Abdulkadir Özkan

Abdulkadir Özkan

Bayram gelmiş neyime, kan damlar yüreğime…

Bayram gelmiş neyime, kan damlar yüreğime…

Bayramların birinci günü yazı yazmakta hep zorlanırım. Çünkü her bayrama İslam dünyası kan ve gözyaşı içinde giriyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslüman kardeşlerimiz katlediliyor, işkence görüyor, “Hiç değilse onurumuzla ölelim” diye çığlık atarak dünyanın dikkatini çekmeye çalışıyorlarsa biz nasıl bayram yapacağız, bayram yazımızda okuyucularımıza ne diyeceğiz? Hep kardeşlerimiz saldırıya uğruyor, vatanlarını terke zorlanıyorsa, hatta bir başka ülkeye hicret için yola çıkanlar havadan bombalanıyor, hicretlerine bile izin verilmiyorsa, bu bayram yazımda ne diyebilirim? Yıllardan beri bu duyguları yaşarken bu bayram öncesi Myanmar’dan gelen Arakan Müslümanlarına yönelik soykırım, katliam, vahşet haber ve görüntüleri telefonlarımıza düşerken söyleyecek söz bulamıyorum. Kısacası canlı cenaze gibiyim. Bunun da ötesinde dünyanın neresinde olursa olsun bir kardeşimin acısı, gözyaşı ve çaresizliğinden benim payıma da bir şey düştüğünün idraki içinde çaresizliğim bir kat daha artıyor.

Bazı okuyucularımın yıllardan beri Müslümanlar katlediliyor, işkence görüyor, ilk defa bu sene olmuyor diyebilirler. Ancak, Myanmar’dan gelen bazı görüntüler inanın beni insanlığımdan utandırıyor. Arakanlı Müslümanlara görüntülere yansıyan işkenceleri yapanlara insan denemeyeceğini düşünüyorum. Hatta bu canilere insan demek yerine hayvan diyecek olsak o zamanda hayvanlara haksızlık etmiş oluruz diye düşünüyorum. Bu görüntülerden sadece birisi bile beni gece sabahlara kadar uykusuz bıraktı, sabaha kadar evin içinde dolaştım durdum. Sözünü ettiğim görüntüde bir Müslüman kardeşim çırılçıplak soyulmuş, elleri ayakları bağlı vaziyette yere yatırılmış gözü dönmüş bir kanlı katil elinde kalın uzun bir sopa kollarına, bacaklarına vücudunun neresi rast gelirse vuruyor, o savunmasız kardeşim ise her darbenin ardından çığlık atıyordu. Daha doğrusu çığlık atmaya çalışıyor ama sesi yeterince çıkmıyordu. Bu yüzden olacak Arakanlı Müslüman kardeşlerimiz dünyaya, “Hiç değilse onurumuzla ölelim” çağrısında bulunuyorlar.

Bu çığlıklar karşısında dünyanın ne tepkisini siz sormayın ben de söylemeyeyim. Çünkü küfür cephesinin Müslümanlara yönelik bu tür işkence ve soykırımlardan sadistçe haz duyduklarını düşünüyorum. Kısacası, insanlığın öldüğü bir dünyada yaşıyoruz.

Küfür cephesi mayasının gerektirdiğini yapıyor diye düşünülebilir ama peki İslam dünyasının durumu küfür cephesinden ne kadar farklı? Söz gelimi bunca işkence ve katliam karşısında şimdiye kadar İslam Barış Gücü oluşturulamaz mıydı? Oluşturulamamış ise bunun sorumlusu kimlerdir? Bir takım açıklamalar ve eleştirilerle Müslüman ülkeler yöneticileri sorumluluktan kurtulabilir mi? Bunun da ötesinde Haçlı-Siyonist ittifakının çıkarlarını korumak üzere kurulmuş uluslararası örgütlerden yardım beklemenin anlamı olabilir mi? Bu bayram gününde sizin de moralinizi bozduğumu, canınızı sıktığımı biliyorum. Ancak, dünya bu insanlıktan uzaklaşmış tavrını sürdürdüğü sürece sanıyorum kardeşlerinin acısını yüreğinde duyanlar bu ızdırabı paylaşmaya devam edecekler.

Bu acıları yaşarken bayramla, bayramınızı paylaşmakla ilgili inanın nasıl bir cümle kuracağımı kestiremiyorum. Ancak, her şeye rağmen bu bayramın hayırlara vesile olmasını Allah’tan (C.C.) niyaz ediyorum. Çünkü ondan başka sığınacak bir kapı yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulkadir Özkan Arşivi