19 Aralık 2017 Salı30 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:44Güneş 08:17Öğle 13:08İkindi 15:24Akşam 17:46Yatsı 19:12
    • 12°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 110.248 0.84
  • Altın: 155,354 -0.35
  • Dolar: 3,8262 -0.97
  • Euro: 4,5259 -0.53

Asi çocukların müziği

Kemal Öztürk

Romantik devrimcilerin hikayesi birbirine benzer. Metin Yüksel, Akıncıların/İslamcıların, Deniz Gezmiş solcuların genç yaşta yitirdiği, sonradan idolleştirdiği iki gençti. İkisinin de ‘rejimle’ sorunu vardı, asi çocuklardı. Tüm asi çocukların ağabeyi, duvarlara asılmamış posterleriydi.

Ne hüzünlüdür ki, bu asi çocukların yüzlercesi, binlercesi, ‘rejimle, TC ile, devletle’ hesaplaşma adına yitip gitti.

Devletin çocuklarına neden bu kadar haşin, acımasız davrandığını sonradan devlette çalışırken anladım. Bir baba gibi, kendisine itiraz edilmesini, hele isyan edilmesini hiç sevmiyordu ‘devlet baba’.

Ancak nedir bunca gencin hayatına mal olan, onları hapislerde çürüten, yasaklı, sakıncalı yapan suç? Bu gençlerin istekleri neydi?

O heyecanlı göğüslerinde, çoğunun sloganlaştırdığı ama içini tam dolduramadığı tutkulu idealleri vardı. ‘Özgürlük, eşitlik, hakkı hakim kılmak, emeğin iktidarı, İslam’ın hakimiyeti, Turan devleti…’

Nice genç bu sloganlar uğruna devletin acımasız tokadını yedi.

‘Ceberut devlet baba’ algısı taa Yetmişli yıllardan kalmaydı ve sebebi bizim ağabeylerimize acımasız davranmasından geliyordu.

‘Seksen kuşağı’ denen, benim yaşımdaki gençler, o ceberut hikayeleri dinleyerek, sonradan da polis copu, tekmesi yiyerek büyüdü.

İşte o günlerde Ahmet Kaya ile tanıştık. O şarkılarda nedense kendi çocukluğumuzu, gençliğimizi bulduk:

“Hani benim sevincim nerde?

Bilyelerim topacım

Kiraz ağacında yırtılan gömleğim.

Çaldılar çocukluğumu habersiz.

Penceresiz kaldım anne,

Uçurtmam tel örgülere takıldı

Hani benim gençliğim nerde?”

Aslına bakarsanız, sağın, solun, İslamcıların tarihinde çocukluğuna, gençliğine doymamış, kendini birden mücadelenin, kavganın ve davanın ortasında bulmuş binlerce gencin hikayesi ortaktır. Ortak olduğumuz bir başka şey de müzikti. Aslında çaktırmadan, Ahmet Kaya’da birleşmiştik hepimiz. Gizliden dinliyorduk şimdi tedavülden kalkmış kasetleri.

İnsanın doğasında var demek ki. Ne kadar sert ideolojilere, örgütlere sahip olursanız olun, müziğe ve sanata ihtiyaç duyuyorsunuz. Bizim mahalle (Ömer Karaoğlu kızmasın), şöyle göz yaşımızı, yüreğimizdeki acıları ve isyanımızı ortaya dökecek, dünyaya haykıracak müzikler yapamadı. Öyle sanatçılarımız, bestekarlarımız da çıkmadı.

O yüzden biz gizliden Ahmet Kaya’yı dinlemeye başladık. Rutubetli öğrenci evlerinde, sigara kokan odalarımızda, stereo Grundig teyp çalarda kum gibi akıp gittik Ahmet Kaya türküleriyle:

“Yan yana geçen geceler unutulup gider mi?

Acılar birden biter mi?

Bir bebek özlemiyle seni aramak var ya

Bu hep böyle böyle gider mi?...

Kendine iyi bak, beni düşünme

Su akar yatağını bulur.”

Suyu arayan adamların hikayesi bu topraklarda çok eskiydi. Biz de sanırım onların son kuşağıydık. Bazıları Ahmet Kaya’yı dinlememizi yadırgardı bu yüzden. Gizliden dinlememizin sebebi de buydu. Sonra Zülfü Livaneli eklendi kaset çalarımıza. Ardından Cem Karaca… Dikkat ettiyseniz hep ideolojik yanımızı besleyecek seçimlerdi bunlar.

Kardeş Türküler, Neşet Ertaş ve derken Sezen Aksu ile bu tabuları yıktık. Bob Dylan ve Joan Baez ile birlikte de yurt dışına açıldık.

Diyeceğim o ki, Ahmet Kaya müzik dünyasına girişimizin kapısıydı.

Ahmet Kaya’yı meşhur eden parçası, ‘Yorgun Demokrat’tı. Orada davalarına adanmış solcuların sonradan bulundukları dramatik hal anlatılır.

Sanırım bu parça, bugün bizim mahalleye uyarlanacak halde.

“Şarkılar küsmüş dudağa

Ömründe gecikmiş hasat

Karışmış çoluk çocuğa

Geçim derdinde demokrat

İçlenir hatırladıkça

İzlerini o günlerin

Düşe kalka bata çıka

Yaşadığı o depremin

Bu yolda dönenler oldu

Mum gibi sönenler oldu

Yar göğsüne baş koymadan

Vurulup düşenler oldu

Bir sen kaldın geride

Ah akıp gidiyor hayat

Yüreğim anlıyor seni

Artık susma yorgun demokrat

Allah Rahmet etsin, Ahmet Kaya’nın dün ölüm yıldönümüydü.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.