Fatma Tuncer

Fatma Tuncer

Genci anlamak

Genci anlamak

İnsan, maddi dünyada, varlık âlemini, uzayı, mikrobu, maddeyi, hücreyi zerrelerine kadar incelemekte ve hayatını kolaylaştırma noktasında akıl almaz boyutlara varan esinlenmelerle yaşam araçları geliştirmektedir. Ancak varlık dünyasında göstermiş olduğu bu gelişim ve keşif serüveninin sonuçlarına bakıldığında hiç de öyle medeniyet ve benlik tasavvurunu inşa edebildiği ve kendini tanıma gibi çaba içerisine girebildiği söylenemez. 
 
Çağdaş Batı felsefesinin temelini oluşturan ideolojiler ve zihni tasavvuru yönlendiren yakın tarih düşünürlerinin içine düştükleri yanılgı daha yeni yeni algılanmaya başlamıştır. Şimdilerde anlaşılmıştır ki, Batı toplumunda birey ağır bir materyalist rasyonalizm etkisi altında nesnel bir varlık olarak ele alınmaktadır.
 
İnsanın nesnelleşmesi ve madde düzeyine indirgenmesi sadece felsefi düzlemde kalmamış, ayrıca ruhun ötelenmesi ve kişiliğin benlik içindeki gelişimini cinsel kimlikle, şehvet ve üremeyle açıklanması sonucuna götürmüştür. Ne acıdır ki, bu tecrübeler çağımız insanı da dâhil bireyi ve toplumu geri dönülmez boşlukların içine itmiştir. Bocalayan, huzursuz ve tatminsiz bireyler çağımızın tanınmayan yeni hastalıklarına yakalanmışlardır. Bu hastalıkların birçoğu da ergenlikle beraber başlar. Ümitsizlik, tutarsızlık, korku, yalnızlık ve arayış... Her bireyin ve toplumun bir ergenlik çağı vardır ve bu duygular bu çağın tanınan tepkimeleridir yaşananlara karşı, hatta çağın maddesel ve duygusal yörüngesine karşı bir tepkimedir.
 
Bilinen tasnif üzerine insanın iki yönü ve iki boyutu vardır. Bunlardan biri maddi boyut ve bu yönü itibariyle insan fizyolojik bir varlık olarak yiyen, içen, soluyan, üreyen, hasta olan varlıktır. Bu özellikleri onu diğer canlılarla aynı kategori içinde değerlendirmeye götürür. Fakat onu diğer canlılardan ayıran, farklı kılan bir diğer boyutu da insani özellikleridir. O aynı zamanda seven, değer üreten, inandığı tasavvur uğruna irade gösterip sonuna kadar savaşan bir varlıktır... Yani insan aynı zaman da dostluk kuran, bağışlayan, düşünen, kendisine hedef koyan ve başarıyı seven bir varlık... Medeniyet inşa edip diğer varlıkları yönlendiren bir aktör...
 
Bu bakımdan ergeni anlamak, tanımak, ona yardımcı olabilmek için, nasıl bir çocukluk geçirdiğine, sevgi, ilgi, anlayış, kurallara uyma gibi edinimlerden ne kadar kanıksadığını dikkate almakta fayda vardır. 
 
Ergenlik, fiziksel, sosyal, duygusal, bilişsel açıdan bir gelişim ve olgunlaşmanın meydana geldiği bir süreç olduğundan bu döneme kadar geçen çocukluk dönemi bu anlamda önemlidir ve göz önünde tutulmalıdır.
 
Ergen hem maddi, hem manevi ve sosyal yönden bariz bir değişim yaşamaktadır. 
 
Fiziksel değişimler yönünden, ergenin boy, kilo ve görüntüsü artık değişmekte ve bir erişkin insan boyutuna ulaşmaktadır. Öte yandan, sosyal yaşamında gözlerden kaçmayacak bir dalgalanma yaşamakta, genç aileden çok arkadaş grubuyla hemhal olup onların etkisinde yaşar hale gelmektedir. Aynı zamanda bu döneme özel idealleri oluşmaktadır. Genç popüler kişilerle özdeşim kurmak ve onları taklit edip onlar gibi olmaya özenmektedir. Genç hayatı biraz eğlenceye alarak, yeni kimliğine adapta olma mücadelesi vermektedir. Vaktinin büyük bir kısmını müzik dinleyerek geçirmekte, çoğu zaman yalnız kalmak istemektedir. Bağımsızlaşma duygusu daha yoğun yaşandığından, ergen aileyle çatışmalar yaşayabilmektedir. Çünkü ergen artık farklı bir kimliğe geçmekte ve birey olmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatma Tuncer Arşivi