25 Mart 2017 Cumartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 8°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • -6°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 7°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 1°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,560 -0.67
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Obama ve zafer: Kimler kazandı?

İbrahim Karagül

Amerikan seçimlerini; yoğun yağmur altında Roma sokaklarını keşfederken, dikkatimi başka bir programa yoğunlaştırmışken, çok az yerine sadece bir göz atacak kadar zaman ayırabildiğimiz bu kenti iki gün içinde mümkün olduğunca sindirmeye çalışırken izlemek zor oldu.

Roma'yı gezmek ne kadar keyif verdiyse, seçimler üzerinde yoğunlaşma fırsatı bulamamak o kadar keyifsizdi. Amerika'yı böylesine heyecanlandıran, dünya genelinde dikkatle izlenen, hem ABD için hem de dünyanın geleceği için böylesine kritik bir seçimi, kendi çalışma disiplinim içinde izlemek isterdim.

Sonra, aslında bunun bir gereklilik olmadığını gördüm. ABD ile ilgili her gelişmeyi izleyen benim için bile, seçmenlerin sandık başına gitmesiyle sonuçların açıklanması arasında yapacak hiçbir şey yok. Öyleyse sonuçları öğrenmek yeterli. Çünkü iki ihtimalin de hem ABD için hem de dünya için ne anlama geleceğine ilişkin kanaatler kesinleşmişti.

Obama kazandı. Amerika için “devrim”, dünya için umut oldu. McCain kazansaydı, Cumhuriyetçiler yine kazansaydı bütün dünya buz kesilecekti. ABD'nin ve dünyanın siyasi olarak tükendiği, ekonomik olarak büyük bir uçurumun kenarında olduğu bir dönemde, umuda ihtiyacı vardı ve o umut Barack Hüseyin Obama'ydı.

Tarihi bir seçim oldu. Sonucu da tarihi oldu. İlk kez siyah bir lider dünyanın en güçlü ülkesinin, siyasi ve askeri öncüsünün, küresel sistemi şekillendiren ülkenin başkanı oldu. Sadece Amerika'nın değil, dünyanın en önemli ülkesi oldu.

Siyah bir adam. Ataları Müslüman bir adam. Kişisel geçmişi en tartışmalı adam. Seçim kampanyasında El Kaideci bile ilan edilen adam… Kenya'dan Beyaz Saray'a uzanan çalkantılı bir hayat.

Bazılarına göre Martin Luther King, bazılarına göre Malcholm X, bazılarına göre kölelerin Amerika'yı yönetmesi. Afrika'dan taşınan, daha kırk yıl öncesine kadar okullara, restoranlara bile alınmayan kölelerin torunları şimdi Beyaz Saray'a bir lider tayin etti.

O bir umut, en çok bunu kullandı. ABD seçmenlerine değişim, devrim ve umut vaat etti. Neyi değiştireceği, neyin devrimini yapacağı belirsiz olsa da.. Beyaz Amerika'ya rağmen, ırkçı Anglo-Sakson statükoya rağmen, kendilerini dünyanın tek hakimi gören neocon kıyamet savaşçılarına rağmen, kitleleri harekete geçirebildi.

Hem seçmeni için, hem ezilenler için, hem dünya için bir şeyleri değiştireceğini ilan etti. Sempati ondan yanaydı, insanların gönlü ondan yanaydı ama sandıktan sürpriz çıkabileceği korkusunu hemen herkes yaşıyordu. Olmadı, o seçildi.

Bütün bu romantik özlemlerin ötesinde, Obama'nın seçilmesi dünya genelinde etkin olan, Bush yönetiminin hırçınlıklarının yol açtığı çatışmacı, saldırgan, dışlayıcı, tahrip edici dış politik anlayışının değişeceğine dair umutları da artırdı. Daha uzlaşmacı olacak, uluslararası kurumları ciddiye alacak, çatışma yerine küresel koalisyonu önceleyecek, krizlere uzlaşma ile çözüm arayacak, küresel barış yolunca adımlar atacaktı.

Sempati, umut bu kadarını sağlayabilir miydi? Bekleyip göreceğiz… Bugüne kadar yaşananların Bush yönetiminin çılgınlıkları olduğuna inananlar için bir şeylerin düzelmesi ihtimali elbette var. Ama bunların dünyanın öncü ülkesinin 21. yüzyıl projeleri olduğunu düşünenler için Obama'nın seçilmesinin tek etkileyici yanı, siyah ve ezilenlerin arasında bir liderin Beyaz Saray'a oturması olacaktır.

Obama mı kazandı, siyahlar mı kazandı, Müslümanlar mı kazandı, gerçekten demokrasi isteyen mi kazandı, değişim yanlıları mı kazandı yoksa Amerika mı onu da göreceğiz.

Biz şimdilik bu sonucun heyecanını yaşayalım, umudun nasıl bir şey olduğunu tadalım, bu halin keyfini sürelim. İnsanlık adına bütün çirkinlikleri sergileyen bir kadronun gücünün elinden alınmasına sevinelim.

Daha sonra, aslında Obama'nın ya da ezilenlerin değil sistemin kazandığını, sistemin kendini Obama gibi bir kimlik üzerinden yenilediğini, Amerikan toplumundaki bölünmüşlükleri azalttığını, kitleleri tekrar ortak hedeflere kilitlemeye çalıştığını, yeni bir “Amerikan Rüyası” kurduğunu tartışırız.

Elbette bu Amerikan tarihinin en önemli olaylarından biri. Elbette dünya için çok anlam ifade ediyor. Elbette hepimizi heyecanlandırıyor. Elbette dünya için güzel umutlarımızı canlandırıyor. Ama bir yanımız o kadar gerçekçi ki, bu halin uzun sürmeyeceğine inanıyoruz.

Çünkü aslında Obama değil Amerika kazandı. Şimdilik durum bu. Ancak Obama'nın, bu yeni dalganın bile Amerika'yı istediği yere taşıyacağından emin değiliz.

“Yeni bir rüya” kurulsa da, bize göre “Amerikan Rüyası” gerçekten çöktü!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.