25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 34°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 32°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 32°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 36°C Aydın
    • 39°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,194 -0.24
  • Dolar: 3,5623 0.16
  • Euro: 4,1506 0.29

Baykal ve Derviş’in sözleri

Abdulkadir Özkan

Demirel’in meşhur, “Dün dündür bugün bugündür” sözü vardır. Bir tavrı anlatması bakımından siyaset tarihimize geçmiştir. Ancak, söz Demirel’e ve O’nun yaklaşımını göstermesine karşılık o sözün anlamına uygun davranmış daha çok kişi de ortaya çıkmaktadır. Önemli olan bazı kişilerin dün söyledikleri ile bugün söylediklerini yan yana getirip birlikte değerlendirilmesidir. Ne var ki siyasilerin bazıları genellikle insanımızın unutkanlığından yararlanıyorlar. Milletimiz de geçmişi fazla düşünmemeyi tercih edince dün söylediklerinin bugün tam tersini söylemek ve davranmakta bazı siyasiler bir sakınca görmüyorlar.

Eleştirmek için değil sadece dün ile bugün arasındaki farkı göstermek bakımından Baykal’ın çarşaflıların CHP’ye katılmasının ardından yaptığı son açıklamasından kısa bir alıntı yapmak istiyorum. Baykal CNN’e yaptığı açıklamada şöyle söylüyor:

“Bir kişi gelip partinizi benimsiyorum diyorsa, kendisine kıyık kıyafetinin bir engel olduğunu söyleyemem. Bu ne sosyal demokrasiye, ne demokratlığa sığar.”

Doğrudur demokrasi insanların kılık kıyafetine göre tasnif edilmesini kabul etmez, bir siyasi partinin de gelenleri kılık kıyafetine göre üye kabul edip etmemesi normal işleyen sistemlerde akla bile gelmez. Ancak, Sayın Baykal’ın demokrasiyi ve sosyal demokrasiyi çarşaflılar partisine üye olduklarında hatırlaması ilginç değil midir?

Çarşaflılar CHP’ye gittiğinde demokrasi gereği olurken nasıl oluyor da bir başka partiye gittiklerinde rejim için tehlike oluşturduğu ileri sürülerek bu insanların toplumdan dışlanmasına yol açan tavırlar sergileniyor?

Baykal’ın geçmişte söyledikleri ile bugünkü demokrasi ve sosyal demokrasi tarifi Demirel’in “Dün dündür, bugün bugündür” sözleri ile tam bir örtüşme sergilemiyor mu?

Bir başka alıntıyı da Kemal Derviş’ten yapmak istiyorum.

Öncelikli olarak bugün uygulanmakta olan ekonomik politikalar ana hatları ile Derviş’in Amerika’dan getirilip ekonominin başına oturtulduğu Ecevit hükümeti döneminde hayata geçirilen politikalar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yani bugün ülkemizin ekonomik çıkmazın içine düşüşünün, borç gırtlağı aşmış olmasının, hükümetin yeni borç bulabilmek için IMF ile anlaşmaya çalışmasının birinci dereceden sorumlusu Derviş ve onu Türkiye’ye gönderenler değil mi?

İşte bugün yaşanan krizin sorumlusu kendi politikalarının uygulanması olduğu halde , “Kriz, gelecek aylarda kötüleşecek” diyerek güya uyarı görevini yapıyor. Aslında Derviş Türkiye’ye küresel sermayenin temsilcisi olarak gelmişti. Türkiye’nin tüm ekonomik politikalarını küresel sermayenin çıkarlarına göre dizayn ettikten sonra çekip yeniden Amerika’ya döndü ve yaptıklarının karşılığı olarak küresel sermaye Derviş’i BM Kalkınma Proğramı Başkanlığı’na getirdi.

Şimdi ise Derviş güya bizleri uyarıyor. Uyarsa ne olacak. Bu krizden çıkış için yine küresel sermayenin istekleri doğrultusunda bazı tedbirler alınacak, yine küresel sermaye merkezlerine başvurularak yeni borç alınmaya çalışılacak. Kısacası değişen bir şey olmayacak. Türk halkı Ecevit hükümetinden bu yana uygulanan ekonomik politikalar sebebiyle yaşadığı sıkıntıyı daha uzun yıllar yaşayacak. Ondan sonra da bu politikaların mimarı ve ilk uygulayıcısı milletin gözünün içine bakarak gelecek aylarda krizin daha da kötüleşeceğini söyleyecek. Bu sözlerle Derviş’in uyarı görevi mi yaptığı yoksa iktidarı küresel sermayenin isteklerine teslim olmaya mı zorladığını düşünmek durumundayız.

Şahsen Derviş’in bu kriz karşısında en azından Türkiye’ye dayattığı yanlış uygulamalar sebebiyle özür dilemesi gerekirken hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranarak dün söylediklerinin bugün tam karşısında yer alması da Demirel’in “Dün dündür bugün bugündür” mantığının bir yansıması değilse hedef saptırmaktan öte bir anlam ifade etmez.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.