Engin Ardıç

Engin Ardıç

Ugandalı Helen

Ugandalı Helen

"Troyalı Helen kıyafeti" diye bir şey yoktur.
Helen'in (şuna Eleni demeyi de beceremediniz bir türlü) nasıl giyindiği bilinmemektedir. Laf aramızda, böyle bir kadının varolup olmadığı da bilinmemektedir ya...
Haa, bakınız Mikeneli kadınların giysileri için elimizde ipucu var: Bizim "üç eteğe" benzer bir şalvar giyerlermiş, kazılardan çıkan başı kopuk bir heykelcikten anlıyoruz. Giritli kadınlar da öyle giyiniyorlar, Knossos Sarayı'nın duvar resimlerinden biliyoruz.
Ama Troya'da kim ne giyerdi, bilmiyoruz.
Eleni "aslen" Spartalı olduğu için o da Mikeneli gibi giyinse gerektir. Ama bu giysi, orasını burasını açıkta bırakan Hollywood tasarımları kadar iç gıcıklayıcı değildi herhalde. Eleni'yi ellili yıllarda oynamış Rossana Podesta, şimdilerde Diane Kruger o kadar güzel kadınlar ki, biryerlerini göstermemek ayıp sayılıyor olmalı!
Troya askerleri nasıldı, onu da bilmiyoruz.
Ama karşı tarafı gene biliyoruz: Dendra'da kazılardan çıkan bir zırh var elimizde, Mikene zırhı, kalın kaba bir şey, içinde hareket etmek çok zor olsa gerek.
Her hal-ü kârda, Hollywood filmlerinde görmeye alıştığınız "eski Yunanlı cengaver" kılığı değil!
Çünkü bütün o eski Yunan deyince aklınıza gelen giysiler, hani o ürkütücü miğferler, tozluklar, şallak mallak savaşçılar falan, çok daha sonrasının, M.Ö. altıncı-beşinci yüzyılın işidir.
Troya savaşının ise M.Ö. 1200'lerde geçtiği sanılıyor.
Biri demir çağıdır, öteki bronz (tunç) çağı.
Biri ölülerini gömer, öteki yakar örneğin.
Ama Hollywood bu, istediği gibi uçuyor. "Troy" filminde, Mikene kralı Agamemnon'u da çarpışmalarda öldürdüler.
Mitolojiye hakaret, İlyada'ya hakaret, Homeros'a hakaret, Yunan kültürüne hakaret. Yunan Kültür Bakanı olsam dava açardım.

***
Kampala (Uganda) büyükelçiliğimizde bir 29 Ekim resepsiyonu verilmiş, bu davette büyükelçi Ayşe Sedef Hanım kendine "şekil yapmış"...
Üstünde tuhaf bir şey: Entari desem değil, peştemal desem değil, etek desem değil, kaftan desem değil...
Hani masa örtüsünü almış da kafasından aşağı geçirmiş gibi...
Ama asla "eski Yunan" kıyafeti de değil. Ne şu yüzyılın ne bu yüzyılın.
Yanında da bir elçilik çalışanı, onun üstüne de tek omuzlu ve "toga" benzeri bir çul atmışlar, "Zeus kıyafeti" oluyormuş. (Adam Zeus'tan ziyade Saraçhanebaşı'nda dolmuş değnekçisini andırıyor.) Yakışıklı bir kavas bulup onu da Ahilleus kılığına sokamadınız mı?
Hanımefendi "Troya yılında Afrikalı dostlarımıza Troya'yı tanıtmak için yaptım" demiş. Sanki Ugandalı diplomatlar Wolfgang Petersen'in filmini seyretmediler... Tahtadan sütçü beygiri de getirseydiniz.
Ayıptır yahu. "Bir Türk elçisi nasıl eski Yunanlı kılığına girer" diye değil.
"Bir Türk elçisi nasıl böyle bir sakillik sergileyebilir" diye.
Hanım Ankara'ya geri çağırılmış ve soruşturma başlatılmış.
Cezalandırılması gerekir.
"Yunanlı kılığına girmekten" değil, ucuzluk, basitlik ve zevksizlik sergilemekten. Siyasi ya da kültürel nedenlerle değil, "estetik" nedenlerle.
***
"Çanakkale vilayetinin adını değiştirip Troya yapalım" diyen manyaklar bu konuda ne düşünüyorlar?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Engin Ardıç Arşivi