Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Canınızı sıkacak bir şey söyleyeyim mi?

Canınızı sıkacak bir şey söyleyeyim mi?

Canınız sıkılmasın. İmtihan oluyoruz. Havf ile reca, yani korku ile umud arasında bir yerde duralım, ama umudumuz korkumuzdan büyük olsun, sevgimiz de nefretimizden büyük olsun.

FETÖ dediğiniz örgütün arkasında ezoterik bir din algısı var. Bunun bir teolojisi var.

Bu yeni din algısı Sünni, Şii, Sufi, Selefi topluluklara nüfuz etmiş durumda. Bunun kendi akaidi var, fıkhı var. DAEŞ ya da Husiler, Haşdi Şağbi böyle bir oluşum. DAEŞ bunun Selefiler’deki uzantısı FETÖ bunun Sünni dünyadaki uzantısı. Buna benzer yapılar sadece Türkiye’de değil, Mısır’da da var İran’da da, Suudi Arabistan’da da.

Bakın, bunlar sadece kendilerinden ibaret de değiller. Sadece dini yapıların içlerinde yoklar, sağ-sol, liberal her yere nüfuz eden bir yapı bu. Hep söylüyoruz, CIA, MOSSAD, MI6, Vatikan’ın tapınakçıları, masonlar, hepsi bu yapı ile ilişkili. Medya, mafya, sermaye, siyaset, bürokrasi, STK, spor kulüpleri, dini yapılar, mesleki örgütler, finans dünyası, bilişim, olmadıkları yer yok ki!

Asıl sözünü etmek istediğim konu şu: Bakın bunlar insanların tamah, ihtiras, zaaf, hayal ve korkularını kullanıyorlar. Oltalarında bunlar var. Saddam’ı gösterirler ABD’nin kucağına kaçarsınız. ABD’yi görürsünüz Saddam’a razı olursunuz.

Diğer önemli bir konu: DAEŞ’çiler, PKK’lılar büyük çoğunlukta ölüyor ama vazgeçmiyorlar. Tevbe etmiyorlar. İtirafçı olmuyorlar.

Bakın BÇG’liler de böyle. Vazgeçmeyecekler kolay kolay. Yalan söyleyecekler, hem de utanmadan, yüzleri kızarmadan, her şeyi inkâr edecekler. Bırakın görüntülerini, isimlerini bile inkâr edebilirler.

Şimdi, asıl soru, asıl sorun şu: Düne kadar bunlarla beraber olup da, şimdi vazgeçtiğini söyleyenlerin, gerçekten bu işten vazgeçtiklerinden nasıl emin olabiliyorsunuz.

Şüphesiz, vazgeçenler vardır. Ama 17/25 milad olamaz. Bunlardan kripto bazı isimler o gün Gülen’e küfredip, Erdoğan’a methiyeler diziyor olabilirler. Sakın bunlara hemen inanmayın.

Hatta cemaatlerinin zayıf halkalarını ihbar edebilirler. Onları linç de edebilirler. Bunlar sadakatlerini göstermek için içlerinden birini linç de edebilirler. Bunlar için gayeye giden her yol mübah. Şeytanla akitlerine öylesine bağlıdırlar yani. Anne-babalarını, eşlerini, kardeşlerini gözden çıkartabilirler. Yedikleri haltları onlardan gizliyor da olabilirler.

Yargılama sürecinde yaşananlar bunun açık bir kanıtı.

O zaman bunlara bakıp, içinizdeki FETÖ’den dönme, Neo Muhtedi’lere karşı dikkatli olun.

Bakan, milletvekili, belediye başkanı, teşkilat yöneticisi ya da bürokrat farketmez. Bunlar biyonik robot! Kadınlar, yani ablalar çok daha yüksek bir aidiyet duygusu ile bağlı bunlar. Ve o alan hâlâ bunların kontrolünde. 

Bunlara sorun bakalım, teşkilatlarına bu konuda kendi geçmiş ilişkileri ile ilgili ayrıntılı rapor vermiş mi, savcılığa ihbarda bulunmuş mu, kendisi ile ilgilenen ast-üst ve yanındakilerinin isimlerini verdiler mi? Memurlar, amirlerine, CİMER, BİMER’e bu konuda ayrıntılı zaman, mekân, isim ve olay bildirerek bilgi aktarımında bulundular mı?

