İbrahim Karagül

İbrahim Karagül

Azgınların sonu, doların çöküşü, yükselen ülkeler

Azgınların sonu, doların çöküşü, yükselen ülkeler

“Dünyanın yaşadığı mali ve ekonomik krizin temel nedeni zenginlerin her türlü sosyal ve ahlaki değerlerle piyasa koşullarını görmezden gelerek daha fazla kâr elde etme şeklindeki ihtirasları, doyumsuzlukları ve artık bir hastalık halini almış aşırı kazanç istekleridir. Aldığı birkaç yüz dolarlık krediyle gidip bir inek alan yatırımcı örneğindeki ilişkinin aksine para ile reel ekonomi arasındaki köprüleri yıkıp adeta kâğıttan şatolar inşa eden bir mali sistemi benimseyen Amerikan finans sistemine sarılmak dünya piyasalarının çöküşüne davetiye çıkardı.”

Mikrokredi modeliyle 2006'da Nobel Barış Ödülü kazanan Bangladeşli Muhammed Yunus, Der Spiegel dergisinde krizi böyle açıklıyor.

Ama herkes şu konuda ortak kanaate ulaştı: Dünya, 1929'dan bu yana en derin ve sarsıcı krize tanık oluyor. Bu durum, bütün ülkeleri daha şimdiden vurmuş durumda. Merkez ekonomiler, sistemi korumak için trilyon dolar desteklerle direnirken, bu süreç içinde güvenilir bir liman henüz görünmüyor.

Krize ilişkin tanımlamaların hepsi eksik. Emlak krizi, kredi krizi, türev piyasa krizi vs. Hepsi doğru ama şu anki durumun bir bölümünü açıklıyor. Forbes'e göre krizin ABD'ye maliyeti onlarca trilyon dolar olabilir. Ama zararın sadece parasal boyutuna ilişkin bir tahmin bu. Ya sistemik sonuçları? Ya siyasi ve toplumsal sonuçları? Henüz bu alanlarla ilgili ciddi bir tartışma bile açılmış değil. Bugüne kadar yapılan, çöken bir sistemi ayağa kaldırmak ve devam ettirmek için kaynakları seferber etmek oldu. İşte bu çöküşü daha da hızlandıracak, öyle görünüyor.

Kriz kaba haliyle aslında bir yıl önce başlamıştı. Büyük sermaye merkezleri varlıklarını güvenli limanlara aktarmayı hızlandırdı. Aslında herkes ABD piyasasından kaçıyordu. Yüz milyarlarca dolar başka adreslere nakledildi. Çünkü ABD'nin lokomotifliğini yaptığı sistem çöküyordu. Çöküş, Mortgage ile başlayıp yüzlerce trilyon dolarlık türev piyasalara yansıyordu. Akıllı olanlar tedbirini o zamanlar aldı.

Şu an kurtarma paketlerinin yanı sıra bankacılık sistemi hızla millileştiriliyor. Dolayısıyla sadece piyasa üzerinde değil, toplumlar üzerinde de her alanda devlet kontrolü ağırlaştırılıyor.

Bundan sonraki aşamanın ABD Doları'nın çöküşü olacağına dair güçlü bir kanaat var. Borsalar düşerken, dolar fırlarken bu cümleleri yazmak şaşırtıcı gelebilir. ABD bankalara yüzlerce milyar dolar aktarırken, günlük 4 milyar dolar dış borç öderken bu paralar nereden geliyor, sormak lazım. İşte bu sorunun cevabı doların çöküşünün işaretlerinden sadece birisi. Ama en önemli işaret, ki bu çok önce ortaya çıktı, dolar küresel düzeyde dominant kur olma özelliğini kaybetti. Bu gerçeği 11 Eylül sonrası siyasi gerçeklerle birlikte değerlendirmemiz halinde yeterince anlayabileceğiz. Bir süre sonra ellerinde rezervi olanların çöken batı ekonomilerini finanse edebileceği, bunun da çok ciddi eksen/güç kaymasına neden olacağı söyleniyor.

ABD piyasasını çökertenler mortgage kredisi alıp geri ödemeyenler değil. Piyasa baronları, ABD ekonomisini yönetenler birkaç yıldır devasa miktarları ABD'den çıkarıyordu zaten. Bunlar ABD'nin düşmanları değil, dostlarıydı. Yani, ABD halkının zenginliğini toplayıp işletenler şimdi ABD'ye büyük bir kazık atıyor. Onları kaderleriyle baş başa bırakıyor. Kriz, bu yüzden dünya tarihinin gördüğü en büyük yolsuzluk, en büyük finansal operasyondur.

Ne tuhaf, devletler, hükümetler krizin daha doğrusu yolsuzluğun, bu devasa büyüklükteki finansal operasyonun sorumlularına trilyon dolarlar daha aktarmaktan başka bir şey yapamıyor.

Ne yazık ki dünya, bu bankerlere teslim olmuş durumda. Savaşı şu aşamaya kadar onlar kazandı, bütün insanlık ve devletler kaybetti. Sonrası ne olur, bilmiyoruz.

Bence yeni bir dünya düzeni kurulur. Bedeli çok ağır olur. Dünyaya bu acıyı çektiren kesim tasfiye olur. Hatta onlara karşı büyük bir intikam harekatı başlayabilir.

Avrupa Birliği'nin yayınladığı LEAP/2020 raporlarını dikkatle izlemekte yarar var. 2006'daki raporlarda öngörülenler birer birer çıkıyor. Ekonomik öngörülerin hepsi gerçekleşti. Yakında siyasi öngörülerin de gerçekleşeceğine ilişkin güçlü işaretler var.

LEAP/2020'nin son çalışmalarında doların geleceğine ilişkin çok önemli veriler var. Bugün Türkiye'deki dolar paniği için buraya not almayı önemli görüyorum. Onlara göre dolar-euro paritesi bu yılın sonunda 1.75 olacaktı. Öngörüleri böyleydi. Ama son günlerde doların ciddi oranda yükselmesi herkesi şaşırttı. Buna rağmen bu kurum söz konusu öngörüyü revize etmeyeceğini açıkladı. Yani dolar-euro dengesi bu yılın sonunda yine 1.75 olacak.

Bir süre sonra ABD Doları'nın tepe taklak çöktüğünü izleyebiliriz. Benim kanaatim Kasım seçimleri bu açıdan önemli bir tarih. Altın ve gümüşe özellikle dikkat! Her belirsizlik dönemlerinde olduğu gibi…

Ama ben kişisel olarak başka şeyleri izlemeyi tercih ediyorum. Krizin değiştireceği güç dengelerinin nasıl şekilleneceğini, hangi ülkelerin öne çıkabileceğini… Almanya'yı, Çin'i, Hindistan'ı, Rusya'yı, Türkiye'yi… Kriz sonrası yıldızlaşabilecek ülkeler bunlar. Yeni düzende bu ülkelerin pozisyonu çok şeyi etkileyecek. Türkiye'nin son birkaç yıldır kendi bölgesinde, yakın çevresinde yürüttüğü işbirliği arayışları, işte bu gerçeğin siyasi alt yapısını oluşturdu.

Tabii bu ülkenin başına büyük bir bela sarılmazsa!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İbrahim Karagül Arşivi