Mehmet Ocaktan

Mehmet Ocaktan

Neo-faşistlerin ezberini bozabiliriz...

Neo-faşistlerin ezberini bozabiliriz...

Hollanda hükümetinin sırf oy avcılığı uğruna Türkiye’ye karşı sergilediği diplomatik ahlaksızlık, uluslararası ilişkiler tarihine bir ihanet olarak geçecektir, bu kesin...

Seçim sonuçları gösteriyor ki liberal başbakan Rutte’nin partisi oy kaybetmesine rağmen birinci parti olmayı başarmış ve muhtemelen de koalisyon hükümetini yine Rutte kuracak. Doğrusu bu sonuçlardan sonra Hollanda’yı yönetenlere sormak gerekiyor, “Neo-faşist Wilders’e gerek yok, aşırı sağcılığın alasını biz yaparız” edasıyla Türk bakana karşı sergilediğiniz kaba ve despotik muamele yüzünden Hollanda’yı dünya kamuoyu nezdinde küçük düşürmeye değdi mi?

***

Maalesef Avrupa demokrasilerinin merkezinde yer alan liberal, muhafazakar, sol partiler, uzun süredir demokrasi ve hukuk değerlerine karşı vahşi bir saldırı içinde olan aşırı sağın, bir başka deyişle neo-faşistlerin rüzgarına teslim olmuş durumdalar.

Daha da vahim olanı, neo-faşistler karşısındaki korkularından kurtulmak için Türkiye ve Erdoğan nefretine sığınmalarıdır. Ne yazık ki Türkiye’ye yönelik bu acımasız nefret üretimi, demokratik değerler açısından telafisi imkansız yaralar açmaktadır. Oysa çok açık ki, Avrupa merkez partilerinin duçar olduğu bu ‘akıl tutulması’ hali Trump’ın Amerikan başkanı olmasıyla birlikte faşizan hevesleri tavan yapan sağcı Avrupa’nın tam da istediği bir ortamdır.

Hollanda’nın akıl dışı tavrının yarattığı travmanın telafisi elbette zor olacak. Ama her şeye rağmen eğer Avrupa’nın tamamı bir çılgınlığa teslim olmamışsa, Türkiye’nin de katkısıyla ‘Avrupa-Türkiye perspektifi’ni koruyacak sağduyu adımı mutlaka atılmalıdır.

Türkiye açısından baktığımızda; evet Wilders korkusuyla Türkiye’ye karşı utanç verici bir tavır sergileyen Hollanda hükümetiyle ilişkilerin tamiri biraz zor olacak. Ama unutmayalım ki, Hollanda’nın bu kaba ve zorba tavrı yüzünden tüm Avrupa’yla bağlarımızı koparmamız gerekmiyor.

Ayrıca burada bir gerçeğin altını çizmekte de yarar var; maalesef bugün yaşadığımız tatsız süreç AB’nin yıllardır Türkiye’yi kapıda bekletme politikalarının bir sonucudur. Dolayısıyla şu anda Avrupa için günahlarını temize çekme zamanıdır. Ve de Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Aynı şekilde bizim de Avrupa’ya ihtiyacımız var...

Ben inanıyorum ki Türkiye, her zaman Avrupa’nın ezberini bozacak ve dikkatleri üzerine çekecek şaşırtıcı hamleler yapma becerisine sahip bir ülkedir. Çünkü Türkiye için küsme değil, politik hamlelerle çıkarlarını daha yukarılara taşıma zamanıdır.

Hiç unutmuyorum 2003 yılında o gün başbakanlık koltuğunda oturan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Meclis Genel Kurulu’nda yapılan Türkiye-AB ilişkileri konulu genel görüşmede çok net ifadelerle, Türkiye’nin modernleşme ve çağdaşlaşma çabalarının 150 yılı aşkın bir süredir devam ettiğini, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar boyunca Avrupa tarihinin bir parçası olduğunu ve bugünkü Avrupa’nın oluşumunda önemli bir rol oynadığını söylemişti.

***

Aslında yaşanan bütün tatsızlıklara rağmen bu konuda Türkiye’nin temel yaklaşımları değişmedi. Zira AB projesi bizim için ‘teslimiyet’ değil, Türkiye’nin çıkarlarını daha yükseğe taşıma projesidir.

Nitekim Erdoğan da o günkü konuşmasında, Türkiye’nin AB’ye tam üye olması durumunda hem Avrupa’nın hem de küresel dengelerin yeniden şekillenmesine katkıda bulanabileceğini belirterek, “Kendi çıkarlarımızı, büyük Avrupa ailesinin bir üyesi olarak çok daha etkin ve güçlü halde savunabiliriz. Bir model ülke olarak, Avrupa değerlerinin daha da yayılmasına, güçlenmesine destek olabiliriz. Türkiye’yi Avrupalı yapan, Avrupa’nın temsil ettiği değerleri, katılımcı demokrasiyi, çoğulculuğu, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, laikliği, düşünce ve vicdan özgürlüğünü benimsemesidir” diyordu.

Kanaatim odur ki Tayyip Erdoğan, şimdilerde aşırı sağcıların ırkçı şarkılarıyla demokratik değerlerin uzağına savrulan Avrupa’nın ezberini bozacak ve de Türkiye-Avrupa arasındaki travmatik hali tersine çevirecek politik bir hamle yapacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Ocaktan Arşivi