03 Aralık 2016 Cumartesi3 R.Evvel 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Allah’a güven vekil olarak Allah yeter. (Ahzab, 3)
  • Ebu Zerr radıyallahu anh demiştir ki: “Eğer kılıncı şuraya koysanız -eliyle ensesini göstermiştir- ben bu esnada, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan işitmiş bulunduğum bir hadisi, sizin işimi bitirmezden önce söyleyebileceğime kanaatim gelse onu mutlaka söylerim.”Buhari, İlim 10
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:32Güneş 08:05Öğle 13:01İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 3°C Adana
    • -2°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 5°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 73.391 1.20
  • Altın: 133,161 1.00
  • Dolar: 3,5219 0.77
  • Euro: 3,7585 1.12

Musul, ABD’den çok Türkiye’yi ilgilendirir

Abdulkadir Özkan

Irak ve Suriye Türkiye’nin komşusu iki devlet. Bu bakımdan buralarda meydana gelen olaylar öncelikli olarak Türkiye’yi ilgilendirir. Bu iki komşumuzda özellikle terör örgütlerinin ve bu terör örgütlerine destek veren ABD ve diğer koalisyon ülkelerinin sebep olduğu gelişmeler ciddi şekilde etkilenmekte, maddi ve manevi zarara yol açmaktadır. Böyle olunca Musul’a yönelik operasyonda ABD’nin başı çekmesi, hava gücü olarak bazı AB ülkelerinin yer almasına karşılık Türkiye’nin ısrarlı bir şekilde operasyonun dışında tutulması oyun içinde oyun anlamına gelir. Bu da ABD’nin söylediği ile yaptığının birbirine uymadığını, yani samimiyetsizliğini gösterir. Bu bakımdan bölgemizde yıllardan beri yaşanan karmaşa ve belirsizliklerin birinci dereceden sorumlusu olarak ABD’yi göstermek yanlış olmaz. Netice itibariyle bu samimiyetsizliğin sahiplerinin bir takım operasyonlarla bölgemizdeki karmaşa ve çatışmalara son vereceklerini beklemek ve sanmak doğru olmaz. Çünkü karmaşanın sorumlusu onlardır ve çıkarları uğruna sadece Irak ve Suriye’de bugüne kadar milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, bundan sonra da kaybetmeye devam etmesi söz konusudur.
 
Artık İbadi’ye on binlerce kilometre öteden gelmiş resmen açıklanmış haliyle 5 bin, ancak çeşitli üslerde yıllardan beri on binlerle ifade edilen ABD askerinin olduğu bilinirken bunların Irakta ne işi var diye soramadığını hatırlatmıyor, bunlara gönül rahatlığı ile tahammül edebilirken Başika’daki küçük bir Türk askeri birliği niçin gözüne batıyor diye sorma gereği duymuyorum. Çünkü bir ülkenin yöneticileri yabancı bir ülkenin ‘sahibinin sesi olmayı’ içlerine sindirdiğinde bu sorular anlamsız kalır.
 
Kısacası, İbadi’ye benzer soruları yöneltmek kuklacıyı bir kenara iterek kukla ile meşgul olmak, kuklaları ciddiye almak anlamına gelebilir. Bir adım atacak olursak Cumartesi günkü yazımda da dile getirdiğim gibi artık ABD sahip olduğunu düşündüğe güce dayanarak hak ve hukuk gibi kavramları bir kenara bırakmış ve bir terör devleti olarak hareket etmektedir. Böyle olmasaydı gerek Suriye ve Irak’taki yerleşik terör örgütleri ile hareket etmeyi Türkiye’nin dostluğuna tercih eder miydi Bunun ötesinde Türkiye binlerce belge, 10 binlerce sayfa tutan çözümlerden oluşan dokümanı ABD’ye göndermiş iken hâlâ FETÖ’nün yandaşlığını Türkiye’ye tercih ettiği, hatta terör örgütü başı Gülen ile ABD’ye sığınmış olan örgüt üyelerini iade etmeyeceği görüntüsü veren ABD ile birlikte hareket etmenin faydadan çok zarar vereceğini görmek gerekiyor. Bu arada ABD yönetimin ülkesindeki FETÖ okullarına 26,7 milyon dolar finansal destek kararı aldığını da unutmamak gerekiyor. Tüm bunlar aslında ABD’nin bir terör devleti olduğunu açıkça gösteriyor. Bir terör devletini de hak ve hukuk kurallarına tabi bir devletmiş gibi değerlendirmek ve söylediklerini ciddiye almanın da anlamı kalmıyor. Çünkü terör örgütleri için verilen sözlerin bir anlamı yoktur. Onlar için sadece kendi çıkarları ve efendilerinin kulaklarına fısıldadıkları önemlidir.
 
Böyle olunca Musul operasyonu ve özellikle de Suriye’deki gelişmeler konusunda artık ABD ve yandaşlarının söylediklerini ciddiye almanın anlamı yoktur. Türkiye Irak ve Suriye’de atacağı adımları tamamen kendine göre atmak durumundadır. ABD ve diğer koalisyon güçlerinin (Haçlı ittifakının) söylediklerine bakarak yapılacak plan aleyhimize sonuçlar verecektir. Başika’da kalacak isek bu konuda ABD’nin verdiği ya da vermediği sözlerin fazla bir manası yoktur. Musul’un demografik yapısının değişmesine izin vermeyecek isek bu hususta da ABD’nin söylediklerinin önemi yoktur. Çünkü onlar demografik yapıyı değiştirmeyeceğiz diyebilirler ama önceden kafalarına koydukları planı uygularlar. Bu bakımdan komşularımızdaki gelişmelere yapacağımız müdahalede komşularımızın desteği almak, ABD’den herhangi bir destek beklememek gerekir. Bunun içinde, millet olarak kenetlenmek, kendi gücümüze güvenmek durumundayız. Aksi halde bir takım düşmanları dost ve müttefik olarak nitelendirip buna göre yola çıkılırsa hayal kırıklığı söz konusu olabilir.
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.