19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 26°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 108.434 1.41
  • Altın: 151,492 0.04
  • Dolar: 3,6547 -0.47
  • Euro: 4,3288 0.00

Daha da büyüdü

Engin Ardıç

Yıllarca uğraştım, bu günü görmek için... Çok şükür...
Elbette "görsel" etki, yazılı basından binlerce kat fazladır. Televizyonculuk günlerimden bilirim.
Yıllarca dil döktüm, Can Dündar işi kamerasıyla bir çırpıda bitirdi. Ellerine sağlık.
Atatürk'ün uzaydan gelmediği, bir tanrı olmadığı anlaşıldı.
Atatürk uyumaz, üşümez, acıkmaz, yorulmaz safsatası bitti.
Demek ki onun da herkes gibi "zaafları" olabiliyor, o da hepimiz gibi içki ve sigara içebiliyor, seviyor seviliyor, küsüyor darılıyor, seviniyor üzülüyordu...
Demek ki insanın bir üvey babası ve üvey kardeşleri olması utanılacak bir şey değildi, bu yüzden anasına kızması hatta küsmesi de son derece "insani" bir duyarlıktı...
Demek ki o da böbrek taşı düşürebilir, kalp spazmı geçirebilirdi herkes gibi...
Yapayalnız bir yetim çocuktan büyük bir önder çıkabiliyordu demek ki...
Demek ki onun da dar geçitleri, zor zamanları, başarısızlığın kıyısına kadar geldiği, herşeyinin pamuk ipliğine bağlı olduğu ters günleri olabiliyor, büyük bir önder bile gerektiğinde bunalabiliyor, sıkılabiliyor, kuşkuya da kapılabiliyordu...
Sevdikleri ve sevmedikleri, dostları ve düşmanları elbette çıkabiliyordu...
Çevresine çöreklenmiş olan bir sürü çıkarcı hergeleye burukluk ve hatta öfke de duyabiliyordu o büyük önder, hayatının son yıllarında...
"Eserini" nasıl eğip büktüklerini, çarpıttıklarını görüp hayata bile küsebiliyordu...
Yıllarca bunları anlatmaya çalıştım kot kafalılara. Her türlü haksızlığa ve hakarete de uğradım. Şimdi Can Dündar da uğramaktadır. Katlanacaktır bizim gibi.
Evet arkadaşlar, savaş bitmiştir. Atatürk bu filmle küçülmedi, daha da büyüdü.
Kemalistler yenildiler, Atatürk kazandı.
Bugün gene bir 10 Kasım... O pırıltılı ve "trajik" adamın, o itilip kakılmış yetim çocuğun, o yanlışları ve doğrularıyla hepimizden daha büyük insanın ölüm yıldönümlerinden biri daha.
Ben onu severim. Gençliğinde parasızlıktan kestaneyle rakı içtiğini öğrendiğim gün daha da sevmiştim.
Şimdi daha iyi tanıyınca siz de daha çok seveceksiniz artık.
Ölümünden yetmiş yıl sonra, Atatürk kazandı.
Biz de bunun için didindik, hokkabazlar, çapsızlar, yeteneksizler, kaz kafalılar yenilsinler, o kazansın diye.
Başardık Can... Başardın... O kazandı.
Yani, Türkiye kazandı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.