16 Aralık 2017 Cumartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:07İkindi 15:23Akşam 17:45Yatsı 19:11
    • 12°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • -3°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,894 -0.46
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Şiîlikle Şâfiîliği Karıştırmış!..

M. Şevket Eygi

BİR kısım vatandaşlarımızın din konusunda kafalarının ne kadar karışık ve karıştırılmış olduğunu anlamak için, aşağıdaki okuyucu mesajına bir göz atmak yeterlidir. Haber vaktim sitesi bir yazımı iktibas etmiş, vatandaş okumuş ve bendenizi tenkit ediyor: Buna benzer nice protestolar, eleştiriler vardır. İmlasını bile değiştirmeden aynen veriyorum:

Dört mezhep demek lazım

Yazar: Salih Er-2008-11.18 10:13:21

hakk allah’ın isimlerinden biridir, neden mezheplere böyle bir koruyuculuk veriyorsunuz, şafilerin hanefileri müslüman saymaması da hak mıdır, şafilerin ya diğer mezheplerin camilerini bombaları hak mı ya hanefilerin karşılık vermeleri hak mı. haram olmayan şeyleri niye haram sayarsınız kuran ayeti meali varken, muhalefet edip mezheplere haram şeyler helal şeyler listesi yapmak hak mıdır. allah’ın helal kıldığını haram kılınan vay haline diyen kitabımıza rağmen hak mıdır.

http://www.habervaktim.com/yazaryorum,php?id=9046&page=4

Muhterem vatandaşımızın iyi niyetli olduğunu farzederek, kendisini ayıplamıyorum. Lakin yanlışlarını mutlaka düzeltmesi gerekir.

1. Şafiî mezhebi ile Şiîliği karıştırıyor.

2. Şafiîlerin Hanefileri Müslüman saymadıklarını sanıyor.

3. Şafiîlerin Hanefilerin, ayrı camileri olduğunu ve birbirlerinin camilerini bombaladığını zannediyor.

4. Bizim yani Sünnî Müslümanların haram olmayan şeyleri haram saydığımızı sanıyor.

5. Mezheplerin haramları helal yaptığını söylüyor.

Sevgili vatandaşımız bir kaç satır içine bu kadar yanlışı nasıl sığdırmış?

Biz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanları; fıkıh, ahkâm-ı Şer’iye konusunda dört hak mezhep (fıkıh ekolü) olduğunu kabul ederiz. Bu dört mezhepteki bilgilerin hepsi de Kur’ân’dan, Sünnet’ten, icmâdan çıkartılmıştır ve esasta, yukarıda belirttiğim gibi birdir. Teferruata (ayrıntılara) ait bazı çeşitlilikler vardır ki, bunlar tefrika değil, aksine bir zenginlik ve rahmet unsurudur.

Mezhepler arasındaki çok küçük farklılıklara bir örnek vermek istiyorum: Resul-i Zişan Efendimizin yüzünde (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir keresinde küçük bir kanama olmuş. Hazret-i Aişe validemiz bunu görmüş, elini koyarak “Yüzünüz kanıyor” demiş. Efendimiz yeniden abdest almış. Bu hadiseden yola çıkarak Hanefilik kan abdesti bozar demiş, Şafiîlik ise, Peygamberimiz kan çıktı diye değil, yüzüne bir kadın eli değdi diye abdestini tazeledi hükmünü çıkartmış.

İşte dört hak mezhep arasındaki çeşitlilikler bu cinsten şeylerdir ve hiçbir zaman usûle, temel hükümlere zarar vermez.

Bu dört mezhep arasında esasta, asıllarda, temellerde hiçbir ihtilaf (anlaşmazlık, uyumsuzluk) yoktur.

İhtilaf Sünnîlikle Şiîlik arasındadır. Ne yazık ki, bu iki grup arasında usûl bakımından derin ihtilaflar vardır. Cenab-ı Hak Kur’ân’ı ve Sünneti doğru şekilde anlamakta uzlaşma ve anlaşma sağlasın. Âmin.

Pakistan’da yıllardan beri maalesef Şiîlerle Sünnîler arasında çatışmalar olmaktadır. Okuyucumuz Şiîleri Şafiî sanarak bunca yanlışı yapmıştır.

Sünnî mezheplerin helalleri haram, haramları helal yaptığı iddiası büyük bir iftiradır.

Türkiyemiz’de Alevî vatandaşlar bulunmaktadır. Alevîlik ile Şiîlik bir değildir. Büyük bir Ortadoğu devleti, Türkiye Alevîlerini Şiîleştirmek için büyük gayretler ve masraflar yapmaktadır.

Türkiye’yi pençesine almış olan Ergenekon zihniyeti “Böl, parçala ve hükm et” prensibi ile halkımızı birbirine hasım, rakip, düşman fraksiyonlara bölmüştür.

Bir kısım Sünnîlerle Alevîleri birbirine düşman etmiştir.

Bir kısım Türklerle Kürtleri...

Dindarlar ile laikleri...

Sağcılarla solcuları...

Bu parçalama, bölme, birbirine düşman etme, çatıştırma, çekiştirip tepiştirme ülkemiz, milletimiz, devletimiz için bir felaket olmuştur.

Aynı topraklar üzerinde yaşayan halkın toplumsal barış ve uzlaşma içinde yaşaması gerekmez mi?

Bugün Türkiye Müslümanlarını birbirine düşürmek, çarpışan sektörler haline getirmek için kimler çalışıyor:

MOSSAD... CIA... Ergenekon... Sabataycılar... Kripto Yahudiler... Kripto Ermeniler... Papalık... Evangelist Protestan kiliseleri...Mooncular... ve daha neler neler...

