22 Mayıs 2017 Pazartesi26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:42Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:29Yatsı 22:11
    • 17°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 14°C Afyon
    • 14°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,423 -0.07
  • Dolar: 3,5616 -0.74
  • Euro: 4,0009 -0.40

PKK, DAEŞ, FETÖ, Amerika, Irak... Topu birden geliyor!

Ahmet Kekeç

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “birleştirici” özelliği sadece yerelle sınırlı değil.

Hani bir dönem CHP’yi, FETÖ’yü, PKK’yı, HDP’yi, Beyaz Türkleri, Kemalistleri, Enveristleri “Erdoğan düşmanlığı” temelinde birleştirmişti. 

Cumhurbaşkanlığı seçimine bu ittifakla gidilmişti.

Hatta bu ittifak üzerine bir de darbe bina edilmişti.

Bu “saf” sıkı tutuluyor... “Yenikapı Ruhu” hikâye... Ellerinden gelse ve de kamufle olmayı becerebilseler, FETÖ’ye ikinci bir darbe siparişinde bulunacaklar. Arkalarında “terör konsorsiyumu”, şimdilik PKK saldırılarıyla idare ediyorlar...

Konsorsiyum canavar yüzünü dün Şemdinli’de gösterdi.

Bir karakolumuza saldırdı. Askerlerimizi şehit etti.

Hani hiçbir cinayeti, hiçbir terör saldırısını kınayamayan Paşa torununun, “Eyvah! PKK’ya karşı topyekûn savaş mı?” diye sorduğu ve terörden devleti sorumlu tuttuğu saatlerde...

Topyekûn geliyorlar.

Çünkü Türkiye can sıkmaya devam ediyor. 

Sınır güvenliğini korumaktan vazgeçmedi, vazgeçmiyor... Müstevlilere taviz vermedi, vermiyor...

En önemlisi, Cumhurbaşkanı darbeden sağ-salim kurtulmayı başardı. Ölmedi. Ölmediği için de, “dost” (!) mahfiller tarafından suçlanıyor. Hâlâ iç ve dış muarızlarının yoğun bombardımanı altında...

Demek ki, Erdoğan’a has “birleştiricilik”, bundan sonra dışarıda da (sınırlarımız dışında da) karşılık bulacak.

Fırat Kalkanı Operasyonu başladığında ve DAEŞ birlikleri Cerablus’tan çıkarıldığında ilk tepki, DAEŞ’e karşı savaştığını söyleyen PYD’den gelmişti...

PYD’nin içerdeki uzantısı HDP de, operasyonların devamı halinde (Münbiç’e girilmesi durumunda), Türkiye’yi ateşe verecekleri tehdidinde bulunmuştu.

İkinci tepki, niyeyse, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi:

Fazla güneye inmemeliydik. Esat üzülebilirdi. 

Biz Esat’tan beklerken, üzüntü beyanı müttefikimiz ve stratejik ortağımız Amerika’dan geldi: PYD’yi silahlandırmaya devam edeceklerini, Türkiye’nin bir yerden sonra sakin olması (yani durması) gerektiğini bildirdiler.

“bir yer” Münbiç ve El Bab’tı...

Hatta Fırat Kalkanı Operasyonu’nu sulandırmak için yardım teklifinde bulundular, bölgeye (güya DAEŞ’e karşı savaşı daha etkin kılmak için) “göstermelik” birliklerini gönderdiler.

İlginçtir, Amerika birlikleri “civarda” görüldükten sonra gerilemesi ve mevzilerini terk etmesi beklenen DAEŞ atağa geçti, uluslararası uçuşlara da açık olan bir havaalanını ele geçirdi.

PYD de boş durmadı tabii...

DAEŞ’le hırlaşmayı bırakıp, elindeki Alman yapımı Milan tanksavar silahlarıyla ÖSO’ya refakat eden Türk tanklarını uçurmaya başladı.

Fırat Kalkanı Operasyonu, karşımızda ilginç bir ittifak oluşturmuştu: Amerika-DAEŞ-PYD-PKK ve Esat...

Musul’a operasyon ihtimali konuşulunca, ittifaka yeni bir ortak eklendi: Irak.

Musul kaç yıldır DAEŞ’in kontrolünde.

Hepi topu 3-5 bin silahlı militanın tuttuğu Musul’un DAEŞ’ten kurtarılması, küçük bir kara harekâtına bakıyor.

Türkiye’nin, Irak Merkezi Yönetimi’nin izni çerçevesinde gerçekleştirilecek bir harekâta sıcak baktığını biliyoruz.

Barzani’nin sıcak baktığını da biliyoruz.

Fakat Irak Merkezi Yönetimi (“Bizi bu DAEŞ’ten kurtarın” diyen Irak hükümeti) arıza çıkarıyor.

Daha doğrusu, olası operasyonu engellemeye çalışıyor.

Durduk yerde Başika’yı dillendirmelerinin sebebi bu. Kaç yıldır bölgede asker bulunduran ve DAEŞ yayılmacılığının önünde koruyucu bir kalkan gibi duran Türkiye, Irak Merkezi Yönetimi’ne göre “işgalci...”

Bu teze, ne yazık ki, Amerika da destek veriyor. Müttefikinin işgalci gibi gösterilmesini izin veriyor. Hatta özendiriyor...

Irak, bağımsız bir ülkeymiş, yabancı bir devlet Irak’ın egemenlik alanı içinde asker bulunduramazmış.

Rusya, İran, Çin, Amerika Irak’ta asker bulundurabilir.

Fransa ve İngiltere “koloniler” kurabilir.

Hatta PKK gibi terör örgütleri Irak’ın egemenlik alanı içinde her türlü terör faaliyetini koordine edebilir ama terörün ve bölgedeki savaşın faturasını tek başına ödeyen Türkiye, kendi güvenliği için tedbir alamaz.

İki kere iki dört:

Müttefikimiz ve “stratejik ortağımız” Amerika Musul’da DAEŞ egemenliğinin sürmesini istiyor. 

Maksat, Türkiye’yi ve Kuzey Irak Özerk Yönetimi’ni enerji havzasından uzak tutmak...

PKK saldırıları bu nedenle hız kazandı!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.