Yusuf Ziya Cömert

Yusuf Ziya Cömert

İsmet Özel'i anlamamak cühelanın fiyakasıydı!

İsmet Özel'i anlamamak cühelanın fiyakasıydı!

Acı çekmek ruhun fiyakasıdır.’

Bu mısra gerçektir, içimiz de vardır.

Acının hakkını verenler acının tellallığını yapmazlar. Herhalde, ‘ruhun fiyakası’ susmaktır.

Birisinin, kendi acısını pazarlarken gördüğünüzde, “İşte” dersiniz, “Yakaladım, fiyaka!”

Kendinizi de yakalayabilirsiniz.

Belki bu mısraı anlamak sizi mızmızlıktan kurtarır.

Veya kaynatıp suyunu içmek!

Tövbe! Sadece çağrışım.

Bir ‘vird’a devam etme geleneğinden, duaları kaynatıp suyunu içmeye kadar gitti kafam.

Fakat yadsımıyorum. Bir duayı tekrar etmenin etkisi olabilir. Çokları bıyık altından gülecek ama, bir sözün mürekkebinin etkisi olmayacağına dair bir bilgiye sahip değilim.

Demek istediğim, ‘kaynatıp suyunu içme’yi tahfif için söylemedim.

‘Fiyaka’ kelimesi sebep oldu bunları yazmama. ‘Fiyaka’ biraz da İsmet Özel’in hatırı var diye, geldi, şu cümlenin içine girdi:

“İsmet Özel’i anlamamak, bir zaman, cühelanın ‘fiyakası’ydı.”

‘Ben İsmet Özel’i anlamıyorum.’

‘Anlaşılmamak için yazıyor galiba...’

Böyle diyorlardı.

***

Şöyle bir zevzeklik geleneği var: Herkese bir kulp takarsın. Herkes hakkında bir tek o taktığın kulpu bilirsin. O da kulaktan dolma!

- Evliya Çelebi sallıyor. Kedi damdan dama atlarken dondu, havada asılı kaldı demiş. Hahahahaha!

- Mevlana?

- Şu eşek ve kabak hikayesi mi!

- Sezai Karakoç?

- Yahu, o, şiirinde ‘Tanrı’ kelimesini kullanıyormuş, doğru mu?

- Nuri Pakdil?

- Ama abi, çok uydurukça!

- Karl Marx?

- Komünist.

Sonuncusunu laf olsun diye ekledim ama, bence gerçektir. Sorsan söylerler.

Yeter ki güzel kafacıklarını her hangi bir meseleyle, sualle, bilgiyle, dertle rahatsız etmesinler.

Oysa, ‘İsmet Özel’i anlamıyorum’ demek, şu üç şeyden en az biriyle –çoğu vakada tamamıyla- malul olmayı itiraf manasına gelir.

Birincisi salaklık. Kafan basmıyor.

İkincisi tembellik. Üşeniyorsun, sıkıya gelmiyorsun.

Üçüncüsü ukalalık. Hem dersine çalışmıyorsun, hem herkesten şişmansın!

“Şairler intellectin pençesinde.”

Şahane!

Bu cümleleri bulmakta ustadır İsmet Özel.

‘Mataramda tuzlu su.’

‘Taşları yemek yasak.’

‘Waldo sen neden burada değilsin’

‘Toparlanın gitmiyoruz.’

‘Zor zamanda konuşmak.’

‘Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.”

Bazısı kitap adı, bazısı şiir başlığı. Her biri kendi başına şiir gibi.

‘Şairler intellectin pençesinde’ doğru.

Pekala, ‘intellect’siz şiir olur mu?

Olur belki. Fakat çok sıkıcı, çok yavan... Bence ‘o da lazım.’

Şiirin ‘fail’i intellect olmasın.

Eğer fail intellect olursa...

İntellect şiiri mütecaviz olursa kötü.

İsmet Özel, intellect’in pençesinde mi?

Değil.

İntellect İsmet Özel’in pençesinde.

Bu ikinci cümlede de biraz iltimas var. Ama yakıştı.

***

Şairleri zayıf ve nazik yerlerinden yakalayan klas bir yazıydı o. Yazıldığı sırada şairlerin yerlerinden zıplaması boşuna değildi.

Tabii anlayan ve anladıktan sonra zıplamaya mecali olan şairler zıpladı sadece.

Geri kalanı konudan hala bihaber.

‘İsmet Özel’i anlamamak, cühelanın fiyakasıydı’ dedik değil mi?

İşin tuhafı, ‘anlamak’ta da ‘fiyaka’ vehmedenler var.

Abartmasınlar.

Okuyunca anlaşılır.

Yazdım, yazdım, İsmet Özel’in bugün ne dediğine gelemedim.

Millet kıvranıyor. İsmet Özel’i dinden çıkarmak isteyenler, dine sokmak isteyenler!

Biliyorum. Kabiliyetsizim, hiçbir ‘amigo’yu mutlu edemem.

Ama yazacağım.

İnşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yusuf Ziya Cömert Arşivi