18 Aralık 2017 Pazartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:44Güneş 08:17Öğle 13:08İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 14°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,771 -0.08
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

İnsanın dünya ile ünsiyeti

Fatma Tuncer

Tolstoy’un “İnsan Ne ile Yaşar” adlı kitabında Çiftçilikle meşgul olan Pahom’un hikâyesine yer verilir. Hikayede Pahom yeterince arazisi olduğu halde daha fazla mülke sahip olmak istemektedir. Bu düşüncelerle yatıp kalkarken, uzaklarda zengin bir kişinin karşılıksız toprak verdiğini duyar ve hemen gider ve talebini dile getirir. Zengin kişi Pahom’a döner ve “sabah güneşin doğuşundan batışına kadar kat ettiğin bütün yerler senin olacak fakat bunun için güneş batmadan önce, yeniden başladığın yere dönmelisin, yoksa bütün haklarını kaybedersin” der. Pahom güneşin doğuşu ile başladığı yolculuğuna epey devam eder. Doğanın güzelliği karşısında kendini alamazken bakar ki güneş batmak üzere. Geri dönmesi gerektiğini hatırlar ve geri dönüp koşar adımlarla ilerlemeye başlar. Fakat takatı kesilmiştir ve olduğu yerde yığılır, bir daha kalkamaz. Zengin kişi, Pahom’un cesedinin başına gelir ve bir mezar kazdırıp onu buraya defneder. Sonra “bir insana bu kadar toprak yeter” der.

Günümüz insanının dünya ile kurduğu ünsiyet Poham’inkinden farklı değil. Sahip oldukları ile değil sahip olamadıkları ile meşgul olan insanlarımız daha fazla şey elde edebilmek için her şeylerini feda ediyorlar.

Kapitalist karaktere sahip kişi ya da kişiler, dünyayı ebedi kalabilecekleri bir mekân olarak algılayıp, biriktirme hastalığına tutuluyorlar. Hiçbir zaman kullanamayacakları eşyaları, harcamaya ömür yetiremeyecekleri para ve mülkü biriktirip diğer insanlar üzerinde tahakküm kurmaya çalışıyorlar. Oysa ne kadar varız ki bu hayatın içinde? Ne kadar yer kaplayabiliriz bu yer kürede? Yiyip içtiklerimizin miktarı nedir ki? Biriktirdiklerimizi ebediyete giderken götürme imkânımız var mıdır ya da? Elbette dünya hayatının kısa bir yolculuktan ibaret olduğunu biliyoruz. Giderken hiçbir şeyi götüremeyeceğimizin de farkındayız. Fakat nedense geçici olana değil kalıcı olana odaklanıp, çağın ahmakları olarak yaşamayı tercih ediyoruz. Ne garip değil mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.