Kemal Öztürk

Kemal Öztürk

İstifalar tehlikeli bir geleneği başlatır mı?

İstifalar tehlikeli bir geleneği başlatır mı?

Hangi açıdan bakarsanız bakın, Türkiye’nin en büyük şehirlerinde belediye başkanlarının istifası, bir siyasi parti için çok önemli ve çok riskli bir durumdur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her zamanki gibi bu riski aldı. İyi mi etti, kötü mü etti, yine her zamanki gibi, sonucunu görünce karar verilecek.

Zaten herkes, Erdoğan’ın aldığı bir karara doğru ya da yanlış demek için tereddüt ediyor. O riskli kararın sonucu isabetli olmuşsa, ‘iyi’; sonuç zararlı olmuşsa, (çoğu kez de kısık sesle) ‘kötü’ karar olarak not ediliyor…

Mesela 7 Haziran sonrasında aldığı 1 Kasım seçim kararında, eğer AK Parti kaybetseydi, aldığı karar ‘facia’ olacaktı. AK Parti kazanınca, ‘siyasi deha’ oldu Erdoğan.

AK PARTİ’NİN ALDIĞI EN RADİKAL KARAR

Belediye başkanlarının istifa ettirilmesi, öyle böyle değil, AK Parti siyasi tarihinde alınmış en radikal kararlardan biridir. Parti ilk defa belediye başkanlarının istifasını istiyor. Hem de İstanbul ve Ankara gibi, Türkiye’nin siyasi kaderini etkileyecek şehirlerin başkanları bunlar.

“Sandıkla gelen, sandıkla gider” ilkesi, yani demokratik ilkeler açısından konuyu çok tartışan oldu. Ben bu konuda tereddüt içindeyim. Seçilmiş birinin mahkeme kararıyla suçu ispat olmadıkça görevden el çektirilmesine karşıyım.

Öte yandan bir siyasi parti, kendi adayının hem şehre, hem partiye, hem de belediyeye zarar verdiğini düşünüyorsa, o başkanın istifasını istemesinin, kanuni olmasa da, ‘kamu faydasına’ bir tutum olduğunu da düşünüyorum. İstifa ettirilen belediye başkanları bu konumda mı? Hiçbiri hakkında yargı süreci başlatılmaması, kafaları karıştırıyor.

Ayrıca kimse yargı kararı olmadan ve net olarak suçu bilinmeyen bu belediye başkanlarının itibarını, kişisel geleceğini ve çocuklarına ne diyeceğini de tartışmıyor.

HİÇ KİMSE ARTIK RİSKLİ KARARA İMZA ATMAZ

Benim tartışmak istediğim başka bir konu var. AK Parti siyasi tarihinde ve ülkede çok önemli bir geleneği başlatmış oluyor bu kararla.Seçilmiş belediye başkanlarını istifa ettirmek, siyasilerin, bürokrasinin ve parti teşkilatının durumunu derinden etkileyecek bir karardır.

Herkes diken üstünde, herkes korkuya kapılmış, herkes kaygan bir zeminde yürümeye başlamış hissedebilir kendini. Suçunu bilen de, suçsuz olduğunu düşünen de aynı hisse kapılır böyle zamanlarda.

Bundan böyle, hiç kimse riskli bir karara imza atmayacaktır. Bundan böyle hiç kimse, Cumhurbaşkanı’nın onayı olmadan, büyük projelere girmeyecektir. Zaten belediyelerde stratejik, ülke çapında ya da global düzeyde etkili olan projeler üretilmiyordu. Şimdi, “ne gerek var risk almaya” diye bu konulara hiç girilmeyecektir.

Seçilmiş ya da atanmış, hiç kimse bundan böyle kendini güvende hissetmeyecek kanımca. Bu çok tehlikeli ve üretkenliği düşüren bir durumdur.

KİŞİSEL HESAPLARIN KARIŞTIĞI BİR TEHLİKE

Siyasette gördüğüm ve çok şaşırdığım kavga gerekçeleri vardı. Bir vekil, sekreterine kadro vermediği için TBMM Başkanı’ndan nefret ettiğini söylemişti bana. Seçimde de kendi partisinden olan bu başkana oy vermedi. Bu yine iyi.

‘Telefona önce kim alınacak’, ‘protokoldeki yerim neresi olacak’, ‘dediğimi yapmadı’, ‘gönderdiğim adama iş vermedi’ gibi, ilke ve prensipten uzak çok kavga gördüm. Bundan dolayı birbirine hasım olan, düşman kesilen çok kişi vardı.

Seçilmiş belediye başkanlarının durumunun kötü olduğunu ve görevden alınması gerektiğini tespit eden birileri var değil mi? İşte bunlar kimse, artık ikinci bir güç merkezi olmaya adaydır. Bundan sonra kimse bu raporları hazırlayan kişilere tek laf edemez, bir dediğini de iki etmez.

Bu kararı alacak insanlar arasında, kişisel hesabı, husumeti olan ya da başka planları olan birinin olma ihtimali, sizi de korkutmuyor mu?

KÖTÜ NİYETLİLERE FIRSAT DOĞABİLİR

 ‘Bu karar partide ve devlette kötü bir geleneği başlatabilir’ dediğim konu burasıdır. Seçilmiş ya da kanunla atanmış biri bile istifa ettirilebiliyorsa, o makamlara göz dikmiş, kötü niyetli herkese fırsat da doğmuştur. Bu ince ayarı nasıl yapacak AK Parti bilemiyorum artık.

Sanırım konu yine liyakat ve ehliyet meselesine gelip dayanacak. ‘Benim adamım olsun’ kavgasının zararlı sonuçlarını yaşıyoruz aslında.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kemal Öztürk Arşivi