Abdulkadir Özkan

Abdulkadir Özkan

Çevremiz karışık, bari içeri sakin olsa

Çevremiz karışık, bari içeri sakin olsa

Çevremizde meydana gelen olaylar belli ki bir süre sonra bizi daha fazla içine çekebilecek bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Çünkü özellikle Suriye’de ABD ve koalisyon ortakları ile Rusya belli konularda anlaşmış görünüyor. Bir bakıma Suriye şimdiden paylaşılmış, bugün verilen kavga ise planlanan paylaşım sınırlarını belirlemekten ibaret. Denebilir ki, Suriye’nin geleceğinde masada Esad ve İran bulunabilecek ama Türkiye uzak tutulmaya çalışılıyor. Özellikle ABD ve koalisyon ortakları tüm adımlarını Türkiye’nin istekleri ve çıkarlarının tersi yönde atıyorlar. Görünen o ki, Irak’ta olduğu gibi Türkiye, Suriye’de de bir oldubitti ile karşı karşıya bırakılmak isteniyor. Elbette, Türkiye bu gelişmelerin farkındadır ve gerekli tedbirleri almış ve söz konusu oyuna karşı bir plan geliştirmiştir. Özellikle de bu plan ABD’nin söylemleri ve verdiği sözlerden bağımsız olmak durumundadır. Çünkü artık ABD’nin Türkiye konusunda samimi olmadığı, ikiyüzlü bir politika izlediği ortaya çıkmıştır. Diyebiliriz ki, şu aşamada Başkan Trump da bölgemize yönelik ABD politikalarında belirleyici olamadığı gibi, Obama döneminden hazırlanmış ve bugün de ABD derin devleti tarafından yürütülen bir plan vardır. ABD derin devleti için müttefik Türkiye’den çok İsrail’in istekleri ve çıkarları önemlidir. İsrail’in çıkarları ise Suriye’nin parçalanmasını öngörüyor. Aslında tüm bunlar bilinmiyor değildir. Aynı konuya çeşitli kereler dikkat çekmeye çalıştım. Buna rağmen tekrar edişim Irak ve Suriye’ye yönelik Haçlı-Siyonist ittifakının plan ve beklentisinde Türkiye gündemde bile değildir. Yapılan açıklamalar arasında Türkiye’nin sırtını sıvazlayan bir takım sözler dile getiriliyor olsa da bunları samimi kabul etmek aldanmak demektir. Bir bakıma ABD’nin dostluğuna güvenmek yeni bir aldanışı gündeme getirecektir.

Aldanışların son bulması için toplum olarak kenetlenmemizi ve farklı seslere kulak vermemizi gerektiriyor. Bunun yolu da ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı üslubun terk edilmesinden geçiyor. Ne var ki, özellikle iktidar sözcüleri birleştirici bir üslup yerine kamplaştırıcı söylemleri çıkarlarına uygun buluyorlar. Böyle bulmasalar her sözü ve açıklamayı bahane ederek kendileri gibi düşünmeyenleri itham ve mücadele meydanına davet etmezler. Bu arada aynı havaya giren özellikle ana muhalefet sözcüleri ve lideri de aynı üslubu sergilemekten uzak durmuyorlar. Böyle olunca dedim-dedin, ya da dedim-demedim kavgası arasında ülkemizin önemli iç ve dış sorunları kaynayıp gidiyor.

Bu dışlayıcı tavır öylesine bir yaygınlık kazanmaya başladı ki, iktidar partisi kendi mensuplarını da defolu-defosuz şeklinde sınıflandırmaya başladı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan Rize’de yaptığı konuşmada, kongre sürecinde AK Parti’de büyük değişiklik yapılacağını belirterek, “Milletimizin beklentilerini karşılayacak dinamizme sahip arkadaşlarımızla yolumuza devam edeceğiz. Bencillik batağında sıkışan defolu kişilerle böyle zorlu bir mücadeleyi yürütemeyiz” diyor. Partilerde kongreler yapılırken söz konusu teşkilatın çalışmalarında bir gevşeme görülüyor ise ona göre değişikliğe gidilir. Bunun için değiştirilecek insanları peşin olarak ‘bencil’ ve ‘defolu’ olarak nitelendirmek bırakın farklı partiler arasındaki kamplaşmayı, aynı parti içinde aynı durumu teşvik etmek anlamına gelir ki, böylesine iç ve dış sorunlarla boğuşulduğu bir dönemde gerek partiler arasında gerek parti içi bir takım düzenlemelerin ayrıştırıcı bir üslup ile gündeme getirilmesi ister istemez tüm toplumun yekvücut olması yerine gruplaşmalara sebep olacaktır. Denebilir ki, falan partiye yönelik ne kadar kucaklayıcı bir üslup sergilenirse serilensin sorunlar karşısında birlik oluşturmak mümkün olmuyor. İşi bu boyut ayrı bir konu, önemli olan toplumun büyük bir bölümünün sağduyuda birleşmesidir. Yoksa herkesin aynı şeyleri düşünmesi ve aynı davranışları sergilemesi değil. Çünkü toplumun bir tek düşünce etrafında toplanması, aynı şekilde hareket etmesi söz konusu olamaz. Ama ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda ve özellikle de dış tehdit söz konusu olduğunda bu birlikteliği sağlamak zor değildir. Yeter ki, dışlayıcı, benden başka herkes yanlışta anlayışı ile hareket edilmesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulkadir Özkan Arşivi