Bulunmamışlarsa onlara inanmayın ve güvenmeyin.

17/25’den önce işlenmiş suçların hesabı sorulmayacak diye bir şey yok. Örgüt ortaya çıktı, hâlâ bu örgütle ilişkisi olan varsa hiçbir suç işlememiş olsa bile bu ilişki örgüte yardım ve yataklık anlamına gelebilir anlamında bir tarihtir bu. Yoksa o güne kadar gayrimenkulleri, paraları bunlara aktaran, vali ve kaymakamlar, belediye başkanları, amirler, eğer bu haksız işlemlerin iptali için hiçbir şey yapmıyorlarsa hâlâ örgütle bağları devam ediyor demektir.

Soru çalınmış, haksız diploma alınmış, haksız işe girilmiş, bu ne zaman olursa olsun suçtur ve bunların deşifre edilmesi gerekir.

Bu kişiler, kendileri ayrılmış olabilir, ama beraber oldukları ayrıldı mı, ya da hâlâ oradalar mı? Bu konuda bu kişiler tanıklık yapmıyorlarsa bu çeteyi himaye ediyorlar demektir.

FETÖ konusu henüz bütün boyutları ile ortaya çıkmış, anlaşılmış değil.

Dikkat ederseniz daha işin uluslararası ayağı yeni yeni konuşuluyor. Dünyanın dörtte üçünde örgütlü bir yapıdan söz ediyoruz. Hep işin içinde ABD, İngiltere, İsrail, Vatikan ve NATO var diyoruz da, diyoruz işte. Son günlerde biraz Öksüz üzerinden Almanya’nın adı geçiyor o kadar. Adam Akyazı Buğdaylı köyünde gizleniyor, oradan çıkıp, ABD’nin yardımı ile İstanbul’a getiriliyor, Almanya’nın yardımı ile diplomatik bir kargoya dönüştürülüyor, sonra Konya’daki havaalanında bu defa askeri kargo uçağı ile Almanya’ya götürülüyor, oradan Brüksel’e gidip genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra Hollanda’ya, oradan Almanya’ya götürülüyor. Bunların hiçbiri normal değil.

Daha işin siyasi ayağı da tam olarak ortaya çıkmış değil. Medya ayağı tam olarak çözülmüş değil. Bürokrasideki yerlerini bir ölçüde koruyorlar. Sermaye de, özellikle bilişim, finans sektöründeki pozisyonlarını bir ölçüde koruyorlar.

Yurt dışından çok açık bir şekilde himaye ve destek görüyorlar. PYD de, FETÖ de himaye görüyorlar ve bunlar yurt dışında örgütsel yapılarını koruyorlar.

Ablalar, abiler, imamlar, mütevelliler örgütün deşifre olmamış unsurlarını toparlamaya çalışırken, bir de FETÖ’den boşalan yeri doldurmaya çalışan paralelin paraleli benzer yapılar var. Onu da görelim.

Gülen’i ABD de teslim etmiyor ama, mesela birçok eyalette yeni okullar açmasına izin vermiyorlar. Kontenjanları da zaten büyük ölçüde boş. Bazılarını kendileri kapatıyor, eskisi kadar cömert yardımlar da alamıyorlar. Zaten ABD’nin derdi kendine yetiyor, bir de bunlarla uğraşmak istemiyorlar.

Almanlar kötü şekilde bu işe bulaştılar. Hollandalılar da öyle, Brüksel de. NATO’dan eleştirilere karşı ses seda yok. İslam ve Türkiye karşıtları, Erdoğan ve AK Parti karşıtları aynada kendilerine bakmak yerine Türkiye’ye saldırmaya devam ediyorlar. Alenen cazgırlık yapıyorlar. En iyi savunma taarruzdur diyorlar sanki. “Hem suçlu, hem güçlü” diye bir söz var ya, işte tam öyle bir şey.

Bütün bu olanlar bizim canımızı sıkıyor ama, onların canları daha sıkkın. Ve bu gidişle daha da sıkılacak. Korkunun ecele faydası yok. Şecaat söylemeye devam ededursunlar, Halep orada ise Arşın burada. Yanlış hesap sonunda Bağdat’tan döner. Selam ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi