M. Şevket Eygi

M. Şevket Eygi

Cami mi Mektep mi?

Cami mi Mektep mi?

Kim söylemiş bilmiyorum, şu söz çok önemlidir:  “Bir şehre bir Yahudi cemaati yerleşirse, ilk yaptığı iş bir sinagog inşa etmek değil, bir Yahudi mektebi açmaktır.”

Zamane Müslümanları tam tersini yapıyor. Müslümanlar Türkiye’de, son elli sene içinde bir tek İslam mektebi aç(a)madılar ama elli bin yeni cami inşa ettiler.

İslam mektebi olmadığı için camiler vazifelerini, hizmetlerini yerine getiremedi... Ümmet birliği korunamadı, hizmet ve faaliyetler doğru dürüst yapılamadı.

Resulullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) Medine’de yaptırdığı, damı olmayan toprak cami aynı zamanda ilk İslam mektebi idi. Suffe, İslam’ın ilk üniversitesi de sayılır. Hz. Peygamber bu cami-okulun baş müderrisi idi.

İslam medreseleri ve mektepleri bulunmayan bir şehir ve ülke İslam ülkesi olmaktan çıkar, Müslüman ülke statüsüne düşer.  Nasıl bir Müslüman ülke?.. Sosyolojik Müslüman ülke.

Sosyolojik Müslümanlıktan gerçek İslam’a yükselebilmek için, çok vasıflı gerçek İslam medreselerinin ve mekteplerinin varlığı şarttır.

İslam mekteplerinin ve medreselerinin olmadığı Türkiye’de, bilhassa sabah namazlarında camilere gidiniz, fecaati göreceksiniz.

İslam mektep ve medreselerinde tahsil görmemiş, dini doğru olarak, gereği ve yeteri kadar öğrenememiş sosyolojik Müslümanlar camiye gitmezler.

İmam-Hatip mektepleri İslam mektebi midir? Değildir. Olsaydı, bilhassa sabah namazlarında, diğer vakitlerde onların öğrencilerini camilerde görürdük.  Kaldı ki, onların önemli bir kısmı hiç vakit namazı kılmaz.

Osmanlı devleti bir İslam devletiydi. En modern okulu, Batıya açılan penceresi olan Galatasaray Sultanîsinde (lisesinde) kuruluş yılı olan 1868’den, 1912’ye kadar, bütün Müslüman talebenin vakit namazı okul camiinde, okulun resmî imamının ardında cemaatle kılması mecburî idi.

Sosyolojik Türkiye’nin sosyolojik Müslüman halk yığınları hızla sekülerleşiyor ve gerçek İslam’dan, namazdan, ahkam-ı şer’iyeden, sahih din kültüründen uzaklaşıyor.

Ülkemizde her yıl İslamî hizmetler ve faaliyetler için milyarlarca dolar harcanıyor ama bu muazzam paranın bir kısmı ile gerçek İslam mektepleri açıl(a)mıyor.

Gerçek İslam mektebi, gerçek İslam medresesi... Bununla ilgili bilgi ve kültür yok. Bilgi ve kültür olmayınca niyet yok. Aksiyon yok, azim, cehd, gayret, plan program, proje yok. Bunlarsız mektep medrese açılmaz ki.

Fransa Müslümanları bizden çok daha kültürlü, akıllı, başarılı. Orada (benim bildiğim) elli kadar İslam mektebi var. İbn Rüşd İslam lisesi, bu sene (bir anket ve tasnife göre) ülke genelinde dördüncü oldu.

İngiltere’de Yusuf İslamın (Sabık Cat Stevens) açtığı İslam mektebi var. Devlet ona yardım ediyor.

Laik Fransa’da Katolik liseleri var.

Vatican’ın Romada yedi Katolik üniversitesi var. Biri Pontificia Universita Gregoriana’dır.

Bir buçuk milyarlık İslam dünyasının bir tek Eton Koleji ayarında mektebi yok.

Sosyolojik Müslümana, İslam mektep ve medresesinin lüzumunu anlatamazsınız.

Yıllardan beri İslam eğitimi, İslam mektebi konusunda yazıp duruyorum. Şimdiye kadar, bir tek İslamî sivil toplum kuruluşundan bir tek telefon, bir tek mail, bir tek mektup, “Bu konuda oturup konuşalım” mesajı gelmedi.

