerde yerini almıştı. Suriye’de tarafları sadece saydığımız bu örgütler ve ülkelerle sınırlı sanmak yanlış olur. Çünkü ayrıca İran, Irak ve Peşmegerler de zaman zaman sahada boy gösteriyorlar. Her ne kadar Peşmergelerin çatışmalara müdahil olması şimdilik Irak ile sınırlı olsa da bu müdahalelerin Suriye’de de etkileri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Peki, Suriye’de taraflar sadece bu saydıklarımızdan mı ibaret Değil elbette. Bir de ABD’nin koalisyon ortakları bazı AB ülkeleri de var. Meseleye bu açıdan bakıldığında Suriye ve Irak’ta Üçüncü Dünya Savışı’nın provasının yapıldığını söylemek yanlış olmaz.

Bu noktada Suriye’de tarafları iki kampta toplamak ve bu kampları şöyle tasnif etmek mümkün: Bir yanda ABD, PKK ve PYD ile zaman zaman yararlanılan IŞİD ile varlığını Irak’ın işgalinin ardından ABD desteğine borçlu olan Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, diğer tarafta Rusya, Esad, İran ve dolaylı da olsa Irak Merkezi Yönetimi bulunuyor. Ancak, bu tasnif ana hatları ile böyledir. Bazen alanda IŞİD’in diğer terör örgütlerinden farklı bir konumda olduğu görüntüsü ortaya çıkmakta/çıkartılmaktadır. Aslında terör örgütleri kendi aralarında yeri geldikçe birliktelik oluşturmakta, ortak hareket etmektedirler. Söz gelimi Türkiye’nin Suriye’de Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlatmasından bu yana IŞİD ve PYD arasında hiçbir çatışmanın yaşanmamış olması, Türkiye’ye karşı bir birliktelik oluşturduklarını gösteriyor. Bunun yanında PYD’ye gönderildiği belirtilen ABD silahlarının bu örgüt ile PKK ve IŞİD arasında paylaşıldığı düşünüldüğünde ortaya karmaşık bir tablo çıkıyor. Bu arada özellikle ABD tarafından ikiyüzlü bir tavır sergilendiği de gözden kaçmıyor. Söz gelimi ABD yönetimi PKK’yı sözde terör örgütü olarak nitelendirirken PYD’yi aynı kefeye koymayışı ve bu terör örgütünü kara gücü olarak kullanmayı sürdürmesi, öte yandan hâlâ PKK ile YPG arasında bağ yok diyen ABD’nin aksine YPG’nin başında PKK’nın eski saha sorumlusunun bulunuyor olması giderek Suriye ve Irak’ta kimin elinin kimin cebinde olduğunu belirsiz hale getirdiğini söylemek yanlış olmaz.

Başından beri Suriye konusunda ABD ile Rusya’nın açıklanmayan bir anlaşma çerçevesinde hareket ettiklerine bu köşede dikkat çekiyorum. Bu anlaşmanın esasını da Suriye parçalandığında paylarına düşecek bölgeler konusundaki mutabakat olduğu kanaatindeyim. Çünkü Suriye’de çatışmalar başladığı günlerde ABD ısrarlı bir şekilde Esad’ın en kısa zamanda yönetimi bırakmak zorunda kalacağı yönünde açıklamalar yapıyordu. Ancak, Rusya’nın devreye girmesi ile birlikte bu tür açıklamalar terk edildi. Bir bakıma Rusya ile Esad bir safta, buna karşılık ABD ve yandaşları da diğer safta yer aldılar. Böylece Suriye’yi parçalama yönünde çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu arada ABD ile Rusya arasında zaman zaman karşılıklı sert açıklamalar gündeme geliyor olsa da bunun bir çatışmaya varacağını sanmıyorum. Çünkü yaşanan Üçüncü Dünya Savaşı’nda ağırlıklı olarak maşalar kullanılıyor. Yani, geçmiş dünya savaşlarından ders alan sömürgeci güçler kendi insanlarını korumaya almış, taşeronları meydana sürmüş durumdalar.

Bunda Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından NATO’nun düşman olarak İslam’ı ve İslam ülkelerini belirlemiş olması Üçüncü Dünya Savaşı’nın Haçlı ittifakı tarafından İslam dünyasına yönelik olmasını gündeme getirdi. Böyle olunca elbette savaş taktikleri de değişmişti. Çatışmalar sanki dar bir alanda yaşanıyor gibi görünseler de sadece Irak ve Suriye’de milyonlarca insanın bu çatışmalarda hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın mülteci durumuna düştükleri düşünülürse Üçüncü Dünya Savaşı provanın ötesinde yaşanıyor değerlendirmemiz yanlış olmaz.

 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.