Kemal Öztürk

Kemal Öztürk

Görmez Hoca’nın hüsnü hatları

Görmez Hoca’nın hüsnü hatları

Mehmet Görmez hoca bir tarihte Çankırı’ya gider. Kanuni döneminden kalma Süleyman Camii’nde Cuma namazı kılar. Namaz esnasında, ‘Hocam, hutbeye buyurun’ derler. Hoca Cuma hutbesini irat etmek üzere minbere çıkar. Ancak zihninde hangi konuda, nasıl bir hutbe irat edeceğine dair tereddüt vardır.

YÜZLERCE YIL ÖNCE YAZILMIŞ BİR HÜSNÜ HAT

Derken başını yukarı kaldırır. Büyük olamayan kubbede bir hüsnü hat görür. Orada şöyle yazar:

“Kalbin semasına doğan ilk ışık hikmet yıldızıdır. Sonra ilim ayıdır. Sonra marifet güneşidir. 

Hikmet yıldızının ışığında eşyanın hakikati müşahede edilir. İlim ayının ışığında mana alemi müşahede edilir. Marifet güneşinin ışığında Hazreti Mevla müşahede edilir.”

Hoca gördüğü bu hüsnü hattan çok etkilenir. Zira bu kubbe kuşağı yazısı İstanbul’da Süleymaniye’de değil, Anadolu’da, bir zamanlar Kastamonu’nun bir kasabası olan Kengırı’de (Çankırı) yüzyıllar önce yapılmış bir caminin içine yazılmıştır.

Görmez Hoca Diyanet İşleri Başkanı olunca Hattat Hüseyin Kutlu’yu ziyaret eder. Burada gördüğü ibareyi yeniden bir levha olarak yazmasını rica eder. Hattat Hüseyin Kutlu, hikmet ve ilim dolu bu yazıyı aharlı kağıda nakşeder. Görmez Hoca bu levhayı alıp, Ankara’daki başkanlık makamına, en görünen yere asar.

BÜROKRAT VE ALİM OLABİLMEK

Görmez Hoca, Diyanet İşleri Başkanlığı süresince hikmet, ilim ve marifet üzerine defalarca konuşma yapar. Bu camide gördüğü hüsnü hattı anlatır. Ülkenin en zor kurumu, en zor makamı, en zor bürokrasisinde hikmet, ilim ve marifeti yerleştirmeye çalışmak, sanırım görevinin en zor alanıydı.

Kanımca bundan daha zor olan bir şey vardır. Şeyhulislam makamı ile bürokrat kadrosunun aynı kişide toplanması, sanırım tüm diyanet işleri başkanlarının en çok zorlandığı konu olmuştur. Görmez Hoca, ise bu nedenle görevini daha fazla sürdüremeyen isimdir.

Her dönemde Diyanet'in bağlı olduğu bakanla ilişkiler, bakanlığın bu makamı, bir bürokratik koltuk olarak görmesi, ilişkileri sürdürmeye en büyük engel olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı sıradan bir bürokratik makam olarak görülemez. Ancak tüm Cumhuriyet tarihi boyunca böyle görülmüştür maalesef.

Bir bakan, ‘Reisul Ulema, Şeyhulislam’ gibi unvanları taşımış birine emir vermek isteyebilir. Bunu siyasetin ve bürokrasinin gereği olarak düşünür. Oysa ilim sahibi, dini mertebelerin en önemli makamını işgal eden bir alime böyle davranılmak ağır gelir.

GÖRMEZ HOCANIN KIRGINLIĞI

Din, devlet ilişkilerinin en kritik ve zor kısmı, diyanetin konumlandırılmasıdır. Cumhuriyet tarihi boyunca Diyanet her açıdan tartışılan, yeri ve statüsü bir türlü yerli yerine oturmayan bir kurumdur. Sanırım Görmez Hoca bu konuda çok önemli bir fırsattı. Meseleye hikmet, ilim ve marifet açısından bakan, İslam dünyasının tamamını kucaklamaya hazır bir din adamının yapacağı çok şey vardı.

Belki de Genelkurmay Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da direk Cumhurbaşkanlığı'na bağlanması, önemli açılımlar yapabilirdi. Olmadı.

Beni bu konuda en çok üzen şey ise, Görmez Hoca’nın seviyesiz, ahlak ve edepten yoksun kişiler tarafından televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde, sosyal medyada hırpalanırken, itibarsızlaştırılmaya çalışılırken, buna müdahale edilmemesidir.

İstifa etmesi istense, Hoca zaten gitmeye hazır halde bekliyor. Görevine devam etmesi isteniyorsa, o zaman bu müptezel tayfa susturulmalıydı. Sanırım Görmez Hoca’nın gönlündeki kırıklıkların en büyüğü budur.

 MERTEBELERİN EN YÜCESİ

İslam dünyası için planları, hedefleri ve yapmak istediklerinin olduğunu biliyorum. Bu konuda Uluslararası İslam Üniversitesi sanırım en önemli projelerden biridir. Zira Malezya’daki Uluslararası İslam Üniversitesi, Mısır’daki El Ezher, İran ve Katar’daki üniversiteler, tüm İslam alemini kucaklayacak, kuşatacak boyutta bir ilim havzası olamadılar. Türkiye bu açıdan büyük bir fırsata sahip. Gerçekleşir mi? Bilemiyorum.

Mehmet Görmez, dün Diyanet İşleri Başkanlığı’nda dostlarıyla helalleşti. Herkesin gönlünde bir burukluk, yüzünde bir hüzün vardı. Sadece orada değil, onu seven herkes aynı ruh haline sahipti.

Görmez Hoca dostlarıyla vedalaştıktan sonra evine geldi. Çalışma odasına, Hüseyin Kutlu’nun hediye ettiği başka bir hüsnü hat levhasını astı.

“İlim rütbesi, en yüce mertebedir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kemal Öztürk Arşivi