23 Eylül 2017 Cumartesi2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 19°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,809 0.26
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Gerçeği iş başındayken görmek gerek

Abdulkadir Özkan

Terör konusunda bazı emekli asker ve sivil bürokratların açıklamaları her gün gazete ve televizyonlara yansıyor. Yapılan bu açıklamaların özünü, ana fikrini terörün arkasında bazı devletler ile bu devletlerin istihbarat örgütlerinin olduğu oluşturuyor. Resmi görevliler arasında bu hususa nedense doğrudan atıfta bulanan yok gibi. Bulunanlar ise şu ya da bu şekilde ya emekli ediliyor ya da ortadan kaldırılıyor.

Tüm bu açıklamalar insanın aklına hemen, “Terörün arkasında bazı devletlerin bulunduğunu gerçeğini görmek için ille de emekli olmak mı gerekiyor?” sorusunu getiriyor. Elbette görev başındayken terörün arkasında kimlerin ya da hangi devletin varlığının görülemiyor olması düşünülemez. Demek ki, gerçek bilinmesine karşılık söz açıklamaya geldiğinde bu yapılamıyor. Çünkü, görev başındaki bir yetkilinin açıklama yapması kendisini o hususta gerekeni yapmak hususunda sorumlu kılar. Bir yetkili hem sorunu bildiği hem de hiçbir şey yapamadığını gösterirse aczini ilan etmiş olur. Sanıyorum bizim de esas sorunumuz terörün sebeplerini ve arkasındakileri bilmemek değil, bilindiği halde bir takım sebeplerden dolayı o odakların üzerine gidilemeyiş oluşturuyor.

Görev başındayken söylenemeyenler de bu sebeple emeklilik döneminde tekrarlanmaya başlanıyor... Bir takım eskinin yetkili şimdinin emeklileri televizyon televizyon gezerek terörün arkasındaki güçlere dikkat çekmeye çalışıyorlar. Peki bu konuşmaların ve açıklamaların terörün kökünün kazınmasına bir katkısı var mı? Bize göre yok... Eğer maksat görev başındakileri uyarmak ise bunu görevde iken niçin yapmadıklarını sormak gerekiyor. Eğer görev başındayken de ilgililer bu hususta uyarılmış ve dikkatleri çekilmiş olmasına karşılık yapılması gerekenler yapılamamış ise bunun nedenlerinin de kamuoyu ile paylaşılması gerekmez mi?

Sözün özü, bugün artık yetkili yetkisiz herkes biliyor ki, PKK terörü sadece doğulu bazı insanların dağa çıkma hareketi değildir. Arkalarında bazı devletler vardır... Bu devletler teröristlere her türlü maddi ve manevi desteği vermektedirler... Eğitmekte ve silahlandırmakta, bununla da yetinilmeyerek her türlü moral destek sağlanmaktadır. Diyebiliriz ki terör örgütünü bazı devletler korumaları altına almışlardır. Onların izin vermediği bir operasyon ya da yok etme ve imha hareketinin sonuna kadar gidilememektedir. Çünkü, terör örgütünün yok edilmesi başta ABD ve İsrail olmak üzere emperyalist güçler tarafından istenmemektedir.

Bu tespiti yaptıktan sonra terörün kökünün kazınması hususunda neler yapılması gerektiği net bir şekilde ortaya çıkıyor. Gerçek şudur İran’a nükleer silaha sahip olmaması için baskı yapanlar bize de terörün kökünün kazınmaması için baskı yapıyorlar. Bu baskıya karşı koyamadan, baskıları sonuçsuz kılmadan terörün kökünün kazınması en azından şimdilik mümkün görünmüyor. Tüm dost ve düşmanlarımıza teröre destek verilmesi halinde kesinlikle karşı çıkılacağını, düşmanımız olarak kabul ve ilan edileceğini vurgulamak durumundayız.

Nasıl ki, İran nükleer güç olma hususunda kararlılık gösteriyor, tüm baskılar karşısında net ve kararlı bir tavır sergiliyorsa bizim de benzer tavra sahip olmamız gerekiyor.

Bazen net tavır belirlemek alacalı davranmaktan çok daha iyidir. Elbette bazen de kırmızı çizgilerinize sahip çıkmanın bedeli de olabilir. Bu bedeli ödemeyi göze almadan kendinizi korumanız, düşmanlarınızdan kurtulmanız mümkün olamaz. Bu noktada millet olarak bedel ödemeye hazır olup olmadığımız sorusu akla gelebilir.

Bu millet yüzyıllar boyu üzerine düşeni yerine getirmiş; bu uğurda çok ağır bedeller ödemiştir. Bunun için tek şart devlet-millet kaynaşmasının sağlanmasıdır. Bir takım makamları ele geçirmiş olanların millete tepeden bakma alışkanlığından kurtulmaları, konumlarının farklı oluşunun kendilerine bir taktım sorumluluklar yüklediğinin farkında olabilmeleri gerekiyor.
Toplumu potansiyel suçlu görme alışkanlığından kurtulamayanların yönetimi ellerinde bulundurmaları devam ettiği sürece devlet-millet kaynaşmasının sağlanması mümkün değildir. Toplumun bir bölümü düşüncesinden, bir bölümü de inancından dolayı bir takım çevrelerce potansiyel tehlike olarak görülmeye devem edilecekse sıkça tekrarlanan milli birlik ve beraberliğin sağlanması zorlaşır. Bu istek de bir temenniden öte geçemez. Devlet kademelerinde görev alanların millete hükmetme makamında değil, hizmet noktasında olduklarını akıldan çıkarmamaları millet olarak kucaklaşmamızı sağlayacaktır. Bu sağlandığında Türkiye her alanda kısa zamanda güçlü bir ülke olacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.