26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 33°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 31°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 34°C Amasya
    • 34°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 29°C Artvin
    • 34°C Aydın
    • 37°C Balıkesir
  • BIST: 107.206 0.15
  • Altın: 142,629 -0.62
  • Dolar: 3,5525 -0.31
  • Euro: 4,1323 -0.49

Gerekli bir adım: Tam gün eğitim

Abdulkadir Özkan

BİZİM ilkokul çağlarımızda iki, üçlü eğitim bilinmezdi. Ancak, şehirlere göç hızlanıp, ilkokuldan sonra da çocuklarını okutmak isteyenlerin sayısı artmaya başlayınca okul binaları önceleri sabahları ortaokul, öğleden itibaren ilkokul olarak görev yapmaya başladı. Böylece ikili eğitim devreye girdi. Bu durum genellikle büyükşehirlerde söz konusuydu. Giderek ikili eğitimde talepleri karşılayamayınca az da olsa üçlü eğitime başvuruldu. Kısacası nüfus artışı ve okumaya artan talebe paralel olarak özellikle eğitimde derslik öğretmen sayısını yeterli derecede artıramadık. Bunun çeşitli sebepleri sırlanabilir ama maddi imkânsızlık kadar geleceği görememenin de bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Sürekli olarak okuma yazma ve özellikle de okullaşma oranını artırmanın şart olduğundan söz edildi ve bu talebe insanımızın müspet cevap verdi ama nedense artan talebe karşı yeterli okullaşma sağlanamadı. Netice itibariyle öğrenciler sınıflara sığmayınca, bir diğer ifade ile 40 ve daha fazla sayıda öğrencinin doldurulduğu sınıflar oluşmaya başlayınca ikili öğretim devreye girdi. Gerçekten imkânsızlık sebebiyle mi okumak isteyen çocuklarımızın ihtiyacı tam olarak karşılanamadı, yoksa plansız büyümemi buna yol açtı tartışmak gerekiyor. Bu arada özellikle 1950 ve 60’lı yıllarda şehirlere göç öylesine teşvik edildi ki, gelinen noktada köyler boşalmış durumda. Elbette köylerin boşalması ve şehirlerin hızla nüfusunun artması beraberinde pek çok problemi de getirdi. Bunun en açık görünen sakıncası şehirlerin etrafında teneke çatılardan oluşan gecekondu mahalleleri (varoşlar) oluştu. Buralara yerleşenler köylerinden çok daha kötü şartlarda hayatlarını sürdürmek zorunda kaldılar. Öte yandan kırsal kesimden şehirlere akın tarım alanlarının işletilmeden terk edilmesine yol açtı. Bir tarım ülkeli olarak tarif edilirken tarım ürünlerini dışarıdan ithal eder duruma düştük. Neticede tarımdan vazgeçtik de sanayi ülkesi olabildik mi Sanayi ülkesi de olmadık. Tardımdan sanayiye kadar tamamen dışa bağımlı hale geldik. Bu durum karşısında okullarımızda ortaya çıkan ikili eğitim belki de en az zararlı olandı. Her ne ise esas konum köyden şehre göç ve bunun sonuçlarını tartışmak olmadığı için tam gün öğretime dönmek istiyorum.

Devlet özellikle bina ve derslik ihtiyacını karşılayamayınca ve bir de bazı çevrelerin bastırması sonucunda öğretimin her safhasında özel sermaye devreye girmeye başladı. Ancak, özel sermayenin özellikle eğitime girmesine sol kesim bunun eşitsizlik olduğu iddiasından hareket ederek ülkenin her yerinde gösteriler yapmaya başladı. Kısacası, öğretimde özelleştirme sol kesim için bir karşı propaganda vesilesi yapıldı. Böylece açılmış olan özel okullar devlete devredildi. Yaklaşık bir 10 yıl geçti ve sadece eğitimde değil, hayatın her alanında özel sektör devreye girmeye yeniden başladı. Bu da devlet okullarında sınıflardaki öğrenci sayısının 20-25’lere inmesine yeterli olmadı. 30-40 kişilik sınıflarda çocuklar ders görmek zorunda kaldılar. Bu ise, özellikle öğretmenlerin verimini düşürdü. Çünkü 45 dakikalık bir ders saatinde öğretmenlerin öğrencilerin yarısı ile bile ilgilenmeye vakitleri kalmadı. Böyle olunca okul öncesinde biraz olsun kendisini geliştirmiş öğrenciler öne çıktı, diğerleri için ise okulu vakit geçirilen yerler durumuna getirdi. Sanıyorum, son olarak özel okullarda okuyan öğrencilere devlet tarafından verilmeye başlayan maddi destek bu soruna bir çözüm bulmaya yönelik bir adımdı ama bu da yeterli olmadı. Çünkü esas sorun devlet okullarında meseleye çözüm bulmaktı.

Sonuç olarak önümüzdeki iki senede eğitimde tam güne geçilmesi kararı hükümet tarafından açıklandı ve iyi de oldu. Ancak, bir rivayete göre 60 bin bir diğer rivayete göre de 90 bin dersliğe ihtiyaç var. İki senede bu açığın kapatılması mümkün olabilecek mi Açık kapatılabilirse elbette alkışlanacak bir karar alınmıştır. Bu arada eğitim ve öğretimin sadece derslikten ibaret olamadığı, öğretmenin çok daha önemli olduğu, her okulun bir kapalı spor salonunun olması, her türlü laboratuar ihtiyacının karşılanması, özellikle de özel okullar ile devlet okulları arasında devlet okulları lehine bir kalite farkı oluşmasa da dengenin sağlanması gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.