17 Ekim 2017 Salı27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:45Güneş 07:11Öğle 12:57İkindi 15:57Akşam 18:29Yatsı 19:49
    • 17°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,567 -0.18
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Misliyle karşılık vermek!

Zeki Ceyhan

Başbakan Binali Yıldırım ABD ’nin Türkiye ’de “vizeleri” askıya alma kararını eleştirirken, “Bize yapılanın misliyle karşılığını veririz” diyor.

Ve “saatler sonra aynı ifadelerle, aynı şekilde gereğini yaptıklarını” söylüyor.

Peki, doğru olan bu mu?

Önceliği ABD’ye kaptırdıktan sonra “misliyle karşılığını veririz” dediğiniz şey onları “taklit etmekten” başka bir anlam taşımıyor ki!

Türkiye, ABD böyle bir karar almadan önce Amerikalılara “vize vermeyi durdurmuş” olsa daha güzel olmaz mıydı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ’ın korumalarının ya da Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı’nın gözaltına alınmasından sonra böyle bir karar alınsa ve “Size vize vermeyi askıya aldık” denilse ne güzel olurdu, değil mi?

İşte o zaman bugün “misliyle karşılık vereceğiz” diye kendi kendimizi avutmak yerine çok etkili bir adım atılmış olunmaz mıydı?

Zannımızca şahsiyetli ve etkili bir dış politikanın ilk şartı başkalarının aldıkları kararları “taklit” eden kararlar almaktan ziyade önceliği başkalarına kaptırmamaktır.

Atı alan Üsküdar ’ı geçtikten sonra alınan “mukabil” kararların fazlaca bir etkisi olacağını sanmıyoruz.

Amerika ne yaptı?

Konsolosluk görevlisinin gözaltına alınması üzerine vize vermeyi askıya alma gibi bir tavır ortaya koydu.

Hiç, “Bizim elemanımız sizin yasalarınıza göre suç işlemişse cezasını çekmelidir” gibi bir yaklaşım içine girmedi.

Aldıkları kararın “kolay alınmadığını ve üzüntü verici” olduğunu söyleyerek “vize uygulamasını” askıya alıverdiler.

Bir de konsolosluk görevlilerine karşı Türkiye’nin aldığı kararın iki ülkenin ilişkilerini bozmaya yönelik olabileceğini iddia ettiler.

Benzer şeyleri Türkiye yapamaz mıydı? “Ya korumalarımızı verirsiniz ya da artık size vize yok” denilemez miydi?

İş işten geçtikten sonra “misliyle mukabele etme” kararı almak kendi kendimizi tatminden başka bir işe yarar mı?

Dış politikada önceliği “başkalarına kaptırmamanın” oldukça önemli bir faktör olduğu hiç unutulmamalıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.