Birtakım bozuk ilahiyatçılar yıllardan beri, din kültürüne sahip olmayan cahillere mezhepleri put gibi tanıttılar. Mezhepleri Kur’ân’a aykırıymış gibi gösterdiler Şafiî ile Şiînin arasındaki farkı ayırt edemeyen kardeşlerimiz, vatandaşlarımız da onların tuzaklarına düştü.

Birtakım azgın ilahiyatçılar kitaba, Sünnete, icmâya dayanan İslâm’ı -hâşâ- Emevî dini olarak gösterdi.

Büyük bir ilahiyat fakültemiz şu anda Pakistanlı bozuk adam Fazlurrahman’ın fikirleri, inançları, görüşleri çukuruna düşmüştür. O Fazlurrahman ki, kendi ülkesinden bin kadar müftü, fakih ve icazetli din aliminin protestoları ve fetvaları ile kovulmuştur.

Bozuk ilahiyatçılar, reformcular, tarihselciler, aykırı fikirliler Diyanet’i ele geçirmek için çalışıyor.

1960’lı yıllarda papalık tarafından çıkartılan Dinlerarası Diyalog fitnesinin alevleri bacayı sardı. Bazı diyalogçular işi o kadar azıttı ki, Hıristiyanlıktan bile çıkmış, inanç konusunda azmış sapıtmış Edison’u Cennet’e sokmak için şeytana parmak ısırtacak sinsi propagandalar yapıyor.

Bütün bu fitnelerden ve fesatlardan, nifak ve şikaktan, çekişme ve tepişmeden kurtulmak için akaid, fıkıh, ahkam-ı sultaniye ve ahlâk olarak Ehl-i Sünnet ve Cemaat, yani Kur’ân, Sünnet, icmâ-i ümmet dairesi içinde bulunmak, dinî konularda kendi kafasından konuşmamak gerekir.

Ehl-i Sünnet demek, cahillere değil, gerçek alimlere tâbi olmak, din konusunda onları dinlemek demektir. Ehl-i Sünnette dört hak mezhep vardır ve bunlar arasında usûlde ihtilaf yoktur.

Hak mezhepleri kaldırırsak yüz binlerce, hattâ milyonlarca bâtıl mezhep zuhur edecektir. Çünkü herkes dini kendi kafasına, re’yine, heva ve hevesine göre yorumlayacak, elifi görse mertek sanan nice cahiller başımıza müctehid kesilecektir.

Dr. Moon Bazı İlahiyatçılara Kanca Attı

HÜRRİYET gazetesinin webarsiv sitesinde 03.04.2004 tarihiyle şu ilginç bilgi yayınlanmıştı:

Moon tarikatı üyesi ilahiyat dekanı var

Ayda Kayar/İSTANBUL

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Niyazi Öktem, Moon tarikatının, ABD’deki sıradan tarikatlardan biri olduğunu ve çok yoğun misyonerlik faaliyeti yaptığını anlattı. Prof. Öktem, çocukların bu faaliyetlerde önemli bir yer tuttuğunu da söyledi.

Moon tarikatını “Hıristiyanlıkla, Ortadoğu dinleri arasında yapılan bir bağdaşım dini olarak tanımlayan Prof. Öktem, ABD’deki New Yorkers Oteli’nin tarikata ait olduğunu ve burada iki-üç ay süren eğitim seminerleri düzenlediğini anlattı. Prof. Öktem, Türkiye’den de çok sayıda ilahiyat profesörünün bu seminerlere katıldığını söyledi. Bunlardan birakçının Moon’a biat ettiğini ve çocuklarının Mooncular tarafından ABD’de okutulduğuna yönelik dedikodular olduğuna da dikkat çeken Prof. Öktem, “Hatta bunlardan biri, bir İlahiyat Fakültesi’ne dekan bile oldu” dedi. Prof. Dr. Öktem, dekan olan ilahiyat profesörü ve Moon eğitimi alan bilimadamlarının isimlerini ise vermeyeceğini söyledi.

http://webarsiv.hürriyet.com.tr/2002/04/03/108262

Muhterem okuyucularımın Dr.Moon dini hakkında az çok bilgileri olduğunu sanıyorum. Aslen Koreli olan Dr. Moon kendisinin peygamber ve mesih olduğunu iddia etmiş ve “EVRENSEL HIRİSTİYANLIĞIN BİRLEŞİMİ AMAÇLI KUTSAL RUH CEMİYETİ” adında bir din kurmuştur. Bu zat dünyanın sayılı zenginlerindendir. Denizde kum, Dr. Moon’da dolar. Bu dolarlar sayesinde dünya çapında faaliyetler yapmakta, nice işler çevirmektedir.

Dr. Moon dini ile İslâm bağdaşır mı? Bu soruya “Hayır kesinlikle bağdaşmaz!..” demek için din uzmanı olmak gerekmez. Peki bizim bazı ilahiyatçılarımızın, İslâm ile bağdaşmayan bu teşkilatla sıkı ve samimi işbirliğini nasıl izah etmeli? Dr. Moon’u kullanıyoruz diyebilirler, peki cin fikirli Dr. Moon asıl onları kullanmış olmasın?

Bizdeki bir kısım Dinlerarası Diyalog taraftarlarının da Dr. Moon dini ile teşrik-i mesai ettiğine dair rivayetler ve bilgiler vardır.

Mooncular halka inmekten ziyade akademik ve askeri çevrelere sızmaktadır.
Bazı İlahiyatçıların Dr. Moon’a biat ettiği, çocuklarının Moon burslarıyla ABD’de okutulduğu da yaygın rivayetler içindedir. (İnternet’e bakabilirsiniz.)

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.