21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 34°C Adana
    • 39°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 34°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 106.764 0.03
  • Altın: 142,206 0.79
  • Dolar: 3,5340 0.37
  • Euro: 4,1188 0.57

Milli Kargaşa!

Kemal Belgin

Bosna Hersek maçından sonra yazdığım yazıda, hatırlarsanız, Milli Takım’ın oyun içinde dört defa sistem çeşitlemesi yaptığına değinmiş ve bunun peşin hazırlanmış kurgular içinde oyuncuların akıllarını karıştırabileceğini öne sürmüştüm… İşte Estonya’da da benzeri bir manzara yaşadık. Milli Takım önce, Bosna maçını çeviren tek uç adamlı, çift ön liberolu, bir oyun kuruculu düzenle maça başladı. 39. dakikada kadar da böyle oynadı. Peki, bu süreçte neler yaşandı? Rakip bizim kaleye tek bir tehlike dahi getiremedi. Biz ise iki yüzde yüzlük pozisyondan bir tanesini direğe nişanladık, diğerini ise kaleciye teslim ettik. Bunların her ikisinde de gollük topları Nuri sundu. Sonra baktık ki, Nuri alınıyor yerine, Bosna maçına başlanan Mevlüt’lü çift uç adamla düzene dönüyorduk…

İşte bu dakikadan sonra Estonya kalemize tehlikeler taşımaya başladı. Bunlardan bir tanesinde de kaleci Volkan’la karşı karşıya kalıp topu dışarı attılar. Devrenin bitimine, uzatma ile beraber, sekiz dakikalık süreçte oyun iki sahaya bölünerek oynanmaya başlandı. Ve soyunma odasına golsüzlükle gidildi.
Dönüşte değişiklik yoktu. Oyunun cereyanında da öyle... Sonra 60. dakikada çift ön liberodan teke dönerek oyuna Nuri tarzı Yusuf’u aldık. Bu 60. dakikada oldu. Ve maçın mutlak patronu olmaya başladık. Ancak ne var ki, bu düzen de rakibe ciddi kontra tehlikeler sunar olduk. Buradan bakınca bizim bu maçı tek ön libero, önünde bir oyun kurucu, pas dağıtıcı, top tutucu ve çit uç adamı ile oynamamız gerekiyormuş diyebiliriz… Yani 4-3-1-2… Ama bununla da yetinmedik. Nedendir bilinmez, 72. dakikada Kazım’ı alıp Uğur’u oyuna soktuk ve Arda ile Uğur’un yerlerine sanki artık etkili hücum yapmamak adına değiştirdik. Oysa, 60. dakikadan sonra, yani başlarken yapmamız gereken doğrudan sonra, oyun birkaç rakip tehlikeli kontrası hariç tek kaleye dönmeye başladı. Şimdi burada Terim hocaya şu soruları sormak lazım; “Bu tip bir oyuna dönüldükten sonra kale önü yüksek toplar için Kazım tercih edilmez miydi? Uğur Boral orta attı diyelim, buna karşılık verecek bir oyuncu o zaman neden oyundan alındı? Arda sağ kanatta oynayamıyor, daha doğrusu oynamıyor, bunu hâlâ anlamadınız mı? Neyse, sonuçta çok hayati iki puan bıraktık. Bu puanlar 2010 Dünya Kupası finalleri için evde kalmamız anlamını taşır… Ama daha çok maç var. Umutlanmayı bırakmayalım ama, Milli Takım’ın aklını karıştıran, görüşünü bulandıran bu yaz boz işinden de bir an önce vazgeçmemiz gerekmez mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.