29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 22°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 89.113 -1.19
  • Altın: 146,730 -0.35
  • Dolar: 3,6439 -0.11
  • Euro: 3,9308 -0.52

3 yazı

Ahmet Taşgetiren

Yusuf Kaplan Yeni Şafak’ta “Ben de FETÖ’cüysem bu ülkede FETÖ’cü olmayan yoktur” başlığını atmıştı yazısına.

Hangi medya labirentlerinde nasıl bir saldırıya maruz kalmışsa, artık patlamıştı.

Yeni Akit’te Ali İhsan Karahasanoğlu, Ankara muhabirleri Ramazan Alkan’ın telefonunda bylock çıktığı gerekçesiyle önce gözaltına alınıp sonra tutuklanmasına isyan ediyor, bunun bir “Perinçekçi komplo” olduğunu söylüyordu.

Ve yine Yeni Şafak’ta, bu defa Aydın Ünal, “Reis’ten çok Reisçiler”e isyan ediyordu. Aydın Ünal Ak Parti Ankara milletvekili. Ama daha önemli özelliği Sayın Cumhurbaşkanı’nın Başbakan iken konuşma metinlerini kaleme alan isim olması.

Hani “Reisçi” diye tanımlanacak bir isim varsa akla ilk gelenin o olacağı söylenebilir. Deyim yerindeyse “Aşkla” bağlıdır. İdealize ederken Tayyip Erdoğan’a izafe ettiği vasıflar, gerçekten “ideal devlet adamı”nı resmeder.

Dünkü yazısında da bunun çok güzel çizgileri var:

Ne yaptıysa, aklından ziyade, gönlüne, vicdanına danışarak yapmış; atacağı her adımı Anadolu değerleri ve iman esaslarıyla tartarak atmıştır.

“Suikast ihbarları çoğalıp “korumaları artırsak mı?” önerisi geldiğinde, Ayet el Kürsi okuyup “işte korumaları artırdık” diyebildiği için büyüktür, ümmetin lideridir Recep Tayyip Erdoğan.

“Bir kul olarak her an gözlendiğini, gözetlendiğini bilen, onun için de objektifler karşısında duruşunu, tavrını, edasını hiç değiştirmeyen, onun için de hep samimi olan bir liderdir O.”

İşte Tayyip Erdoğan’a böylesine aşkla bağlı bir insan dünkü yazısında, başka bir takım “Reisçiler”le (Acaba Reisçi geçinenler mi demeliyim) arasına mesafe koymaya yöneliyor.  

Değerlendirmeleri çok net. Onları sizlerle paylaşmak isterim:

Bir süredir, kendilerini “En Reisçi”, “Çok Reisçi”, “Öz Reisçi”, “Has Reisçi”, “Hakiki Reisçi” vb. vasıflarla tanımlayıp, diğer herkesi yeren, eleştiren, dışlayan, küçümseyen, küstüren ve kıran bir takım çete, güruh, gruplar tezahür etmeye başladı.

“Kimsenin samimiyetini test etmek haddimiz değildir. Lakin, bu çete, güruh ve grupların artık gizlenemez insafsızlığı, bir çıkar ve rant kavgası ve kaygısını da artık örtülemez şüphe noktasına getirmiştir.

“Tarih, dalkavukları hatırlamaz. Tarih, kendisini yeni çevreye kabul ettirmek için ifrat ve tefrit arasında yuvarlananları da hatırlamaz.

“Aslına bakarsanız, bir yazıya konu olacak kadar bile kıymetleri de yok.

“Ama lejyoner ruhu bünyeye hızla sirayet ediyor ve gerçek dava insanlarının hem gönüllerini, hem kollarını, kanatlarını vicdansızca kırıyor. Lejyoner ve dalkavuk ruh, artık korkunç bir fitne potansiyeli taşıyor. Şarlatan ve şaklaban Fetullah’ın din, insaf ve insanlık dışı yöntemleri, ne yazık ki lejyoner ve dalkavuklar tarafından kullanılıyor. Temiz ruhlar incitiliyor, kalpler kırılıyor, yılgınlık ve küskünlük riski ortaya çıkıyor. Dilleri dilimize, ahlak genişlikleri edebimize, değerleri değerlerimize benzemeyen güruh, adeta davayı zehirliyor.

“Recep Tayyip Erdoğan’ın girdiği her seçim, dünyayı titreten bir zaferdi; ama O, her seçim zaferi sonrasında “Ve la galibe illa Allah” yani, “Allah’tan başka zafer sahibi yoktur!” diyerek, imtihanın en çetin olduğu o anlarda hakkı zaferin sahibine teslim etmişti. “Reisçiyim” diyenler ise “küçük dağları biz yarattık” edasıyla, kendilerinden menkul bir gurur ve kibirle yeryüzünde dolaşıyorlar.

“Dava, samimi ile sahteyi; dalkavuk ile gönül adamını; lejyoner ile mücahidi; edepli ile edepsizi birbirinden zamanla ayırır; hiç tereddüt buyurmayın, dert de etmeyin.

“Lakin, fitne ateştir. Safları daha da sıklaştırın dostlar; sıklaştırın ki, aramıza fitne giremesin.”

Ne diyeyim, eline sağlık Aydın Ünal.

Daha önce eleştirilerim oldu Aydın Ünal’a. Mesela Davutoğlu’ndan sonra “Düşük profilli başbakan lazım” ifadesini kullandı, eleştirdim, sonra kendisi de düzeltti o sözü.

Şimdi, “Reis’ten çok Reisçiler” bulunduğunu ifade etmek ve onları “Fetullah’ın din, insaf ve insanlık dışı yöntemleri”ni kullanarak “gerçek dava insanlarının hem gönüllerini, hem kollarını, kanatlarını vicdansızca kırdığını” söyleyerek en net biçimde “Fitnecilik”le suçlamak en çok ona yakışıyor. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.