Mimarî ve sanat kıymeti, altın oranı olmayan cami binaları... Üç şerefeli uzun minareler... Kulakların zarlarını patlatan yüksek sesli hoparlörler... Cami kaloriferleri... Cami klimaları... Camilerin kapılarında ayakkabı poşeti düzeni... Camilerin altında, avlusunda veya bahçesinde paralı WC reklamları...  Cami personeli lojmanları... Son yenilik de, mihraplara asansör yaptırmak... Fetişizmin böylesi...

Eğitimi Eton Kolejinden üstün İslam mektepleri ve medreseleri açılmadıkça Müslümanlar kurtulamaz, necat ve felah bulamaz, hür olamaz.

Çok büyük maddî güce sahip İlim Yayma Cemiyeti bu hizmeti niçin yapmıyor?

Lafla, yafta ile, tabela ile İslam mektebi ve medresesi olmaz.

Birinci şart: Bu okullarda Fırka-ı Nâciye Ehl-i Sünnet ve Cemaat İslam’ı okutulacak ve öğretilecektir.

Bütün talebesi beş vakit namazı cemaatle kılacaktır.

Mükemmel Türk edebiyatı okutulacaktır.

Arapça ve İngilizce, kitap makale yazacak seviyede öğretilecektir.

Bugünkü dünya seviyesinin üzerinde zengin ve engin genel kültür kazandırılacaktır.

Sanat, estetik, güzellik, mimarlık, şehircilik boyutu kazandırılacaktır.

Fütüvvet ahlakı kazandırılacaktır.

Bu okula kavak tahtaları, patiska, güllü basma kumaşları alınmayacaktır.

Yıllardan beri cehalet, ilgisizlik çöllerinde bağırıp duruyorum. Belki ölümümden sonra bir ilgilenen çıkar.

Keşke Türkiye Müslümanları basit camilerde namaz kılsalardı da, mükemmel İslam mektep ve medreseleri açmış olsalardı.

En büyük, en süslü cami binası, içinde cemaat yoksa, hizmetlileri vasıflı değilse manen haraptır. Resulullah Efendimiz âhir zamanda müzeyyen camilerin yapılacağını fakat bunların harap olacağını bin dört yüz önceden haber vermiştir.

Mektepsizlik, medresesizlik ölümdür.

Yarı yasal, yarı gizli merdiven altı kurumlarıyla çağ seviyesinde İslam eğitimi yapılamaz.

Türkiye’de olmuyorsa, Aceh’te de mi açamıyorlar? Aceh neresi?..

***

Milyar dolarlarla oynayan koskoca bir cemaat,  bir Müslüman sivil toplum kuruluşuna mensup üniversiteli bir genç. Üç tarafı düzgün, bir tarafı fare yemiş gibi yırtık bir kağıda eciş bücüş çirkin bir yazıyla not yazmış. Başına bey, beyefendi, sayın gibi bir şey yazmadan kabak gibi M. Şevket Eygi yazmış. Üniversiteli, beş vakit namaz kılan bir genç için ne kadar ayıp ve kaba bir yazışma tarzı.

Yanlış anlaşılmasın, bey veya beyefendiyi kendim için istemiyorum. Üniversitede okuyan kibar, edepli, nazik, görgülü bir gencin, yaşça kendisinden çok büyük bir kimseye sadece ismiyle değil, bey ve beyefendi diyerek hitap ve müracaat etmesi gerekir. Beyefendi benim için değil, onun için lüzumlu ve gereklidir.

Milyonlarca liseli, İmam-Hatipli, üniversiteli Müslüman gence, İslam Osmanlı terbiyesini nasıl öğreteceğiz?

Yaşça ve makamca bir büyüğünü ziyarete gidiyor, randevu alıyor, vaktinde gelmiyor.

İlk defa gittiği bir büyük evinde, gelir gelmez WC’ye gitmek istiyorum, WC nerede diyor.

Akrep cep telefonunu kapatmıyor, çaldırıyor ve umursamazca konuşuyor.

Sadece bu daire sizin mi, yoksa binanın tamamı sizin mi gibi lüzumsuz aptalca sorular yöneltiyor.

Bendeniz bir cemaati, tarikatı, himaye edip yetiştirdiği gençlerle değerlendiririm. Onlar nazik, kibar, terbiyeli, büyüklerine hürmetkar, küçüklerine şefkatli, edepli, görgülü ise o cemaat veya tarikat iyidir, değilse çok noksandır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
M. Şevket Eygi Arşivi