Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Zihniyete bak!..

Zihniyete bak!..

Konuşmakta olan kişi, hukuk açısından önemli kurumlardan birisi olan, Türkiye Barolar Birliği’nin başında. Bir TV kanalının, üniversitelerden birisinden canlı olarak yayınlanan programında, öğrencilerin sorularını cevaplandırıyor.

Yasama, Yürütme ve Yargı diyor önce. Hah tamam, beklemiyor olsam da, doğruyu söyleyecek galiba, diye geçiriyorsunuz içinizden...

Ama beklediğiniz oluyor: Yasama, Yürütme ve Yargı’dan bahseden şahıs bunların ardından da, Yargı’nın bu güçler arasında birinci olduğu ve dahi kendisini Yasama’nın ve Yürütme’nin yerine koyabileceği, hatta mutlaka koyması gerektiği manasına gelecek sözler ediyor: Bu sözler büyük sözler.

Büyük sözler, çünkü normal şartlar altında, bu türden sözleri söyleyenlerin hakikaten hukuk eğitimi alıp almadıklarının tekrardan kontrolden geçirilmesi gerekir.

Hukuk, çocuk oyuncağı değildir, çünkü.

Hukuk çocuk oyuncağı olmadığı gibi, bir ülkenin nasıl yönetileceği hususu da, çocuk oyuncağı değildir. Sözkonusu ülke, Türkiye Cumhuriyeti gibi, dev bir ülke ise hele.

Millet tarafından seçilip parlamentoya gönderilen insanların, yani Yasama’nın çıkardığı ya da çıkaracağı kanunlara göre kullanılması gereken Yargı yetkisinin, ‘Türk Milleti Adına’, yargı mensupları tarafından ve hem de doğrudan kullanılacağı, manasına gelecek sözler, bizim Anayasamıza aykırıdır, en azından.

Kafasına uygun olmayan insanlar çoğunluğu oluşturduğu zaman, Yasama’nın yetkilerinin kısıtlanması ve aynı zihniyette olanların ağırlıkta bulunduğu varsayılan başka erklerin yetkilerinin artırılması, birilerinin keyfine göre olabilecek işler cümlesinden değildir. Ve bu düşünce tarzının, ne Cumhuriyet ve ne de demokrasiyle alakası olamaz.

İhtisası Kimya Mühendisliği üzerine olan YöK eski başkanlarından Prof. Kemal Gürüz’ün aynı programda, başka şarkısı olmadığı için olsa gerek, durup durup, “Yeni YöK Başkanı haddini bilsin, Malezya’ya gitsin’ demesinin anlaşılabilir tarafları var.

Selefi olan Prof. Mehmet Sağlam’ın ‘aman onu seçmeyin de kim olursa olsun’ demesine rağmen, yukarda bulunan birileri istediği için YöK’ün başına geçen ve belki gerekli ama istenmeyen bir kurum olan YöK’ü, adeta ‘yasakçılığın kalesi’ haline getiren Gürüz’ün; göreve gelir gelmez ilk konuşması ‘özgürlük üzerine’ olan bir YöK Başkanı’nı benimsemiyor olması, makul.

Söyleyebileceği fazla şey olmadığı için de, söz kendisine her geldiğinde attığı, ‘Malezya’ya gitsin!’ sloganının bile anlaşılabilir yanları var, hatta.

Ama önce ‘Yasama-Yürütme -Yargı’ sıralamasını yapıp, idare mekanizmasının yargı kararlarına göre yürümesi gerektiğini söyleyebilen, bir Barolar Birliği Başkanı’na ne gibi bir mazaret bulacağız?

Hukuk devletinde Anayasa nedir, yasa ne manaya gelir; yargı mekanizması nasıl çalışır, vb. konularda, en çok bilgi sahibi olması gereken bir şahsın kalkıp da, kanunlar ve onları hazırlayan mekanizmayı zikretmeden, ‘Türk Milleti adına’ karar veren yargıçlardan bahsetmesi, ne kadar doğrudur?..

‘Türk Milleti adına’dır ama, Milletin temsilcilerinin, yani ‘Yasama’nın yaptığı kanunlara göre’ değil midir?..

Kim olursa olsun, isminin önüne birtakım titrler ekleyen insanlar, Milletin inançlarına düşmanlık beslemek mecburiyetiyle mi karşı karşıyadırlar?..

Bu nasıl bir zihniyettir ki, canlı yayınlanan bir TV programında; karşılarında da yarının büyükleri olan gençler varken bile, gerçeği, pervasızca hem de, altüst edebilmektedir?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi